Neyran Turan: Dünyayı biz mahvettiysek, biz düzeltmeliyiz

Salgın nedeniyle 14 ay ertelenen 17. Uluslararası Mimarlık Sergisi Venedik Bienali kapsamında kapılarını İtalya Venedik’e gelebilen herkese açıyor.

21 Mayıs 2021 Cuma, 04:00
Neyran Turan: Dünyayı biz mahvettiysek, biz düzeltmeliyiz
Abone Ol google-news

İKSV’nin koordinasyonunu yürüttüğü Türkiye Pavyonu’nda küratör Neyran Turan’ın iklim krizinin değiştirdiği dünyayı mimarinin yaşanabilir hale getirme niyeti “Ölçü Olarak Mimarlık” projesi yer alacak

Bir virüs bütün hayatımızı alt -üst etti. 14 aydır evlere hapis yaşarken seyahat etmeyi, gezmeyi, görmeyi unuttuk. Bu sayfa nasıl çıkıyor bilseniz? Neredeyse bütün kültür sanat etkinlikleri dijital ortamda gerçekleşiyor. Konserler canlı kaydediliyor ama biz dijitalden izliyoruz. Tiyatrolar öyle. Etkinlik olarak bir tek sergi gezebiliyoruz, o da kaç tane! İKSV’nin en sevdiğimiz etkinlikleri hep birlikte gidip gezdiğimiz Venedik bienalleriydi. Gerçekti, hayal oldu; 17. Uluslararası Mimarlık Sergisi Venedik Bienali pandemi nedeniyle önce iki ay, daha sonra bir yıl ertelenmişti. Şimdi iki yıllık bir hazırlık döneminden sonra 62 ülkenin katılımıyla “Birlikte Nasıl Yaşayacağız?” temasıyla açılmak üzere. İKSV’nin dün yine dijital ortamda yaptığı basın toplantısında Türkiye Pavyonu’nda sergilenecek “Ölçü Olarak Mimarlık” eseri hakkında bienal sorumlusu Deniz Ova ve sanatçı Neyran Turan’dan bilgi aldık. Bilgi almakla kalmadık, Venedik Arsenal’deki Türkiye Pavyonu’nda yerleştirilmiş eseri yine dijital ortamda gezip gördük.

“İKLİM KRİZİNE YENİ BİR BAKIŞ AÇISI”

Yıllardır İKSV’den Bülent Eczacıbaşı, Görgün Taner ve ekibiyle Venedik’e gidip iki gün boyunca sabahtan akşama sadece kendi pavyonumuzu değil, bütün ülkelerin sergilerini gezip Yeni fikirler, yeni yaratıcılıklarla dünyamız değişirken şimdi ofise dönüşmüş evin salonunda, bilgisayardan artık ne gördüysek, onu anlatacağım. Türkiye’yi temsil etmek üzere seçilmiş projenin küratörü Neyran Turan, Kaliforniya’da öğretim üyesi. “Ölçü Olarak Mimarlık” projesi fikri ise İngilizce yayımladığı “İklim Krizine Yeni Bir Bakış Açısı” kitabından bir bölüm. “Tasarımın rolünü, iklim değişikliği sorununa çözüm üretmeye indirgemek yerine mimarlığı, çevrenin yeniden tahayyül edildiği bir ölçü olarak düşünebilir miyiz” sorusu üzerine inşa edilmiş. Yenilenmiş çevreden kastı mimarlığın çevreyi yeniden yaşanabilir hale getirmesi. İklim değişikliğinin getireceği sıkıntıları ve bunların çözüm yollarını inceleyen Turan, yeni bir mimari derken haklı olarak bunun kültürel ve politik bir bakış olduğunu da vurguluyor. Neyran Turan, Arsenal’deki Türkiye Pavyonu’nu “diyorama” adını verdiği dört gruba bölmüş. Bunu “bir tür büyük boyutlu bir maketin içinde dolaşıyormuş gibi düşünün”, diyor. Bu “diyorama”larda 1. Taşocağı, antikçağlardan terk edilmiş bir mermer ocağı 2. Lojistik, kaybolan türlerin depolanıp yeni bir ülkeye doğru yola çıkma hazırlığı 3. Bakım ve Onarım, yeniçağ, dünyanın kurtuluşu ve 4. İnşaat, rekonstrüksiyon bölümleri var! İnsanoğlunun acımasızca bozduğu ekolojik sistemi, çevre ve iklim felaketlerini ve bunların nasıl geriye döndürülebileceğini çalışan Neyran Turan, pandemi başladıktan sonra projesini çok da değiştirmemiş, çünkü zaten pandemi bu sorunları görünür hale getirmiş. Bundan sonra da dünya hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak görüşünde.

Çevre konularına çok duyarlı bu proje, İKSV’nin youtube kanallarından da yayınlanacak. Ancak izlediğim kadarıyla dijital ortamdan çok da tadına ve anlamına varılamayacak. 17. Mimarlık Sergisi’nin izleyiciye kapalı olup olmadığını da sorum üzerine Deniz Ova açıkladı: Sergi her zaman olduğu gibi, ilk gün profesyonellere ve medyaya, sonra da halka açık. İtalya’da yaşayan, ya da Venedik’e gidebilen, seyahat edebilen herkes pavyonları ve sergilenen projeleri gezip görebilir ki özellikle mesleki ilgi alanına girenlerin, ünlü mimarlarımızın her yıl yaptığı gibi orada olacağından eminim. Onların izlenim ve paylaşımlarından biz de daha fazla feyz alırsak sizinle paylaşırız. Şimdi telefon kamerasından gördüğüm kadarını ise şöyle özetleyeyim: İkizdere’yi talan etmişler, oradaki ağaçlar, hayvanlar ve balıklar, doğa, köylüler, yeniden yaratılmış başka bir yere taşınıp düzen yeniden yaratılıyor? Hayal ama gerçek olabilir?