Oğlunu maganda kurşunu ile kaybeden Bülent Çavuş, 6 senedir katilin peşinde

Gazeteci Bülent Çavuş, 2015’de maganda kurşunu ile vurulan ve uzun tedavilerin ardından 2017’de yitirdiği oğlu Ahmet Emre Çavuş'un ölümüyle ilgili bir kez daha adalet çağrısı yaptı. "Ülkede ne kadar duyarlı insan varsa her zaman sesimizi duydular. Bir tek devlet bizi duymadı" diyen Çavuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere devlet görevlilerine bu işin üstüne gidilmesi çağrısı yaptı.

24 Şubat 2021 Çarşamba, 12:59
Oğlunu maganda kurşunu ile kaybeden Bülent Çavuş, 6 senedir katilin peşinde
Abone Ol google-news

Gazeteci Bülent Çavuş'un oğlu Ahmet Emre Çavuş, İstanbul'un Sultangazi ilçesindeki Gazi Mahallesi’nde 2 Ağustos 2015 akşamı, arkadaşlarıyla yolda yürüdüğü sırada nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla boynundan yaralandı.

KRT'nin haberine göre; omuriliğinin zedelenerek, vücudunun yüzde 99’unun felç kalmasına neden olan olay gerçekleştiğinde, henüz 17 yaşındaydı. Tabancadan çıkan kurşunla vurulmasının ardından ilk 7 ayı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yoğun bakım ünitesinde olmak üzere 2 yıl tedavi gören Çavuş, 13 Ağustos 2017’de de hayatını kaybetti.

"HERKES DUYDU, DEVLET DUYMADI"

“50 kuruşluk kurşunla gencecik evladımız gitti. Çocuğumuzu vuran 5 yıldır bulunamadı. Tek dileğimiz suçlunun bulunması” diyen Çavuş, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere devlet görevlilerine bu işin üstüne gidilmesi çağrısı yaptı.

Çavuş ailesinin, oğulları Ahmet Emre'yi vurup, önce felç kalmasına sonra da ölümüne neden olan kişi ya da kişilerin kim olduğuna ilişkin sorusu, 5 yıldır yanıt bulamıyor.

Baba Bülent Çavuş ‘’Ülkede ne kadar duyarlı insan varsa her zaman sesimizi duydular. Bir tek devlet bizi duymadı. 5 yıldır her yaptığım açıklamada İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’ya sordum; 'Oğlum Ahmet Emre’yi kim vurdu?, Oğlumun katili kim?' dedim Ama bizi duymadı. Bizim tek isteğimiz var. Devlet baba bizi de duysun yeter artık.”

"TERÖRLE MÜCADELE EDİYORUZ AMA..."

Acılı baba, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Oğlumun mezarına onun neden öldüğünü yazdım. İnsanlar bu çocuk neden ölmüş görsün diye oğlumun kabrine iki tabela koydum. Girenler o yazıyı okuyup, dua edip, ondan sonra yakınlarının mezarına gidiyor. Asker uğurlamaları oluyor mesela. Çok korkuyorum birine bir şey olacak diye. Yoğun bakımlarda aylarca, hastanelerde 2 yıl uğraştık. Oğlum önce felç geçirdi, 2 yıl çekti, sonra da vefat etti. Terörle mücadele ediyoruz ama sokaktaki magandayla edemiyoruz. Bireysel silahlanmanın önüne geçmek şart.”

Başka ailelerin de kendilerinin çektiği acıyı yaşamaması adına girişimde bulunan Çavuş ailesi, geçtiğimiz yıl bireysel silahsızlanma için ‘Bireysel Silahlanmaya Hayır Platformu’nu kurdu. Pek çok ismin de desteğiyle özellikle sosyal medyada etkisini göstermeye başlayan platforma ilişkin konuşan Bülent Çavuş, cinayet oranlarının düşürülmesi için silahlanmaya karşı yasa çıkarılmasının şart olduğu görüşünde.

“BİREYSEL SİLAHLANMA ÇOK FAZLA ARTTI”

Türkiye’deki bireysel silahlanma artışına dikkat çeken Çavuş, “Bayramda plastik silah hediye alınan çocuk, büyüdükçe gerçeğine hevesleniyor. Resmi olmayan rakamlara göre Türkiye’de 21 milyonu aşkın silah var. Her gün cinayet haberleri, kadın cinayetleri... Tüm bunların ana teması, bireysel silahlanma. Böyle devam ederse, cinayet de maganda kurşunu da bitmez!” dedi.

UMUTLAR TÜKENMEYE BAŞLADI

Oğlunu vuran kişinin 5 yıldır bulunamaması karşısında umudunu yitirmeye başladığını belirten Zeynep Çavuş ise evladının acısını bir gün bile akıllarından çıkmadığını anlattı. Acılı anne, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: 

“Ben 41 yaşında evlat acısı yaşadım. Vurulduğu günden itibaren 2 yıl evine gelemedi oğlum. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz ki, oğlumun katili 5 yıldır bulunamadı? Evladın ölünce her doğum gününde, her mezara gittiğinde aynı şeyi yaşıyorsun. Tek dileğim, oğluma bunu yapanın cezasını çekmesi. Oğlum mezarında rahat uyusun. 19 yaşında toprağın altında yatırıp, sorumlusunu bulamadıkları için bu dünyadaki adalete güvenmiyorum. İlahî adalete sığındım. Sorumlunun yargılanmasını, cezasını çekmesini istiyorum."