‘Kürtleri karikatürize etmiyoruz’

‘Annemin Şarkısı’ filminin yönetmeni Erol Mintaş: ‘Kürtleri karikatürize etmiyoruz’ açıklamasında bulundu.

21 Kasım 2014 Cuma, 05:00
Abone Ol google-news

Doğubeyazıt’taki köyünden sürgün edilen bir Kürt annesi Nigar bir gün yeniden köyüne geri
dönebileceği hayalinin peşine, oğlu Ali de onun rüyalarına giren şarkının peşine düşer... Nigar ile Ali, mecburen İstanbul’a göçen bir anne-oğul. Yerleştikleri Tarlabaşı semtinden de kentsel dönüşüm projesiyle çıkmak zorunda kalırlar... Onların peşine düşen bir film “Annemin Şarkısı...”

Filmin yönetmenliğini ilk uzun metrajlı filmine imza atan Erol Mintaş üstleniyor. Bu yılki Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi İlk Film”, “En İyi Erkek Oyuncu” (Feyyaz Duman), “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” (Aziz Çapkurt) ve “En İyi Müzik” ödülünün sahibi olan film şu sıralar gösterimde. Mintaş’ın bugünkü sinema dili, politik araçlar ya da savaş araçları yerine savaşın insanların günlük hayatına nasıl sindiğini göstermek üzerine kurulu. O da bunun daha anlamlı olduğunu düşünüyor... Mintaş, “Tank, tüfek elbette gösterilebilir ama bir savaş filmi çekmiyorum. Savaşın etki ettiklerinin, savaştan etkilenen insanların ne yaşadığını çekiyorum” diyor.

Son dönemlerde çekilen Kürt filmlerine baktığımız zaman “Babamın Sesi”, “Sesime Gel”, “Annemin Şarkısı” gibi hep bir ses üzerinden filmlere başlık atılıyor. Mintaş, bu durumu şöyle yorumluyor: “Sanırım ortak bir bilinçaltı var. Kürt toplumu için şarkıların, kendi sesini, çığlığını duyurma gibi bir işlevi de var. Bir şarkı bazen bir politik söylemin harekete geçireceğinden çok daha fazla insanı harekete geçirebiliyor. Şivan Perwer’in, Ahmet Kaya’nın bir şarkısı binlerce insanı harekete geçirebiliyor. Sanırım bu nedenle hepimiz sesle, şarkıyla ilgili bir başlık koymuşuz ve bunu anlatıyoruz şu anda.” Mintaş, bugünkü Kürt filmlerini 90’larda çıkan Kürtçe şarkılara benzetiyor: “90’lardaki Kürtçe şarkılarda kendini dile getirme, sesini duyurma çabası vardı. Bugünkü Kürt sineması da Kürt halkının hikâyelerini karikatürize etmeden gerçekçi bir şekilde anlatıyor, duyuruyor.90’larda anadilimizle, şarkılarımızla, sözlerimizle bağlarımız kesilmişken elimde olan tek şey annemdi. Dilimi annemden öğrendim. Babamın korsan dengbej kasetlerinden dinleyerek dilimi canlı tuttum. Sözve şarkının 90’lar ve öncesinde çok büyük önemi vardı. Şimdi de sanki sinema onun yerini almış gibi."