Koreli kadın adalet istiyor

Koreli kadın adalet istiyor

16 Şubat 2020 Pazar, 10:27
Abone Ol google-news

Kore’nin efsanevi kralı Sejong’un müzesine girmek için metro istasyonundan çıkınca Gwanghwamun Kapısı Meydanı’nda yolun karşısında kalabalık bir grup dikkatimizi çekiyor. Orta yaşın üstündeki bir grup ellerinde pankartlar, merdivenlere oturmuş ve ara ara yalnızca kendi duydukları bir sesle bağrıyorlar. O meydanın sıkça eylemlerin gerçekleştiği bir alan olduğunu sonradan öğreniyoruz. Hak-hukuk-adalet diye bağırdıkları da belli ancak ne konuda anlamıyoruz haliyle, öğrenmek boynumuzun borcu!

Eylemin liderlerinden biri Seul hükümetini protesto ettiklerini söylüyor. Gerekçe ise Güney Kore’nin Japonya’dan aldığı tazminatı halka yansıtmaması. “O tazminat hepimizin, biz eziyet çektik, halk tazminatlardan bir şey görmedi, hükümet hesap vermeli” diye anlatıyor tepkilerini. Tazminata konu olan dava ise yıllardır süren Japonya’nın ülkeyi işgal ettiği dönemde Koreli kadınlara yönelik istismarlar, seks kölesi yapılmaları.

Hatırlanacağı üzere Japonya Kore’yi 1910 yılında istila edip II. Dünya Savaşı’na kadar tam 35 yıl Kore’de hüküm sürdü. Bu süreçte haliyle birçok Koreli mağdur oldu. Kendi dilleri bile yasaklandı. Ancak sonradan anlaşıldığına göre en mağdur yine kadınlardı. II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan acı gerçek, Japon askerlerine “hizmet” için Japonya’nın hüküm sürdüğü Asya ülkelerinde birçok genelev açılması ve Koreli kadınların, çocuk yaştakiler dahil oralarda zorla alıkonulmasıydı. Endonezya’da da bu tür genelevler açtıkları sonradan ortaya çıktı.

Güney Kore basınına yansıyan haberlere göre, birçok genç kız-kadın nereye gittiklerini bilmeden, fabrikada, orada burada çalışacak diye evlerinden koparılıp yıllarca zorla alıkonuldu, seks kölesi yapıldı. Bu konu, Seul-Tokyo arasında yıllardır süregelen bir yılan hikâyesine dönüştü. Japonya’nın uzun süre olanları inkâr etmesi, “kadınların zorla çalıştırıldığına dair kanıt yok” iddiası iki ülke arasındaki ilişkileri iyice gerdi.

Sonunda Japonya, 1993’te “askerleri için genelevler açıldığını ve kayıtlarına göre, günde 70 askere 1 kadın düştüğünü” itiraf etti. Birleşmiş Milletler'in 1996'daki İnsan Hakları Raporu'na göre 1932 - 1945 yılları arasında 200 bin kadın japon askeriyesi tarafından zorla alıkonularak seks kölesi olarak çalıştırıldı. Güney Koreli Kim Bok-dong, kırk yıl sonra 1992’de kendisinin de yaşadığı dehşeti ilk kez kamuoyunu paylaşan isim oldu, diğer mağdurlar için bu cesaret verici bir adımdı.

DİNMEYEN ACI...

14 yaşında evinden fabrikada çalışacak diye götürülen Kim’in hikâyesini dinlemek yürek ister. Çin’e ilk götürülmesini ve kurtuluşun intihar etmek olduğunu, onu da başaramadıklarını sessizliğini bozduğunda anlatır, bir daha da susmaz. Hayatını ve seks köleliğini anlatan “Benim adım Kim Bok-don” adındaki belgesel film geçen yıl gösterime girdi. Tahmin edileceği gibi konu ile ilgili tek film değil. Evine döndükten sonra annesinin bütün ısrarına rağmen kesinlikle evlenmeyeceğini söyleyerek sırrını açıklamış, ana yüreği bu acıya dayanamayıp kalp krizi geçirmiştir. Kim, Busan’da açtığı balık lokantasında çalışarak hayatını sürdürmüş, kendisi istediği halde okuyamadığı için varını yoğunu genç kızların eğitimine harcamıştır.

Kim Bok-dong yaşamını yitirdiğinde, cenazesi ebedi istirahatine çekilmeden önce Seul’deki Japon Büyükelçiliği’nin önünden “Japonya özür dilemeli” sloganları atılarak son kez geçirilmiştir. Çünkü Kim, Japonya’dan bu özürü duymayı talep etmiş, bunun için mücadele etmiş ama Tokyo hükümeti o hayattayken mağdurlardan özür dilememiştir. 

İki komşu ülke arasında uzun süren müzakereler sonucunda 2015’de “konunun nihai ve geri döndürülemez bir çözüme” ulaştığına dair bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre, Japonya Başbakanı Abe resmi bir özür yayınlayarak 1 milyar yen (800 milyon ABD Doları) bağışlamayı kabul etmiştir. Bu para ile mağdur kadınları destekleyecek bir vakıf kurulması öngörülmüş. Bundan kısa bir süre sonra 2016’da hayatta olan 29 seks kölesi kadın ve ölenlerden 12 tanesinin yakınları Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak “Anlaşma koşulları konusunda mağdurlarla istişare edilmediğini, bu anlaşma ile resmi tazminatlardan vazgeçildiğini, bu nedenle ilerde Japonya’nın tazminat sorumluluğu kalmayacağını, bir nevi bu suçlardan ucuz kurtulmuş olacağını belirterek anlaşmanın gözden geçirilmesini istemiş.

Eylemcilerin de bize anlattığı gibi, Kim Bok-don -neredeyse hayata veda edene kadar- başta olmak üzere mağdurlar ve yakınları 1992 yılından beri her çarşamba Seul’de Japonya Büyükelçiliği önünde toplanarak protesto yapıyor. Hatta Japon Buyükelçiliği kapısının önüne 2011 yılında seks kölesi bir kadın heykeli de yerleştirilmiş. Bu heykel 2015 anlaşmasında bile gündeme gelmiş. Japonya bu heykelin kaldırılmasını talep etmiş ama yetkililer halkın tepkisini göz önüne alarak kaldırmamış. Eylem yapan mağdur ve yakınlarının anlaşmaya itirazlarının sonuçlanması için 4 yıl beklemeleri gerekmiş.

Nihayet tam da biz oradayken Anayasa Mahkemesi kararını açıklıyor ve “Hak ihlali söz konusu değildir, 2015 Anlaşması çok net değil, bu bir siyasi anlaşma o yüzden mahkemenin söz hakkı yoktur” diyor. Bizim karşılaştığımız grup da bu kararı ve hükümetin yaptığı anlaşmayı protesto ediyor. Hiçbir tazminatın onaramayacağı bu mağduriyette eylemcilerin haklarını almalarını yürekten dileyerek Kore alfabesinin yaratıcısı Kral Sejong’un müzesine girip Hangeul alfabesini nasıl yarattığını ve Kore için neler yaptığını öğreniyoruz....

[email protected]