'Operasyonun yöntemi de zamanlaması da yanlış'

Başbakanlık Merkez Bina'da düzenlenen Bakanlar Kurulu sona erdi. Toplantı sonrası açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Suriye'deki gerginliği ele alırken, düzenlenen operasyonun yöntemi ve zamanlamasının yanlış olduğunu söyledi.

08 Ağustos 2011 Pazartesi, 11:43
Abone Ol google-news

Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklama yapan Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
''Suriye toprakları içinde bir tampon bölge oluşturulması düşünülüyor mu, bu konuyla ilgili Türkiye'nin herhangi bir hazırlığı var mı?" sorusuna Arınç, ''Bu konu görüşülmedi, dolayısıyla aktaracağım bir bilgi yok'' karşılığını verdi.

Suriye'ye gidecek olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın mesajlarını götüreceği yönünde açıklama yapıldığı anımsatılarak, bu mesajların ne olduğunun sorulması üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Bilmiyorum. Size söylediğim Türkiye'nin görüşleri bu şekilde özetlenebilir. Bildiğiniz gibi cumartesi günü Sayın Başbakanımız da bir konuşmasında Suriye'deki olaylar karşısındaki tavrımızı açıkça ortaya koymuştu. Sayın Clinton'ın veya bir başkasının Suriye ile ilgili düşüncelerini Sayın Dışişleri Bakanımızın aktarıp aktarmayacağı konusu bizim gündemimizde yok. Yani biz Türkiye'nin hem bölgede, aynı coğrafyada yaşayan ülkeler olarak, aynı medeniyetin insanları olarak birbirimizle akrabalık ilişkilerimiz bulunan aynı coğrafyanın insanlarının bir arada huzur ve barış içinde yaşaması noktasında neler düşündüğümüzü muhataplarımıza aktaracağız. Ama şüphesiz bu olay sadece Türkiye ve Suriye'yi değil hem bölgemizi hem de bütün dünyayı yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla ABD Dışişleri Bakanlığının da Avrupa ülkelerinin de Suriye'deki olaylara karşı duyarsız kalması hem mümkün değil hem de beklenemez. Gerektiğinde BM'nin de uluslararası camianın da ki bu konuda mutlaka birşeyler yapılması gerektiğini de düşünüyoruz, harekete geçmesi doğaldır. Ancak ülkeler arasında, hükümetler arasındaki ilişkiler sırasında bu tür bir araya gelmiş veya müşterek hale gelmiş düşüncelerin aktarılması her an için mümkün olabilir.''
 

''Ancak 1 Ekim'den sonra''

TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin değiştirilmesi yönünde bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine Arınç, TBMM'nin 1 Ekim'e kadar tatilde olduğunu ve 1 Ekim'den önce de toplanacak gibi görünmediğini, buna ihtiyaç olmadığını ifade etti.
Arınç, şunları söyledi:
''1 Ekim'de yasama çalışmaları başladıktan sonra bu hususta bir kanun teklifi olursa, partiler arasındaki ilişkiler, komisyonlardaki çalışmalar elbette bir sonuca ulaştırabilir. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partili bazı yetkililer tarafından ifade edilen bu konu tartışılabilir, doğru da bulunabilir, eksikliği olduğu söylenebilir ama bunun gerçekleşmesi ancak 1 Ekim'den sonra mümkün olabilecektir. Yani bir kanun teklifi verilecekse bunun görüşülmesi 1 Ekim'den sonradır, Genel Kurula gelecekse yine 1 Ekim'den sonra olacaktır. Demokratikleşme, asker sivil ilişkileri içerisinde önemli görülen bu konunun bir yasayla tekrar açıklığa kavuşturulmasında fayda olabilir. Ancak bu kanun teklifi verildikten ve gündeme girdikten sonra üzerinde konuşulması herhalde çok daha doğru olur.''

 

"Halkın haklı talepleri karşılanmalı"

Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Başbakanlık Merkez Bina'da düzenlediği basın toplantısında, toplantıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bakanların görev alanları ile ilgili konularda bilgi verdiğini söyledi.

Somali ve açlık tehlikesi yaşayan diğer Afrika ülkeleri için 6 Ağustos'ta Başbakanlık genelgesi ile yardım kampanyası başlatıldığını anımsatan Arınç, bugün itibarıyla yardım kampanyasında 19 milyon 673 bin 124 lira yardım toplandığını belirtti. Kızılay, TİKA ve Diyanet İşleri Başkanlığınca toplanan 67 ton gıda, 13 ton ilacın Türk Hava Yollarına ait iki airbus kargo uçağı ile gönderildiğini hatırlatan Arınç, Başbakanlığın yürüttüğü yardım kampanyası ile ilgili Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası ve Türkiye Halk Bankası şubelerinin ilgili hesaplar olduğunu belirtti. Arınç, Afrika için Diyanet İşleri Başkanlığının da bazı bankalarda yardım hesapları açtığını söyledi. Toplantıda ayrıca bir kararnamenin imzalandığını bildiren Arınç, şöyle konuştu:
''Yardım yapılmasına karar verildiğine göre, ilgili kanunlar gereğince kurumlar ve gelir vergisi kanunlarında Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetlere ilişkin olarak Başbakanlık aracılığıyla ve makbuz karşılığında yapılan ayni veya nakdi bağış ve yardımların tamamının vergi matrahlarından indirilmesi imkanı gözetilmiştir. Bu bağış ve yardımların teşvik edilmesi amacıyla Bakanlar Kurulu kararı imzaya açılmış ve tamamlanmıştır. Dolayısıyla Somali ve açlık, kıtlık tehlikesi yaşayan diğer Afrika ülkelerine hem bugüne kadar toplanan yardımların süratle bölgeye sevk edilmesi hem de bundan sonra yapılacak yardımlardan vergi alınmaması konusunda bir Bakanlar Kurulu kararı da imzalanmış bulunmaktadır. Sayın Başbakanımız bu kampanyanın çok önemli olduğunu ifade etmektedir. Halkımızın da bu konuda çok duyarlı olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz cuma günü yapılan bağışlarla, bundan sonra devam edecek olan bağışların çok önemli miktarda olacağını ve bunun, bu tehlikeyi yaşayan ülkeler açısından çok yararlı olacağını hepimiz düşünmekteyiz.''

Uluslararası piyasalardaki gelişmelerin de yakından takip edildiğini vurgulayan Arınç, ilgili kurumların, hükümetin gerekli adımları attığını, bundan sonraki gelişmelerin de çok yakından takip edilerek alınan tedbirlerin süratle hayata geçirildiğini belirtti. Yarın, Başbakan Erdoğan başkanlığında Başbakan Yardımcısı ve ilgili bakanların katılımı ile bir değerlendirme toplantısı yapılacağını kaydeden Arınç, bugünkü Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında yapılan çalışmaların basına da sunulduğunu anımsattı.
 

Suriye'deki olaylar

Toplantıda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Suriye'deki olaylarla ilgili Bakanlar Kurulu'nu bilgilendirdiğini de ifade eden Arınç, şunları söyledi:
''Suriye dost ve komşu bir ülkedir. Kardeş Suriye halkı ile tarihimiz, kaderimiz, geleceğimiz müşterektir. Suriye'nin refahı, huzuru ve istikrarı aynı zamanda Türkiye'nin refah, huzur ve istikrarı ile eşdeğerdedir. Suriye'deki gelişmeleri bidayetinden bu yana takip ediyoruz. Dışişleri Bakanımız bu konuda bütün çalışmaları özet olarak Bakanlar Kurulu'na da takdim etti. Sayın Dışişleri Bakanımız yarın Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla Şam'a gidecek ve bu konuda Türkiye'nin görüşlerini, hükümetimizin görüşlerini Sayın Başbakanımızın ifadesi ile 'açık ve kararlı' biçimde kendilerine aktaracaktır. Bizim Suriye başta olmak üzere dost ve kardeş bölge ülkelerdeki gelişmelerle ilgili tutumumuz son derece açıktır. Sivil can kayıpları olmaksızın halkın haklı talepleri mutlaka karşılanmalı ve demokratik reformlar gecikmeksizin karşılanmalıdır. Bu reformların gerçekleşmesi beklenirken Suriye'de sivil kayıplara yol açan geniş çaplı operasyonlar yapılmaktadır. Bu operasyonların ne yöntemi ne de zamanlaması anlaşılır değildir.''

Hama ve Deyr'uz Zur gibi büyük şehirlerde tanklar ve ağır silahlar kullanılarak operasyonlar yapıldığını, bunların televizyonlara da yansıdığını anımsatan Arınç, şöyle devam etti:
''Bu, büyük çapta canlı kayıplara yol açmıştır. Bu tür yöntemler hiçbir şekilde mazur görülemez. Zamanlaması da yanlıştır. Çünkü Ramazan ayı İslam dünyası içinde çok mukaddes bir aydır. Bu ay küskünlerin bile barıştığı, herkesin birbirine sevgiyle, şefkatle yaklaştığı bir ayda bu tür operasyonların yapılmasının hiçbir mantığı yoktur. Dolayısıyla can kayıplarına yol açmadan, demokratik reformların süratle hayata geçirilmesi ve daha çok demokratik tepkilere, özgürlük alanlarına dikkat edilmesi gerekirken bu tür operasyonlarla Suriye'de sivil kayıplara uğranılması kadın, erkek, çoluk çocuk pek çok insanın sayıları yüzleri aşan bir şekilde hayatlarını kaybetmesi büyük bir acı ile takip edilmektedir. Dolayısıyla Sayın Dışişleri Bakanımızın yarınki ziyaretinin çok olumlu sonuçlar vermesini temenni ediyoruz, bu konuda Türkiye'nin Sayın Başbakanımızın, hükümetimizin, bizlerin ifade ettiği doğrultuda gelişmeler söz konusu edilecek ve Türkiye'nin tavrı kendilerine bir kez daha karalı biçimde aktarılacaktır. Sayın Dışişleri Bakanımızın dönüşünü takiben durum tekrar değerlendirilecek, bu konuda Türkiye'nin adım atması gereken konular yine kamuoyu ile paylaşılacaktır.''

 

İLGİLİ HABER İÇİN TIKLAYINIZ