Mektuplarla felsefe yapmak

Yusuf Örnek’in Mektuplardaki Felsefe: Arendt-Jaspers-Heidegger isimli kitabı bir solukta okunan, sürükleyici bir felsefe metni. Ama bu, üç düşünür arasındaki ilişkiyi bilenlerin doğal olarak bekleyebileceği gibi, kitabın filozoflar arası bir aşk ilişkisini anlatmasından kaynaklanmıyor.

28 Eylül 2020 Pazartesi, 22:41
Abone Ol google-news

Aksine Örnek, bu üçlü arasındaki ilişkiye, özel hayatların “kişiye özel” kalmasına olabildiğince özen göstererek, felsefe yapmayı seçiyor ve Martin Heidegger, Karl Jaspers ile Hannah Arendt’in felsefelerini ve ilişkilerini kendi mektup ve yazılarından bize aktarıyor. Bu nedenle kitapta öne çıkan, özel hayattan ziyade zor bir çağda yaşanan ilişkiler ve felsefi düşünceler; kitabın adının Mektuplardaki Felsefe olması, bu nedenle çok yerinde.

Özgürlüğün Felsefesi başlığıyla yıllar önce Almanya’da basılan doktora tezini Jaspers üzerine yazmış olsa da, makaleleri, çevirileri ve konuşmalarıyla daha çok Heidegger üzerine yoğunlaşan Örnek, kitabında bu üç düşünürün ilişki ve felsefelerini açık, anlaşılır bir biçimde ortaya koyarak, iyi bir 20. yüzyıl Alman Felsefesi uzmanı olduğunu, felsefenin sorunlardan hareketle yapıldığında çok daha kolay anlaşılır ve keyifle okunan bir alan olduğunu bize gösteriyor.

ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ

Kitabın ilk bölümünde, bir öğrenci-öğretmen ilişkisi olarak başlayan, sonra sevgi dolu bir dostluğa ve sonunda iki filozof arasındaki ilişkiye dönüşen Arendt-Jaspers ilişkisi, onların felsefelerinin ana çizgilerinin de okunabildiği “sınır tanımayan bir iletişim iradesi”, “açıksözlülük”, “dürüstlük” ve “hakikate ulaşma arzusu”nun öne çıktığı bir yaşantılar bütünü olarak anlatılıyor. Ömür boyu süren bu dostluk ilişkisinde, Arendt hocasını “humanitas”ın temsilcisi ve “yegâne eğitici” olarak görür.

Kitabın ikinci bölümü genç felsefe öğrencisi Arendt ile profesörlüğe henüz atanmış olan Heidegger’in, Marburg Üniversitesi Felsefe Bölümünde başlayan ve kısa zamanda tutkulu bir aşka dönüşen - Arendt ve Heidegger’in karşıt politik kamplarda yer almalarına rağmen -, iniş çıkışlarla da olsa ömürlerinin sonuna kadar süren bir ilişkiyi anlatıyor.

Heidegger’in rektörlüğü döneminde Nasyonal Sosyalist ideoloji doğrultusunda yaptıkları ve söyledikleri, Arendt’in onun hakkında sert ifadeler kullanmasına yol açsa da, onun Hitler dönemine ilişkin pişmanlıklarını samimi bulur. Eleştirel tavrını devam ettirmekle birlikte Arendt, Jaspers’in aksine onu affetmeyi seçer. Heidegger’in Sekseninci Yaş Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada Arendt, Heidegger’in düşünmesiyle kopan fırtınanın bu yüzyıla ait olmadığını, “eski çağlardan gelen ve kendi çağına geri dönen bir mükemmellik olduğunu” dile getirir.

JASPERS-HEIDEGGER İLİŞKİSİ

Kitabın son bölümü, Jaspers ve Heidegger ilişkisine ayrılmıştır. Jaspers ve Heidegger genç akademisyenler olarak “profesörler felsefesine karşı mücadele birliği” yaparken, ne Jaspers Heidegger’in düşünmesini anlamak için çaba göstermekte ne de Heidegger Jaspers’in varoluş aydınlanmasını yeterince felsefi bulmaktadır. Yusuf Örnek bu durumu “Jaspers Heidegger’i hiçbir zaman anlayamadı ve pek anlamak istemedi. Heidegger ise Jaspers’i sadece bir psikolog olarak görmekten kendini kurtaramadı” biçiminde özetliyor. Ama onların ilişkisinde daha belirleyici olan, karşıt politik tutumlarıdır. Jaspers, Heidegger’in Nasyonal Sosyalist tavrını hiç affetmez, yaptığı pişmanlık açıklamalarını da yetersiz bulur. Lakin aralarındaki tüm “farklılıklara rağmen onları buluşturan ve birbirine bağlayan bir şeylerin olduğundan” emindir.

Yusuf Örnek bu kitabında magazine kaymadan mektuplar üzerinden nasıl felsefe yapılabileceğini gösterdiği gibi, ülkemizde iyi tanınmayan Jaspers felsefesinin ve sevilmesine karşın pek anlaşılamayan Heidegger’in felsefi düşünmesinin nasıl anlaşılır bir biçimde anlatılabileceğini de örneklendirmektedir.

Mektuplardaki Felsefe: Arendt-Jaspers-Heidegger / Yusuf Örnek / Ayrıntı Yayınları / 192 s. / 2020.