Küresel güçlerin savaş alanı Ortadoğu... Mezhep değil jeopolitik

Rusya’ya göre, ABD’nin Ortadoğu’ya müdahaleleri “İslamcı terör”ü geliştirdi. Kendisine de yönelecek olan “İslamcı terör”e karşı da Suriye’nin yanında... S. Arabistan’ın Suriye’de olmasının temel gerekçesi şu: Riyad destekli hükümet oluşturmak ve Yemen’deki Salih sonrasına benzer bir yönetim...

15 Kasım 2018 Perşembe, 21:02
Abone Ol google-news

Suriye’nin en büyük destekçisi elbetteki Rusya. İlişkiler 1944 yılına dayanıyor.

Rusya’nın Ortadoğu’ya ilgisinin nedeni ne olabilir dendiğinde ilk akla gelen gerekçe Ortadoğu’nun petrol zenginliği elbette. Ancak Rusya için bölge sadece petrolden ötürü önemlidir demek doğru olmaz. Rusya da bölgedeki enerji kaynaklarında söz sahibi olmaya çalışıyor. Kendisi de zaten önde gelen ham petrol üreticilerinden biri. Geniş çaplı doğalgaz rezervleri de var. Ama petrol için orada değil Rusya.

Ortadoğu, Rus silahları için de büyük bir pazardır. Pazardı daha doğrusu, bölge siyaseti Amerika Birleşik Devletleri’nin piyasayı ele geçirmesiyle değişince özellikle “Arap Baharı” sonrası Rusya, silah ihracatını arttırmak için çalıştı. Suriye ve İran gibi bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmesi de arkasından geldi. Kabul edilmeli ki silah satışlarından elde edilen gelir, Rusya için de önemli.

Özellikle Ukrayna sorunu ya da Kırım’ın ilhakı kaynaklı Batı yaptırımlarından sonra, petrol fiyatlarının da düşmesi göz önüne alındığında daha da önemli. Elbette Ortadoğu’da rolünün artması küresel etkisini büyütme çabalarının bir ürünü. Rusya bölgede Amerika’nın en önemli rakibi. Rusya’nın Suriye’ye desteği, İran’ın ABD/Batı ile yaptığı nükleer anlaşmadaki önemli rolüyle birleştiğinde, daha da bölgesel bir öneme sahiptir.

Rusya’nın dengesiz politikası

Yeri gelmişken belirtelim; bazı çevrelerde Rusya’ya dönük romantik bir yaklaşım var. Rusya’nın neredeyse SSCB’nin devamı olduğunu sanıyor kimileri. Elbette yanılıyorlar. Rusya kapitalist bir ülke, onun da yayılmacı hedefleri var. Putin de bir sosyalist önder değil. Bunu Ortadoğu’daki, özellikle İran’a dönük tutumlarında görmek mümkün. Rusya’nın İran’la ilişkileri son derece karmaşıktır. En son gelişmeyi hatırlatayım; İran ile Rusya Suriye konusunda kuşkusuz aynı saftalar. Ancak İran’a yeniden başlatılan uluslararası yaptırımlardan sonra, Rusya’nın dünya petrol fiyatlarını birlikte belirlemek için Suudi Arabistan’la işbirliğine girmesi İran’ı devre dışı tutma amacını taşıyor.

Tabii şu da var; Rusya, İran’ın ABD/ Batı ile yaptığı nükleer silah programını hedefleyen anlaşmayı İran lehine destekledi elbette. Vladimir Putin İran’a daha önce satma kararı aldığı ancak Dimitri Medvedev tarafından askıya alınan S-300 balistik füzelerin satışını 2015’te yeniden gündeme getirmişti. Yani İran’ın ABD/Batı ile yaptığı anlaşmadan sonra. Bu karar İran’ı uluslararası alanda askeri yönden güçlü kılacak bir karar olduğu kadar, Rusya’nın ABD/Batı’ya net bir yanıtıydı da aynı zamanda. Bu satışın bir yönü de şu; Ukrayna krizi nedeniyle Batı yaptırımlarına uğrayan Rusya da İran’a S-300 füze satışıyla kendisine dönük yaptırımlardan çok etkilenmemiş olacaktı. Şu unutulmamalı; silah satışları Rusya ekonomisi için de çok çok önemli.

Rusya ile İran gerilebilir

Kimilerine ters gelebilir ama şu petrol konusu, İran ile Rusya arasında ciddi bir gerginlik konusu olabilir pek yakında. İran petrolünün yaptırımlar nedeniyle piyasaya sürülemeyecek oluşu Rusya petrolünün pazar payını artıracak bir avantaj durumunda. Zamanı geldiğinde konuşuruz.

Rusya neden Suriye’de sorusuna yanıt aramayı sürdürelim: Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya bölgedeki etkisini sürdürmek istedi haklı olarak. İran’la, Mısır’la ilişkilerini geliştirdi. Boris Yeltsin dönemi biraz farklı, bu dönemde Rusya’nın ABD ile son derece uyumlu bir Ortadoğu politikası vardı. Irak’a, Kuveyt işgali sonrası alınan yaptırım kararlarına Rusya da destek vermiştir örneğin. Yeltsin döneminde bu politikadan vazgeçildi, Irak’la kapsamlı anlaşmalar imzalandı. Şunu da ekleyelim tabii; Yeltsin sonrası ilk Putin döneminde aktifleşen Rusya, dış politikada ABD ile özellikle Çeçenistan sorunuyla ilgili bir ortaklık, en azından istihbarat paylaşımında bir işbirliği gerçekleştirmişti. Bunda amaç Çeçen isyancılara Ortadoğu’dan gelen desteği kesmekti. Tabii şimdi bir işbirliği ya da yakınlık söz konusu değil.

Suriye’nin en büyük destekçisi elbette Rusya, Sovyetler Birliği, Suriye’yle daha bağımsızlığını henüz kazandığı 1944 yılında diplomatik ilişki kurmuş bir ülkedir. Rusya, Çeçen sorununun çözümünde İslam dünyasında sadece Suriye’den destek gördü. Suriye, Çeçen isyancılara tabii ki destek vermedi, Rusya’da Suriye’deki Sünni İslamcı muhalif gruplara karşı oldu hep. Temmuz 1999, önemli bir tarihtir. Bu tarihte Vladimir Putin’in Boris Yeltsin’in son başbakanı olmadan birkaç hafta önce, Suriye’nin o zamanki Devlet Başkanı Hafız Esad, Moskova’ya son ziyaretini gerçekleştirdi. Ziyaret, Suriye’nin Sovyetler döneminden kalma 12 milyar dolar borcu yüzünden ilişkilerin çok sıkıntılı olduğu bir döneme rastlamış da olsa Moskova bu borç konusunda daha yumuşaktı. Yani bir anlamda Rusya-Suriye ilişkilerinde görülen bu ilerleme Moskova’nın Şam’ın yeni silahlar alması için Sovyet döneminden kalma borcun ödenmesi konusunda ısrar etmemesi temeline dayanıyordu.

Öne çıkan yorumlar

Rus basınında o dönemler çıkan yorumları anımsatarak Rusya konusunu kapatalım. Ru basınına göre Rusya’nın Şam’la ilişkilerini geliştirmesinin üç ana nedeni vardı: 1) Moskova, Suriye’yi İsrail ile barış yapmaya ikna edebilir. (Bugün İsrail Rusya ilişkileri çok iyi olsa da bu gündemde değil tabii), 2) Suriye’deki Tartus Deniz Üssü, Rusya’nın Akdeniz’deki varlığı için yaşamsal öneme sahipti, 3) Moskova, Suriye’nin Tartus’u elindeki eski Sovyet silahlarını yenilemede peşin para olarak kullanabileceğini düşünüyor. Bir neden daha var, onu da ben ekleyeyim; Rusya, ABD’nin Ortadoğu’ya müdahalelerinin “İslamcı terör”ü geliştirdiğine inanıyor, bu nedenle kendisine de yönelecek olası “İslamcı terör”e karşı Suriye’nin yanında olmayı sürdürüyor.

İran neden Suriye’de?

Suriye’deki aktörlerden İran’ın Suriye’de olmasının tek nedeni sanıldığı gibi sadece “mezhep birliği” değil. Jeopolitik nedenler mezhebi gerekçelerden daha fazla. Düşman Batılı devletlerin hedefi olan İran, bölgesel çıkarlarını korumak için müttefiklere ihtiyacı olan bir ülke. İki ülke arasındaki ekonomik bağlar sağlam değildi. 2007’de, İran-Suriye ticareti Washington’un Şam ile yaptığı ticari alışverişlere kıyasla üçte biri oranındaydı hatta. ABD’nin Irak’ı işgali, 2006 Lübnan Savaşı ve İran-Irak-Suriye boru hattı projesi Suriye-İran ilişkilerini güçlendirdi.

Mezhebi kaygılar da elbette vardı. İran ve Suriye, ortak düşmanlarına karşı bir savunma ittifakı kurdular. İran, Esad yönetiminin çöküşüyle gelecek olan “yeni rejim”in, kendisine hep düşmanlık beslemiş olan Suudi Arabistan ile ittifak kuracağı endişesini taşıyor. Riyad’ın Vahhabi ideolojisinin yayılmasını da elbette istemiyor. Suriye’de hem kendisi hem de Rusya’nın desteğiyle güçlenmiş olan Esad yönetiminin devamı İran’a, İsral’e odaklanma konusunda bir rahatlık da sağlıyor elbette.

Şunu hemen belirteyim; Suudi Arabistan, Suriye-İran ittifakının Suudi Arabistan’daki iç sorunları derinleştirebileceğinden endişeli oldu her zaman. Suriye’de dolaylı olarak bulunması bu ittifakın kendisine yönelik tehlikelerini, emperyal güçlerle birlikte saf dışı bırakmak.

Riyad destekli liderlik

Suudi Arabistan’ın Suriye’de olmasının temel gerekçesi şu: Suriye’de Riyad destekli bir liderlik ya da hükümeti oluşturmak. Bundan amaç ne peki? Çok açık; Yemen’deki Abdullah Salih sonrasına benzer bir yönetim. (Yemen’de istediklerini başaramayıp ciddi bir çıkmaza girdiği, sivil katliamlarına yol açtığını da hatırlatalım).

ABD’ninkine benzer çıkarları olan İngiltere, Fransa gibi diğer küresel aktörler belki başka bir yazının konusu olabilir.

Suriye’de ABD’yi ve Rusya’yı ilgilendiren önemli olaylar:

Ağustos 2013
Barack Obama, Beşşar Esad yönetimine karşı askeri harekât çağrısında bulundu.

Eylül 2013
Suriye, kimyasal silah yapımında kullanılın malzemeleri imha edeceğini açıkladı.

Haziran 2014
IŞİD, Irak ve Suriye’de kontrol ettiği bölgelerde halifelik ilan etti.

Eylül 2014
ABD, Suriye’de IŞİD mevzilerine hava saldırıları başlattı

Temmuz 2015
Esad, askeri yardım için Rusya’ya başvurdu.

Eylül 2015
Vladimir Putin, Lazkiye yakınlarındaki bir üsse savaş uçakları, tanklar ve birlikler gönderdi.

Eylül 2015
Rusya, Esad güçlerini desteklemek için hava saldırılarına başladı.

Kasım 2015
Putin, IŞİD’e karşı stratejik bombalar ve seyir füzeleri kullandı.

Kasım 2015
Bir Rus Sukhoi SU-24 savaş uçağı Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldü.

Kasım 2015
2.000 Amerikan askeri, IŞİD karşıtı grupları eğitmeye başladı.

Aralık 2015
ABD, Esad karşıtı gruplara 994 ton silah ve mühimmat gönderdi.

Mart 2016
Putin, Suriye’deki ‘ Rus misyonu’nun tamamlandığını açıkladı.

Mart 2016
ABD liderliğindeki hava saldırısında IŞİD komutanı Ömer el Şişani öldürüldü

Nisan 2016
Obama ek olarak 250 özel harekât kuvvetleri askerini gönderdi.

Ocak 2017
Rus ve Türk savaş uçakları IŞİD’e karşı ortak hava saldırıları düzenledi.

Nisan 2017
ABD, kimyasal saldırı iddiaları üzerine Suriye hava üslerine füze saldırısı yaptı.

Haziran 2017
ABD hava kuvvetleri, 60 IŞİD askerini, bir tank ve silah konvoyunu hedef aldı.

Temmuz 2017
Rus ordusu Suriye’ye askeri polis yolladığını açıkladı.

Aralık 2017
Putin Suriye’yi ziyaret etti ve birliklerin kısmen çekildiğini duyurdu.

Nisan 2018
Trump, Esad’ın kimyasal silah kullanmasından ötürü bedel ödeyeceğini söyledi.

Nisan 2018
Moskova Suriye’ye saldırı düzenlemesi durumunda ABD füzelerinin vurulacağını söyledi.

Nisan 2018
Rus askeri gemileri, ABD saldırısı öncesinde Suriye limanlarından ayrıldı.

Nisan 2018
Irak savaşından bu yana ABD’nin en büyük saldırısı gerçekleti. Çin savaş gemileri Suriye’ye doğru yola çıktı.

-SÜRECEK-