Mustafa Şentop: "Anayasamızda parti kapatma var"

Meclis Başkanı Mustafa Şentop HDP'nin kapatılmasıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.

18 Mart 2021 Perşembe, 17:36
Mustafa Şentop:
Abone Ol google-news

Çanakkale Zaferi'nin 106'ncı yıl dönümü nedeniyle Çanakkale Şehitler Anıtı'nı ziyaret eden TBMM Başkanı Mustafa Şentop, buradaki ziyaretinin ardından yapımı devam eden 1915 Çanakkale Köprüsü'nde incelemelerde bulundu.

1915 Çanakkale Köprüsü'ndeki incelemelerinin ardından, basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mustafa Şentop, gündemde yer alan HDP’nin kapatılmasına yönelik dava ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili inceleme yaptığını belirten Şentop, "Bu konuda daha önce bir düzenleme gelmişti Meclise, 2010 yılında bir anayasa değişikliği yapılıyordu. Bu değişikliklerden birisi de siyasi parti kapatılmasının tamamen yasaklanması mahiyetinde bir değişiklikti ama Meclisten o zaman geçmemişti. ‘Parti kapatması olmasın’ diyenler varsa, bunların o tarihte destek verip vermediğine bakılmasını öneririm. Anayasamızda parti kapatma var, bunun gerekçeleri ve sebepleri de var. Bu ilk defa karşılaşılan durum da değil. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dava açılıyor, Anayasa Mahkemesi konu ile ilgili incelemeler yaptıktan sonra karar verilecek. Sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de siyasi partilerin kapatılması ile ilgili düzenlemeler, uygulamalar var. Gönül ister ki olmasın ama siyasi partilerin kapatılmasını gerektiren hususlar ile ilgili de siyasi partilerin hassasiyet göstermesi, ihlallerde bulunmaması gerekir” dedi.

"İLK DEFA KARŞIMIZA ÇIKAN BİR SÜREÇ DEĞİL"

Milletvekilliği düşürülen HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin soruyu da yanıtlayan Şentop, "Daha önce bu şekilde benzer bir olay yaşandı. Bir değil 3 milletvekilinin haklarındaki kesin hükümlerin genel kurulda 4 Haziran 2020’de milletvekillikleri sona ermişti. Biri sayın Berberoğlu’ydu. Diğer iki milletvekili de HDP’li milletvekiliydi. Dolayısıyla Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ilgili süreç de ilk defa karşımıza çıkan bir süreç değil. Anayasada çok açık bir şekilde kesin hükmün genel kurula bildirilmesiyle milletvekilliğinin düşeceği yazıyor. Burada itiraz edilen hususlardan birisi hukukidir, değildir, adildir, değildir tartışması. Tabii ki herkes tartışabilir ama bizi Meclis Başkanlığı olarak ilgilendiren anayasadaki açık hükümde yer alan, kesin hüküm meselesidir. Ortada bir kesin hüküm var mı, yok mu, kesin hükümlerden beğendiklerimizi uygulama, beğenmediklerimizi uygulamama gibi bir lüksümüz yok. Kesin hüküm, kesin hükümdür. Yanlışlık varsa hükümle ilgili, onun nasıl düzeltileceğine dair süreç de mevzuatımızda var" diye konuştu.

"BİREYSEL BAŞVURULAR, HÜKMÜN KESİNLEŞMESİNE ENGEL DEĞİL"

CHP'li Enis Berberoğlu'nun dava sürecine de değinen Şentop, "Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurular, hükmün kesinleşmesine engel değil. Bireysel başvuru ayrı bir mekanizmadır, nitekim Sayın Berberoğlu ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğru okunursa, o kararda da Anayasa Mahkemesi kesin hükmü kendisi kaldırmıyor, kaldıramıyor, böyle bir yetkisi yok. Kesin hükmün kaldırılması konusunda ilgili mahkemeye, 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne kesin hükmün kaldırılmasına dair kararında ayrı bir cümle koyuyor. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi, zaten kaldıracaksa kendisi kaldırırdı fakat bunu kaldıramayacağı için diğer mahkemeye havale ediyor. Bu bakımdan bireysel başvuru, kesin hükmün kesinleşmesini engellemiyor, ortada bir kesin hüküm var. Anayasa Mahkemesi’ndeki sürecin ne olacağını bilemiyoruz. Bir başka husus daha var; tedbir başvurusu yapılmış Sayın eski Milletvekili tarafından, bu tedbir başvurusunu Anayasa Mahkemesi reddetmiş. Daha önce benzer başvuruları reddediyordu ama Sayın Berberoğlu kararı sonrasında gelişmeleri dikkate alarak Anayasa Mahkemesi’nin ortada gecikmesinde sakınca olan bir durum olduğunu düşünmesi halinde tedbir kararı verme imkanı vardı, vermemiş. Bu bakımdan hukuki süreç olarak hiç kimsenin, karar şöyledir, böyledir, okunmalı, okunmamalı tartışmasını yapmaya hakkı yok. Bunlar siyasi tartışmalardır. Kesin hüküm, genel kurula bildirildikten sonra milletvekilinin milletvekilliği düşer. Dolayısıyla genel kurulda bulunması, milletvekili olmayan herhangi bir vatandaşımızın orada bulunması, oraya girmesi gibi bir husustur. Bu mümkün değildir. Bundan daha ilerisi de yasama faaliyetlerinin engellenmesi gibi bir duruma varmaz diye ümit ediyorum. Verilen ceza hükmünün infazı ile ilgili ise Adalet Bakanlığımız, ceza hukukçuları ifade edebilirler" ifadelerini kullandı.

"YAŞANANLARIN, 1994 DÖNEMİNDEKİ OLAYLARLA ALAKASI YOK"

Yaşananların, 1994 yılında yaşananlarla karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Şentop, “Bir husus daha belirteceğim; 1994’te yaşanan olaylara atıf yapılıyor, hiçbir alakası yok. 1994 yılında yaşanan olayda bazı milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştı, milletvekillikleri devam ediyordu. Onların gözaltına alınması farklı bir süreç. Milletvekillikleri devam ederken, başka dosyalarla ilgili dokunulmazlıkları kaldırıldı. Burada ise bir milletvekilinin, milletvekilliğinin sona ermesi söz konusu, o bakımdan birbirine benzemeyen iki statü karşılaştırılıyor. Burada teknik olarak bir kesin hüküm var, bu da okundu, milletvekilinin şahsı vesaire önemli değil, sadece anayasadaki bir hükmün gereği yerine getirilmiş oldu” dedi.

"AB İLE MÜZAKERELER DEVAM EDİYOR"

Şentop, AB’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım planını askıya almasına yönelik ise “Türkiye için olumlu bir gelişme şüphesiz. Müzakereler devam ediyor. Türkiye konusunda AB’nin geçen hafta Avrupa Birliği Parlamentosu’nun Suriye üzerinden bir değerlendirmesi vardı; Türkiye ile ilgili bilgilerin, doğrudan Türkiye’den alınması. Türkiye’deki terör örgütlerinden, Türkiye’ye karşı terör faaliyeti yürüten örgütlerden veya bu örgütlerle ilişkili olan Avrupa’daki uzantılarından bilgi almak, Türkiye hakkındaki kararları değerlendirmeleri bunlar üzerinden yapmak çok hatalıdır, yanlıştır. Bununla ilgili olumlu gelişme olması muhtemelen müzakereler üzerindendir" açıklamalarında bulundu.

NE OLMUŞTU?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı. İddianame Yüksek Mahkeme'ye gönderilmişti.