Mutlu hayat ülkesi

Oscar Niemeyer, ülkesinin dağlarını, dalgalarını, kadınlarını mimaride yansıttı...

27 Şubat 2014 Perşembe, 23:18
Abone Ol google-news

Kendim buradayım, aklım fikrim Brezilya’da kaldı.

“İnsanlar burada renk körüdür. Farklı renkleri olduğunu bilmezler, görmezler. Irkçılık yok! Etnik ya da dini çekişme, çatışma yok! Milliyetçilik yok! Düşünce ve ifade özgürlüğü tam! Burada tek yasak var o da ırkçılık ve ayırımcılık!”

(Brezilya halkı, yerlilerin, Portekizli sömürgecilerin ve Afrika’dan gelen kölelerin karışımından oluşuyor. En çok Afrikalı köle alan ve köleliği en geç kaldıran ülke... Japonya’nın dışında en çok Japonun, İtalya’nın dışında en çok İtalyanın da yaşadığı ülke.)

Onu dinlerken kendi kendime John Lennon’un “Imagine” (Hayal Et) şarkısını mırıldanmaya başlamıştım ki, “Aynen öyle... Burası tam mutlu yaşanacak yer” dedi ve ekledi: “Evet yoksulluk var ama açlıktan ölen yok! Lüks ve gösteriş ayıptır. Dünyanın 7. büyük ekonomisi... İçine 11 Türkiye’nin sığacağı toprakların yüzde 97’si tarıma elverişli. Çöl yok. Dünyanın kullanılabilir tatlı suyunun yüzde 13’ü burada. Günde üç milyon varil petrol çıkıyor denizden... Başlıca sorunlar: Sağlık, eğitim, güvenlik ve ulaşım!”

“Gelir dağılımı da kötüydü. Ancak hızla düzelmekte. 1988’de 170 milyon nüfusun yarısı açlık sınırının altındaydı, bugün ise 200 milyon nüfusun %4’ü...”

 

İnsanlığın mutluluğu için mimari

Temel bilgileri özlü anlatan kişi Demir Göknel. 26 yıldır Rio’da yaşıyor. Brezilya’ya gitmeden önce internette yaptığım araştırmada “Merhaba Brezilya” adlı turizm acentesi çıktı karşıma. Sahibi, yöneticisi Demir Göknel, oralarda “Rio Muhtarı” diye tanınıyor. İki elemanı, Sao Paulo’da Maisa, Rio de Jenerio’da Vera sayesinde bir ayda görebileceklerimi bir haftaya sığdırdım:

Bu ülke sambanın, karnavalın, Pele’nin ülkesi, ama aynı zamanda modern mimarinin öncülerinden Oscar Niemeyer’in de ülkesi.

Tanımayanlara minicik bir tanıtım: Rio’da doğdu, Rio’da 105 yaşını kutlamasına on gün kala öldü ( 2012). Son evliliğini 100 yaşındayken asistanıyla yapmıştı! Solcuydu. Brezilya Komünist Partisi’nde etkindi. Ülkenin başkenti Brasilia’yı Lucio Costa ile birlikte inşa ettiler (1956-60). 1964’te askeri darbe! Ülkeyi terk etti. Sovyetler Birliği, Küba; sonunda ofisini Paris’e taşıdı. 1985’te Brezilya’ya döndü. Öldüğü güne kadar üretmeye, çizmeye, çalışmaya devam etti.

“Mimar yalnız mimariyi değil, mimarinin dünya sorunlarını nasıl çözeceğini de düşünmeli” diyordu. Tüm yaşamında mimarinin belli bir azınlığa değil, tüm insanların mutluluğuna hizmet etmesi gerektiğine inanmış, bu amaçla çalışmış bir yaratıcı Oscar Niemeyer.

 

Kadın bedeninin kıvrımları

Gerek Sau Paolo’da (Latin Amerika parlamento yapısı, Latin Amerika Anıtı, Kültür Merkezi, Sanat Müzesi vb.) gerek Rio’da (Ulusal Halk Tiyatrosu) onun eserlerini görmek insana heyecan veriyor. Hele Rio’nun dışındaki Niteroi’deki son çalışmaları (Modern Sanat Müzesi, Tiyatro, Kilise, Kültür Merkezi, Köy Meydanı)...

“Niemeyer Brezilya’dır” sözünü bu yapıları gördükten sonra daha iyi anladım.

Bu yapılarda dik açılar, sert köşeler neredeyse hiç yok. Sadece kıvrımlar... Kendi de söylüyor ya: “Bu kıvrımları ülkemin dağlarında, hızla akan akarsularında, denizin dalgasında, sevilen kadının vücudunda bulabilirsiniz.”

Tüm dünyanın kıvrımlardan oluştuğuna inanıyor Niemeyer ve dökme brüt betonun olanaklarından, teknik gelişmelerden yararlanıp, bence çok kadınsı aynı zamanda isyankâr bir mimari yaratıyor.

Bir yanda Oscar Niemeyer’in yarattığı şaheserleri izliyorum, öte yanda yamaçları kaplayan “favella”lara bakıyorum. Favella, onların gecekonduları. Yamaçlar boyunca rengârenk uzanıyor ve içlerinde nice gizi ve riski barındırıyor. Dünya çelişkilerle dolu. Niemeyer gibi yaratıcılara karşın... (Sambaya yine yer kalmadı! Bir sonraki yazıya...)