MHP'linin adını verdi ortalık karıştı

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, TBMM Başkanlığı seçimlerinin ikinci turundan sonra kulislerde neler yaşandığını anlattı. Baykal, Devlet Bahçeli'nin 'HDP' çıkışından sonra MHP'den Yusuf Halaçoğlu ile CHP'li Levent Gök'ün buluştuğunu söylerken, Halaçoğlu'nun Levent Gök'e, "'Bir sıkıntı yok, kutlarız. Baykal seçilebilir. Çünkü biz grubu serbest bırakacağız" dediğini iddia etti.

06 Temmuz 2015 Pazartesi, 21:54
Abone Ol google-news

CHP Antalya milletvekili Deniz Baykal, CNN Türk’te 'Tarafsız Bölge' programında soruları yanıtladı.

BAYKAL'DAN ÇARPICI İDDİA

TBMM Başkanlığı seçimi sürecinde kilit noktayı Devlet Bahçeli’nin anlayışının teşkil ettiğini belirten Baykal, MHP'nin süreçte HDP'ye yönelik tavrını eleştirdi. "Bu siyasi partinin tavrı olabilir ama parlamentoda beraber çalışıyorsunuz. ‘Öbürleri de ona destek verirse vermem’ demenin izah edilebilir bir tavrı var mı?" diyen Baykal, "Anayasa değişikliği çalışmaları sırasında ortak imza ile bir sürü maddeyi kabul ettiklerini söylemediler mi? Milletvekillerinin özlük hakları ile ilgili birlikte imzaları yok mu? İç güvenlik yasasında işbirliği yapmadılar mı?" şeklinde konuştu.

"Meclis Başkanlığı konusunda şahsıma itirazın varsa söyle ama lütfen zamanında söyle de hiç olmazsa o görevi yapacak başkası bulunsun" diyen Deniz Baykal, Meclis Başkanlığı seçimleri sürecinde gerçekleşen bir görüşmeyi de ilk kez anlattı.

<video:315635>

HALAÇOĞLU İLE GÖK BULUŞTU

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ile MHP'li Yusuf Halaçoğlu'nun, Bahçeli'nin "HDP Baykal'ı desteklerse, biz geçersiz oy kullanırız" sözlerinin ardından buluştuğunu söyledi.

"Bir şey söylüyorsam arkasında bir şey var" diyen Baykal, o görüşmeyi şöyle anlattı:

"GRUBU SERBEST BIRAKACAĞIZ"

"O gece bizim Grup Başkanvekili arkadaşımız Levent Gök Bey ile buluştular. Ve o ona, 'Bir sıkıntı yok, kutlarız. Baykal seçilebilir. Çünkü biz serbest bırakacağız grubu' dediğini; o görüşmeden kısa bir süre sonra Grup Başkanvekili benim evime gelerek bana söyledi. Levent Bey bu mesajı aldı ve bana getirdi. Buradan şu çıkar: Deniz Baykal’a bir itirazımız yok."

"TARİHİ BİR HAYAL KIRIKLIĞI"

"Sabah ise bu tabloyla karşılaştık" diyen Baykal, "Öyle yapmaktan vazgeçmiş olabilirler. Son günde istedikleri gibi davranmak, onların hakkıdır. Bunu tartışmıyorum ama bunun anlamını, neye yol açtığını ve ne gibi bir siyasi konum yarattığını anlatmaya çalışıyorum. Verebilir, vermeyebilir. Ama en azından o akşama kadar, ben bir defa bile adayın kişiliğiyle ilgili, bunun orada kabul edilemez olduğuyla ilgili bir tek tespit dinlememişim. Ama 80’i de kapatılıyor ve oy verilmiyor. CHP böyle bir rol oynamaz" şeklinde konuştu. 

"Türkiye adına, oy veren o milyonlarca seçmen adına, yeni bir dönem açmak için bu kadar çile çekmiş ve gereğini yapmış olanlar adına hayal kırıklığı yaşadım" diyen Baykal, "Tarihi bir hayal kırıklığıdır, tarihi bir fırsat heba edilmiştir" diye konuştu.

HALAÇOĞLU CANLI YAYINA BAĞLANDI

Baykal'ın bu iddialarından sonra MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, programa telefonla bağlandı ve iddiaları reddetti.

"LEVENT BEY YANLIŞ AKTARDI YA DA..."

Halaçoğlu şöyle konuştu:

"Benim hiçbir şekilde Levent Gök’e mesajım söz konusu olmamıştır. Levent Bey bize geldi, Biz Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyeceğimizi, gidip Devlet Bey’le görüşmeleri gerektiğini söyledim. Dolayısıyla hiçbir şekilde grubun serbest bırakılacağına dair hiçbir mesajım söz konusu olmadı. Bunu biraz herhâlde ya Levent Bey yanlış aktardı ya da etik olmayan bir durum söz konusu. Kesinlikle böyle bir şey geçmedi aramızda."

LEVENT GÖK, HALAÇOĞLU'NU YALANLADI

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu'ndan sonra programa CHP Grup Başkanvekili Levent Gök bağlandı. Gök, Halaçoğlu ile yapılan görüşmeyi şöyle aktardı:

"Meclis Başkanlığı seçimi turlarından sonra Devlet Bahçeli’nin açıklamasını televizyondan izledim. MHP’nin Deniz Bey’e oy vermeyeceklerini canlı yayında öğrendim. Bu aşamadan sonra bir şeyler yapmak gerekti. Bir arayışa giriştik. Hatta HDP’den İdris Baluken ve Pervin Buldan da bu arayışa katıldılar ve ‘ne yaparız’ dedik.

<video:315641>

 "HDP BAYKAL'I DESTEKLEYECEĞİNİ AÇIKLAMASIN, O ZAMAN BAYKAL'IN ADAYLIĞINDA SORUN OLMAZ"

Halaçoğlu’nu ziyaret ettim. Kendisinin odası benim odamın yanında zaten. ‘Sayın Bahçeli, Baykal’a oy vermeyeceğini ifade etmiş, ne diyorsunuz?’ dediğimde, kendisi bana açıklamayı dikkatli okumadığımızı, Sayın Bahçeli’nin, HDP Deniz Baykal’ı desteklerse, Deniz Baykal’a oy vermeyeceğini ifade ettiğini söyledi.

‘Bu ne anlama geliyor?’ dediğimde dedi ki; “HDP hiçbir şekilde Deniz Baykal’ı açıkça destekleyeceğini açıklamasın.' Aynen böyle olmuştur. ‘HDP böyle bir tavır gösterirse siz ne yaparsınız?’ dedim. Biz HDP açıklamadığı takdirde biz bu tablo içerisinde Deniz Baykal’ın adaylığında bir sorun görmediklerini bana ifade ettiler. Bu görüşmeden sonra İdris Baluken ve Pervin Buldan’ı ziyaret ettim. 'Kritik bir noktaya gelindi. Bir şeyler yapmalıyız. Ara koridorları kurmamız lazım. MHP’nin bu hassasiyetini lütfen dikkate alın' dedim. Kendileri de 'Zaten biz de öyle düşünüyoruz, MHP’nin bu anlayışını anlıyoruz' dediler. Ben de bu görüşmeleri derleyerek Deniz Baykal’a ifade ettim."

 

İşte Baykal'ın açıklamalarından satır başları:

ERDOĞAN İLE YAPILAN GÖRÜŞME

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığım görüşmeyi güven bunalımı haline getirmek istediler. Sanki o görüşmeye Kemal Bey’den habersiz gitmişim gibi söylediler. Kemal Bey’e bilgi vererek gittim. Tereddüt yok yani. Genel Başkan da bilgi verip gittiğimi biliyor. Geldikten sonra da bilgi verdim. 'Koalisyon görüşmesi yaptı' diyenler oldu, 'Meclis Başkanlığı görüşmesi yaptı' diyenler oldu. Gerçeklerden insanlardan saygı duyma anlayışından uzan siyasetin yapıldığını gösteren olaylar. Bunlara sert tepki gösterdim.

Antalya’dayken aklımdan bile böyle bir şey geçmezken, bir gece saat 12’ye yakın saatte, ayın 9’uydu galiba, telefon geldi. Cumhurbaşkanlığı yetkileri 'Meclis’in geçici başkanlığı konusunda Cumhurbaşkanı sizinle görüşecek. İçinde bulunduğumuz durumu istişare etmek istiyor.' dediler. 'Birkaç şeyi netleştirmem lazım. Genel Başkan’ın bilgisi dâhilinde bunu kabul edebilirim.' dedim. Hiç tereddüt etmediler. 'Gayet tabi' dediler. İkinci olarak bunun 'Cumhurbaşkanlığı programında resmi olarak ilan edilmesi gerekir.' dedim. 'Uygun' dediler. Cumhurbaşkanlığı makamında görüşmenin yapılması gerektiğini söylediler. Ben bunun başka bir yerde olması gerektiğini söyledim. Eğer ısrarlı olursam bunun da olabileceğini söylediler. 'Görüşme Dışişleri Konutu'nda olabilir.' dedim, Onlar da 'olabilir' dediler.

<video:315581>

 "GENEL BAŞKAN HOŞLANMADI BU İŞTEN"

Bu çok doğal bir şey.  Genel Başkan; "Bana hoşlanmama gerekçesi olarak gelseler bunu alehimde kullanılar" dedi. Ben bunu önemsemedim. Ben kedimi kollama noktasını aştığımı düşünüyorum. Bu görüşeyi yapmanın doğru olduğunu düşündüm. Genel Başkan benim iyiliğimi düşündüğü için edişe etti. Genel Başkan bana gitme deseydi bir an bile beklemezdim.

"3 KEZ ÇALDIRDIM, CEVAP ALAMADIM"

Baykal, Cumhurbaşkanlığı yetkilileri ile gece saatlerinde yaptığı görüşmenin ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun telefonunu üç kez çaldırdığını fakat cevap alamayınca kapattığını söyledi. Kılıçdaroğlu'nun kendisinde iki telefon numarası bulunduğunu söyleyen Baykal, Kılıçdaroğlu'nun sabit telefon numarasını aradığı için görüşemediğini söyledi. Baykal, Kılıçdaroğlu ile sabah saatlerinde telefonla görüşme yaptığını açıkladı, Kılıçdaroğlu'nun görüşme talebi karşısında ilk tepkisinin 'Aman ha Saray'da olmasın' olduğunu söyledi.

Baykal şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu’nu 3 kez çaldırdım, cevap alamayınca rahatsız etmemek için kapattım. Beni arayan kişilere kendisiyle 'görüşemedim, sabah ola hayrola' dedim.

Cumhurbaşkanlığı yetkilileri sabah 07.30’da tekrar aradılar. 'Görüşemedim henüz' dedim. 08.00’de Genel Başkan’ı aradım yine görüşemedim. Benim aradığım telefon sabit telefonmuş. Kemal Bey’i bulamayınca özel kalem müdürünü aradım. Hemen temas sağladılar. Genel Başkan’a bunu anlattım. İlk reaksiyonu “Aman ha Saray’da olmasın” dedi. “Merak etmeyin. Başka türlü olamaz” dedim.

'Çıktığınızda bunu aleyhinizde kullanırlar.' dedi, haklı da çıktı. Ben 'önemli değil' dedim. Cumhurbaşkanı böyle bir şey istemişse buna hayır demek olmaz. Benden istişare talebi yapılmışsa düşüncelerimi her yerde olduğu gibi orada da söylerim. 'Koalisyon konuştuk izlenimini vermeyin.' dedi.

"EŞİMLE YAN YANAYKEN ARADILAR"

Cumhurbaşkanlığı yetkililerine “Niye bu kadar acele ediyorsunuz.” dedim. Dediler ki 'Cumhurbaşkanı yarın önemli bir konuşma yapacak. Ondan önce bunu görüşeyi yapmak istiyor.' dediler. 'Peki' dedim. 10.20 uçağı ile Ankara’ya gelebilirim. Kılıçdaroğlu, ne yapmamam gerektiğini söyledi. İstişaremizi yaptık. Bu kadar net bir tablo varken, “Bilgi vermeden görüştü” lafları çıktı. Hatta benim görüşme talep ettiğim haberleri çıktı.  Yok öyle bir şey. Sizi nasıl inandıracağım. Gece eşimle yan yanayken aradılar. 

Genel Başkan bana gitme deseydi bir an bile beklemezdim. 

"ARAMA KAYITLARINI BİLE ALDIM" 

Ben hangi numarayı aradığımı söyledim. Yalan mı söyleyeceğim. Ben arama kayıtlarını bile aldım. ‘Yalan söylüyor’ gibi muameleler yapınca tepem attı. Çok şeffaf, açık, net bir görüşme olacağını düşünemediler. Türkiye’nin bu kadar çok yadırgamış olmasını hâlâ yadırgayamadığımı söylemeliyim. Toplumdaki bu güvensizliğin, bu kadar toplumun tüm hücrelerine yansımasına şaşkınım. 

"YİNE KIYAMET KOPACAK"

Cumhurbaşkanı’na “Her bir araya gelişimizde kıyamet kopuyor. Bundan sonra da kopacak” dedim. “Hatırlar mısınız daha önce de sizin arzunuz üzerine 1 Mart tezkeresini, YÖK’ü konuştuğumuz bir toplantı vardı. Onu da yıllarca bir pazarlık yapıldı diyenler oldu.” dedim. “Ya boşver, bırak ne halleri varsa görsünler” dedi. Toplantıyla ilgili içerik olarak tutulmuş, saklanmış hiçbir şey yok. “Siz bu parlementoda çok hizmetler yaptınız" diye başladı görüşmeye. İstişare etme ihtiyacı hissetmiş.

DAVUTOĞLU DA ÖNERMİŞ

Sayın Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’na benimle konuşması gerektiğini söylemiş. Koalisyon konuşmadığımızı, meclis başkanlığını konuşmadığımızı, bunların söz konusu bile olmadığını konuşmalıyız.

Baykal, Ahmet Hakan'ın sorusu üzerine, Erdoğan'ın kendisiyle görüşme gerekçesini ise şöyle anlattı: Sayın Erdoğan'ın seçim sonuçları üzerine yol arıyordu. Yıllarca aktif siyasetin içinde yer almış bir isimden görüş almak istedi. Hatta şunu da söyleyim. Adaylığım açıklandıktan sonra Sayın Ahmet Davutoğlu ile de görüştüm. Erdoğan'a benimle görüşmesi yönünde kendisinin de öneride bulunduğunu söyledi.

"SÖYLENMESİ GEREKENLERİ SÖYLEDİM"

Görüşmemizde koalisyon modeli önermeden seçim sonuçları ciddiye alınmalıdır dedim. Nezaket çevrçevesi içinde Erdoğan'a söylenmesi gerekenleri söylediğimi düşünüyorum. Dünyanın her yerinde bu tip sağlıklı görüşmeler yapılır bizde de olmalıdır. Seçim kampanyasının büyük kutuplaşmalara yol açtığını kendisine bizzat ilettim. Görüşme sonrası konuşmalarımızı Kemal Bey'e ayrıntısıyla anlattım.

"ERDOĞAN'LA GÖRÜŞTÜKTEN SONRA ADAYLIĞA KARAR VERDİM"

Erdoğan ile görüştükten sonra Meclis Başkanlığı adaylığına karar verdim. Erdoğan ile görüştükten sonra Meclis Başkanlığı adaylığına karar verdim. Erdoğan ile görüşüp tezgah kurdu diyenlerle hesaplaşmak için aday oldum.

ORTAK ADAY ÇIKARILMASI

Birlikte bir meclis başkanı seçelim anlayışı muhalefet partilerinin ortak arayışı olmamıştır. Hiç böyle bir mesaj da gelmemiştir.

BAHÇELİ İLE YAPILAN GÖRÜŞME VE ÇATI ADAYIN DESTEKLENMESİ

Meclis Başkanı olursam nasıl bir yönetim sergileyeceğime dair konuştum. MHP’nin CHP ile birlikte bir aday seçme arayışı yok. ‘Benim adayım budur’ dayatması var. Ekmeleddin İhsanoğlu, HDP’ye bir nezaket ziyareti yapmamış, onları yok saymıştır. Ekmel bey ortak aday değildir. MHP'nin bir milletvekilidir artık.

“17-25 ARALIK KOALİSYONUN ÖNÜNDE ENGEL OLMAMALIDIR”

Baykal, ”17-25 Aralık, koalisyonun önünde engel olmamalıdır. Koalisyonda bir madde de konulamaz. Çünkü bu bir yargı işlevidir. Yeter ki işleyecek mekanizmalar tıkanmasın. Tekrar geliyoruz meclis başkanlığına. Koalisyon maddesi olmasına gerek yok. Türkiye’de yaşanmış olan yolsuzlukların sorumlu ve güven veren tarafsız bir hukuk mekanizmasının süzgecinden geçmesine siyasi hesaplarla engel olunmasını tasavvur edemem” ifadelerini kullandı.

'Paralel yapılanma' iddialarına da değinen Baykal, sözlerine şöyle devam etti: ”Mücadelenin niteliğine bağlı. İşte bizim elimizde MİT raporu var. Bunları hemen halledelim şeklinde bir arayışla yapılırsa herhalde CHP ‘bir dakika bunun ciddi hukuki boyutu var’ diyecektir. Ama bizimkilerin bu hukuku gerçekten bürokrasinin siyasetin içinde mevzilenmiş örgütlerin himayesi amacıyla yapması hiçbir şekilde söz konusu olmaz. Bu ciddi bir hukuki işlemdir. Gereği yerine getirilerek yapılmalıdır. Paralel denilen siyasi yapılanmayı siyaseten sahiplenip desteklediği iddiası son dönemlerde hiç konuşulmamaktadır. Herkes de ne olduğunu biliyor.“

"ERKEN SEÇİMİ DAHA YAKIN GÖRÜYORUM"

Erken seçim ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Baykal, koalisyonun güç oluşturulur hale geldiğini söyledi. Baykal, “Meclis başkanlığını AKP’ye vermişsin. MHP’nin AKP ile koalisyon kurması daha güç hale geldi. Erken seçimi daha yakın görüyorum. Ben AKP yönetiminin koalisyon deneme ihtiyacını artık daha az hisseder hale geldiğini düşünüyorum. Koalisyon kurmak için daha az esner duruma geldiğini düşünüyorum. İktidar için psikolojik eşik aşıldı. Olmazsa seçime gideriz diye kimsenin fazla nazını niyazını çekmeyiz havasına girdiklerini görüyorum. Halbuki o dengeyi korumak lazımdı. Herkesin birbirine ihtiyacı olduğunu hissettirmek gerekirdi. Bunu bu meclis tablosundan yola çıkarak başarabilirdik” ifadelerini kullandı.

Bütün vatandaşların rahatlatması gerekliliğine inandığını ifade eden Baykal, “CHP bu anlayışla sorumluluklar üstlendi. Geldiğimiz nokta maalesef meclis başkanlığı seçiminin eski düzenin bir uzantısı şeklinde yeni yapılanmayla karşı karşıya bıraktı. Bu sevinilecek bir tablo değildir. Çünkü bu orta vadede yeni gerginlikleri tekrar edecek bir manzaradır. 7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu tabloyu kalıcı kılabilseydik Türkiye bu ince demokrasiye geçme fırsatını bulabilirdi. Gerçekten hepimiz iktidar dahil herkes uzlaşmak durumunda. Şimdi ne olacak. Siyasette her an yeni başlangıçtır. Seçime mi gideriz, yeni bir koalisyon mu kurulur hepsi mümkündür. İki tane seçenek üzerinde duruluyor” şeklinde konuştu.

"Benim tercihim seçim değil" diyen Baykal, “Türkiye açısından bakıyorum. 7 Haziran’da 3 tane ihtimal var. Aynen kendisini gösterir. O zaman niye seçime gittik. 2016 yılını niye tehlikeye attık. Bu sorunun cevabı yok. Türkiye’yi seçime götüreceksin, aynı tablo çıkacak, sen hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin. Böyle bir kriz yaşanmasın istiyorum” diye konuştu.