New York, küllerinden doğma çabasında

New York’a 1 Mart’ta daha önceden planlanan bir seyahat programı nedeniyle gittiğimde 27 Mart’a kadar orada kalmak zorunda kalacağım aklımın ucuna bile gelmezdi.

27 Eylül 2020 Pazar, 06:00
New York, küllerinden doğma çabasında
Abone Ol google-news

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi koronavirüs salgını o dönemde New York’u da ağır vururken ben de bu kaygı dolu sürece yakından tanıklık ettim.

New York City, 19 milyon insanın yaşadığı kozmopolit bir şehir. Başlangıçta hem sakinleri hem de Washington ve New York eyalet yöneticileri tehlikenin boyutunu ciddiye almadılar. Ne yazık ki farkına vardıklarında ise geç kalmış oldular! Nixon’ı başkanlıktan ettiren Watergate skandalını ortaya çıkaran ünlü gazeteci Bob Woodward’ın yeni çıkan kitabı “Rage-Öfke”, Trump yönetiminin salgına bakışına yönelik tartışmalara yenisini ekledi.

Woodward, ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı söyleşisinde kendisine “koronavirüsün ne denli ölümcül olduğunu mart ayında bildiğini ve bunu ilan edip abartmanın faydalı olmayacağına inandığını” söylediğini yazdı. New York’ta Trump yönetimine karşı, başta salgınla mücadeye yönelik izlediği politika olmak üzere eleştiriler yüksek sesle dile getiriliyor.

Cumhuriyetçi kanattan Trump’a karşı Demokrat Partili New York Valisi Andrew Cuomo’nun, pandemiyle mücadelesi ise birçok kesim tarafından takdir ediliyor. Cuomo’nun pandeminin çan eğrisini tepe noktadan alıp en alt düzlüğe getirdiği uygulamalarından bazıları ise şöyle: 

- Mart ayından itibaren TV’den yaptığı bilgilendirici halka sesleniş konuşmaları. 

- İlk ve ortaokulları ilk etapta mart-haziran arasında kapatmak. 

- Hazirana kadar gereği olmadıkça New York’luların gönüllü olarak sokağa çıkmamalarını teşvik etmek. İlave olarak, müzelerin, sinemaların, spor merkezlerinin kapatılması kararını almak. (Bu önlemlerle virüsün yayılma hızının yaklaşık yüzde 70’e kadar düştüğü yönünde Columbia Üniversitesi Kamu Sağlığı bölümünün bir çalışması da bulunuyor.) 

- Pandeminin yayılma hızı yüksek eyaletlerden gelenlerden özel belgelerin istenmesi.

TURİZM YARALI

Mart sonunda Türkiye’ye döndüm. New York’la yeniden buluşmam ise bu defa12 Eylül’de oldu. 27 Mart’ta ayrıldığım zamana göre oldukça farklıydı. Mart’ta neredeyse bomboş, ruhsuz, adeta ölü şehir görünümdeki New York’a biraz olsun canlılık gelmişti. Yakın bir gelecekte sanki küllerinden doğacak gibi bir his geldi içime... Kent merkezi artık aylar öncesine göre daha kalabalık.

Bu kalabalığın çoğunu ise yerli turistler oluşturuyor gibi. Bu şehre hayat veren Avrupalı, Uzakdoğulu, Güney Amerikalı turistler ise artık yok denecek kadar az. Elbette yabancı turistteki bu azalma, şehrin ekonomisini ve imajını oluşturan canlılığını, renkliliğini derinden etkiliyor. Pek çok otel ve restoran hâlâ kapalı. Açık olan otellerin birçoğu ise neredeyse yarı fiyatına. Kimi dükkânlarda indirimler dikkat çekiyor. Pandemi nedeniyle lokanta ve yeme içme yerlerinde iç mekânda servis yok.

Gelecek ay salgının seyrine göre, iç mekânlar için servis izni çıkması gündemde. Maskesiz bir yere gitmek neredeyse imkânsız. Büyük çoğunluk maskesini doğru takıyor. Takmayanlar yetkililerce uyarılıyor. Doğru maske kullanımı afişlerle tüm toplu taşıma araçlarına yerleştirilmiş. Spor da günlük hayata girmeye başladı.

ABD Açık Tenis geçen hafta oynandı. Sinemaların, müzelerin yakın bir gelecekte açılacağı duyuruldu. Görünüş o ki New York, akılcı bir şekilde Covid-19 ile mücadele çabasını sürdürüyor. Tedavi ve aşı umutlarıyla birlikte New York, yeniden o capcanlı günlerinin özlemi içinde mücadelesinden vazgeçmiyor.