Mahmut Turgut ve Fotoğraf

Bir gün benim de bir fotoğrafımı çekti. Bir kitap fuarında değil... Açık havadaki bir tören sırasında... Bir kış günü. Hava soğuk. Paltolu ve şapkalı halimle... Karta basılı bir büyükçe boydaki örneğini bana da hediye etti. Sonra unuttum o fotoğrafı.

28 Kasım 2020 Cumartesi, 08:58
Mahmut Turgut ve Fotoğraf
Abone Ol google-news

Kitap denilince gözümün önüne ilk gelen insanlardan biridir değerli dostum Mahmut Turgut...

Bilmiyorum fotoğraf koleksiyonunda, şimdiye kadarki kitap fuarlarının kaçından anılar var? Ama benim son sıralarda katıldığım fuarlardan hiçbiri Mahmut Turgut’suz değildi.

Turgut, ülkemizin önemli bir fotoğraf sanatçısı... Aslında fotoğraftan önce, işe şiirle, yazıyla başlamış, “At Dağları Sırtından” başlıklı yeni baskıları yayımlanan bir şiir kitabı da var. Okudum oradaki şiirleri... “Menekşe” adlı şiirinin şu üç mısraı hâlâ aklımda:

Bükük boynunu menekşe

Doğrultursun bir gün

Anadolu’yla birlikte

***

Her alandaki sanat insanlarımızın, yazarların, çizerlerin, aynı zamanda gazetecilerin, siyasetçilerin portrelerini çekiyor Mahmut Turgut. Onları sergiliyor... İzinlerini alarak yıllık takvimlerinde yayınlıyor.

Bir gün benim de bir fotoğrafımı çekti. Bir kitap fuarında değil... Açık havadaki bir tören sırasında... Bir kış günü. Hava soğuk. Paltolu ve şapkalı halimle... Karta basılı bir büyükçe boydaki örneğini bana da hediye etti. İnsan kendi fotoğrafına bakar, beğenebilir, ama başkalarına “Bak ne güzel fotoğraf” diye göstermez. Ben de beğendim ama yazı masamın üzerinde öteki fotoğraflarımın içinde bulunduğu bir zarf var, onun içine koydum. Mahmut Turgut’a telefonla teşekkür ettim. Sonra unuttum o fotoğrafı.

Mahmut Turgut'un objektifinden Altan Öymen.

Aradan zaman geçti. Doğan Kitap’ta “Anılı kitaplar” adı altında geçmişle ilgili kitap dizim yayınlanıyordu. Yayınevleri, yayınladıkları kitapların arka kapağına yazarın bir portresini koyuyorlar ya, dizinin ilk kitaplarında benim de bir portrem vardı. Fakat açık renkte, deseninde küçük kareler olan bir yazlık elbise giymişken çekilmiş bir fotoğraftı. Yeni bir kitabın baskısı ise kış zamanına rastlıyordu. Editörler benden o yazlık fotoğrafın yerine, mevsime ters düşmeyen bir fotoğraf istediler... En azından ceketimin kumaşı düz ve biraz koyuca renkte olmalıydı.

Evde fotoğraflarımın bulunduğu zarfa baktım. İçinde Mahmut Turgut’un çektiği dahil, değişik kıyafette ve pozda çekilmiş 10-15 adet fotoğraf vardı. Yayınevindeki arkadaşlara aynı zarfın içinde gönderdim. Kitabın arkasında koyacakları fotoğrafı onların seçmesini rica ettim.

Bir süre sonra telefon geldi: Mahmut Turgut’un kar altında çektiği paltolu, atkılı, şapkalı fotoğrafımı seçmişlerdi. Hem de oybirliğiyle...

Kitaplardaki o arka kapak fotoğrafları, genellikle, masa başında veya kapalı bir yerde kitap okuma veya yazma pozunda çekilmiş oluyorlardı. Onu hatırlatıp “Geleneğe aykırı olmaz mı?” diye sordum. (Galiba biraz da, “acaba yaşımı çok yüksek mi gösteriyor” kaygısıyla...) “Olmaz. Zaten bundan iyisi olmaz” dediler.

Böylece, yayınevi bir yazarını “geleneksel yazar fotoğraf”ı yerine “sokakta çekilmiş fotoğraf”ıyla tanıtarak bir devrimsel adım atmış oldu.

Ben de kısa zamanda fark ettim, o fotoğrafın küçük kareli ceketimle çekilmiş olan eski yazlık fotoğrafımdan daha “gerçekçi” olduğunu.

Ayrıca, o fotoğrafımın kitap kapağına girmesinden sonra, eşim onun bir kopyasını büyütüp evin münasip bir köşesine de astı.

Ve ben o köşeden geçerken sık sık selam gönderiyorum Mahmut Turgut arkadaşıma. Ona şimdiye kadarki çok kapsamlı çalışmaları için tebriklerimi sunuyorum. Tüm yakınlarıyla birlikte sağlık ve mutluluk diliyorum.