Köylü milletin efendisi nasıl olacak?

KONUK YAZAR | Haldun Ertan, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

25 Ağustos 2021 Çarşamba, 15:37
Köylü milletin efendisi nasıl olacak?
Abone Ol google-news

Köylü milletin efendisi olmaktan çıkıp kapitalin emrine gireli uzun zaman oldu. Peki nasıl olacak da köylü milletin efendisi yeniden olacak? İşin sırrı, hepimizin bildiği ama asla uygulamadığı bir yöntemle tabi ki. Aidiyet duygusunun yaratılamadığı her şeyin sonu hüsranla biter. Bu basit bir ikilemdir ve her zaman doğru sonuç verir. Toprağı sevmezseniz ürün alamazsınız, insanı yetiştirmezseniz de ülkenin kalkınmasına taş koymuş olursunuz. Ülkemizin genel ve en büyük sorunu herkesin her şeyi biliyor ve yapmaya çalışıyor olması. Dikkat edin yapıyor dedim yapmaya çalışıyor demedim. Yapmaya çalışmak iyi niyet göstergesi olabilir ama işin finalinde yapamamak ya da layıkıyla yapamamak gibi bir sonuca varıyoruz.

Sorumuzun cevabına geri dönersek üretenin var eden kooperatifçilik sistemini 2021 Türkiye’sine entegre etmemiz gerekiyor. Peki bu nasıl olacak? Türkiye’nin her bölgesinde birçok farklı alanda kooperatifler var. Her türlü yiyecek ve içecek üreten kooperatifler bölgesel bir merkezde tarafından idare edilecek. Yedi bölge lideri Ankara’da tek bir başkana bağlı olarak hareket edecek. Bu sayede sekiz kişilik bir yönetim oluşacak. Burada başkan olarak tabir ettiğim kişi aslında bu sistemin CEO’su olacak. Bütün talebi yönetecek ve aynı zamanda arzın oluşmasına ön ayak olacak kişi aslında. Bu yedi bölge lideri bütün kooperatif yönetimleri ile bir araya gelip ürün yelpazesini ve hangi ürünlerin daha çok üretileceğine yön veren kişiler olacak. Tarlada yetişen her şey, üretilen her damla süt bu plan çerçevesinde olacak. 

Arz var, peki talep nasıl oluşacak? Bu da büyük bir kalkınma hareketi ile oluşacak. Nasıl mı? Aslında pandeminin bize öğrettiği en büyük şey aslında sağlıklı gıda ve o gıdaya ulaşma yolları. İşte burada lojistik devreye giriyor. Pandemide büyüyen tek sektör lojistik firmaları. Öncesinde büyük zincir mağazalarında bu ürünler yerlerini alacaklar. Bu devlet politikası haline gelmesi gerektiğinden zorunluluk gerektirecek. Bu sefer hiçbir ürün tarlada kalmayacak, ya da atılmayacak. Küçük bir kooperatifin dev markalarla rekabet etmesi imkansız. 

Bu rekabetin kırılması için, teşviklere ihtiyaç var. Yine sekiz kişiden oluşan bu büyük ağın başındaki kişiler sanal marketi harekete geçirerek Türkiye’nin her bölgesine hizmet etmeye başlayacak bir sistem kuracak. Bu sistem kurye, kargo firmalarıyla entegre çalışarak ürünler herkese kolaylıkla ulaşacak. Arzın yanında talep için devlet desteği ile her kanalda zorunlu reklam filmleri dönmeye başlayacak. Bütün kamu kurumları ellerindeki güçle bu büyük reklam gücüne dahil olacak. Bu sayede yerli ürünler daha çok tüketilecek. Ege’de yetişen zeytin yurdun dört bir yanına ulaşabilecek. 

Her kamu kurumu bilindiği üzere gıda yardımı yaparak dar gelirli vatandaşlarımıza çare olma gayretinde. Bu çok takdire şaiyan bir durum bence. Bu gıda yardımları da ana yapıyla paylaşılarak Türkiye’deki kooperatiflere pay edilerek ürünler alınabilir. Burada aşılması gereken iki teme konu ise reklam, tanıtım ve lojistik. Burada yedi bölge liderine çok iş düşüyor. Kurulacak olan sistemle ve alınacak teşviklerle herkesin bu varoluşa dahil olması gerekiyor. Kooperatiflerin başına çok önemli liderler gelmesi gerekiyor ki bu büyük ağı kurabilsinler. 

Ben bu büyük yapılanmanın Türkiye’nin en büyük gücü olacağını düşünüyorum. Herkes bu sistemin içerisine entegre olduğunda bir aidiyet duygusu ikincisi ve bence en önemlisi ise satılan ürünlerin gerçek değerleri ile satılmasına olanak sağlayacak. Fabrikasyon olmayan sağlıklı gıdaya ulaşmanın en kestirme yolu da bu bence. 

Sistem basit aslında köylü milletin efendisi yeniden olacaksa, üreten milletin efendisi olacaksa bütün üretenler tek bir şemsiye altında toplanmalı. Birlikte olmaktan beraber çalışmaktan beraber üretmekten korkmamalı. Kimse kimseden üstün değil ki bu dünyada. Tohumu atanla, o fideyi sulayan, ürünü toplayan, paketleyen, satan, kargolayan aynı kişi olmamalı. Bütün işler paylaşılmalı ki işin boyutu çok daha büyük olsun. Büyümekten başka çare yok, büyüme olmadan kapital güçlerle baş etme şansımız ne yazık ki yok.