Nasıl daha iyi anne baba olunur?

Psikoterapist Philippa Perry, iyi anne-babalık yaparak çocuklara sağlıklı bir başlangıç vermenin yollarını anlattı. Perry'ye göre, anne-babalar çocuklarını büyütürken kendilerine de fazla yüklenmemeli.

14 Şubat 2020 Cuma, 14:36
Abone Ol google-news

Anne-babalık sürekli bir kaygı halidir. “Acaba yaptığını görmezden mi gelseydim bu kadar tepki vermek yerine?” , “Kızmazsam o zaman da doğruyu, yanlışı nasıl ayırdedecek?”, “Bu yaptırım fazla mı oldu?”, “Arkadaşı değil annesi olduğumu nasıl hissettirmeliyim?”, “Çok mu korumacı davranıyorum, bensiz nasıl idare edecek?”, “Kendi ayakları üstüne dursun derken çok mu ilgisiz davrandım yoksa?” Sorular bitmez, vicdanımız bir türlü rahat etmez. Anne-babalığımızı sürekli sorgular dururuz, kendimizi suçlayarak.
 Psikoterapist  Philippa Perry, ''Anne-babalığı tek bir cümleyle tanımlamam gerekirse bu şu olur: Çocuğunuz üstesinden gelmeniz gereken bir görev ya da mükemmele ulaştırmanız gereken bir proje değildir. Çocuğunuz sadece ilişki kurmanız gereken bir bireydir'' diyor.  Perry,  iyi anne-babalık için en önemli gördüğü beş ipucunu şöyle sıraladı: 


1-SINIR KOYUN

-Sınır koymak gerçekten çok zor çünkü çocuğunuzu çok seviyor ve ona herşeyi vermek istiyorsunuz. Ama önünde sonunda öyle bir an gelir ki verebileceklerinizin sınırına dayanırsınız. 
-Yani anne-babalık stratejileriniz ne olursa olsun sınıra ihtiyacınız var.
-Dünyadaki en iyi anne-babanın siz olduğunuzu düşünseniz bile sınır koymak zorundasınız. 
-Sınırı sevecen bir şekilde nasıl  koyabilirsiniz? Bunun cevabı ''ben'' dili kullanmak, 'sen'' dili değil. Kendinizi anlatın, çocuğunuzu değil. 
-Bu şu demek: 'Eve gece otobüsüyle dönmek istediğini biliyorum ama buna izin vermeye kendimi henüz hazır hissetmiyorum.'  Ama şu demek değil: 'Hayır, çünkü sen 13 yaşındasın ve eve gece dönmek için daha çok küçüksün.'
-Hiç kimse bir kalıba sokulmaktan hoşlanmaz, yani kendinizi yaftalayın, çocuğunuzu değil.

2- ÇOCUĞUNUZUN TÜM RUH HALLERİNİ KABUL EDİN 


-Biz anne-babaların en büyük sorunu, çocuklarımızın her zaman süper mutlu olmalarını istememiz. Ancak, her tür ruh halinde olmalarına izin vermemiz ve nasıl bir duygu durumunda olurlarsa olsunlar onların yanında olduğumuzu hissettirmemiz çok önemli. 
-Bu şu anlama geliyor: Onları o kadar çok seviyor ve  mutsuz görmeye dayanamıyoruz ki, ''sen üzülme”diyoruz!
-Oysa yapmamız gereken içinde bulundukları her tür ruh halini kabul etmek. Böylece mutsuz ya da öfkeli olduklarında kendilerini kötü hissetmezler, çünkü onları anlamaya çalıştığımızı ve yanlarında olduğumuzu bilirler.

3-ÇOCUĞUNUZ İÇİN BİR AYNA OLDUĞUNUZU UNUTMAYIN


-Çocuğunuz için bir 'insandan ayna' olduğunuzu hep hatırlayın.
-Bununla kastettiğim, çocuklarınıza herhangi bir durumda nasıl tepki veriyorsanız onu olduğu gibi alırlar. 
 -Onlara sürekli  'şu senin çamurlu botların!'  diyorsanız sadece  kızgın yüzünüzü görürler ve bunu  içselleştirirler.
-Şimdiye kadar böyle davrandıysanız kaygılanmayın ama çamurlu botlardan söz etmeden önce şu gerçeğin farkında olun: Onlara vereceğimiz tepkinin biçimi onların bir parçası olur.
-Öyleyse onları görmekten her zaman memnun olun, biz onların aynalarıyız.

4-BÜTÜN DAVRANIŞLAR İLETİŞİME ÇIKAR


-Çocuğunuzda davranışsal bir sorun olduğunu düşünüyorsanız şunu unutmayın: Tüm davranışlar aslında iletişimdir.
-Çocuğunuzun yaptığı, bildiği en iyi biçimde iletişim kurmaya çalışmaktır. 
-Yapmamız gereken, davranışının nedenini  bulmak ve ne hissettiğini ifade etmenin daha iyi bir yolunu bulmasına yardımcı olmak.
-Çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olmalıyız, onların yerinde olsak öyle hissetmeyeceğimizi düşünsek bile. Unutmayın, herkes farklıdır. 

5-ÇOCUĞUNUZ BİR PROJE YA DA GÖREV DEĞİL

- Çocuğunuz üstesinden gelmeniz gereken bir görev ya da proje değil, ilişki kurmanız gereken bir bireydir. 
-Küçük bir bebek ya da bir yetişkin olsalar da, onların ilişki kurmanız gereken bir birey olduklarını asla aklınızdan çıkarmayın.