Oyuncu Müjde Ar: Ahmet Şık tutukluyken nasıl huzurlu olabilirim?

Oyuncu Müjde Ar: Fethullah Gülen’in ipliğini pazara çıkaran Ahmet Şık bile tutuklanıyorsa nasıl huzurlu olabilirim?

10 Nisan 2017 Pazartesi, 16:01
Abone Ol google-news

HEPİMİZ VASATLIĞA MAHKUM EDİLDİK

AHMET ŞIK TUTUKLUYKEN NASIL HUZURLU OLABİLİRİM?

Umudunuz var mı?

60 yaşındayım. Genç insanlara baktığımda umutlanıyorum. Bazı gençler ise umudumu yok ediyor. Negatif bir enerji bombardımanı var. Bu bombardıman bizim enerjimizi de söndürüyor. Ben mücadeleci bir insanım ama sürekli negatif enerji altında olmak depresif bir ruh hali yaratıyor. Bu en temel sorunlarımızdan biri aslında. İnsanlar taraflara ayrılmış ve bu taraflar karşılıklı bir depresyon etkileşimi halinde. Bu kadar depresif bir ortam hepimizin enerjisini yok ediyor

Bu negatiflik aynı zamanda bir vasatlığı doğurarak sanatçıların kendi kabuklarına çekilmesine mi sebep oldu?

Hepimiz o vasatlığa mahkum edildik. Onlarca gazetecinin içeride olduğu bir dönemde sabahları nasıl mutlu kalkabilirim? Fethullah Gülenin ipliğini pazara çıkaran Ahmet Şık bile tutuklanıyorsa nasıl huzurlu olabilirim? Siyasetteki kıran döken zihniyet yüzünden toplumca depresyona sürükleniyoruz. Sokakta gülen insan yok! Sosyal hayattan kopmuyorum. Metroya, otobüse biniyorum. İnsanların yüzünden düşen bin parça! Herkesin içi karardı. Ben kadın hakları ve özgürlükleri için 85 film yaptım. Ocak ayından bu yana 45 kadın öldürüldü. Bu gri renk nasıl açılacak? Siyaha gitmekten nasıl geri dönebiliriz?

VAHŞİ KAPİTALİZM İNSANLARI MAHVETTİ

Sizce ideal bir hayat var mı?

İdeal hayatın olmazsa olmazı özgürlüklerdir. Özgürlükler de gerçek anlamda demokrasiyle olur. İnsanlar birbirlerinin öksürüğünden korkar hale geldi. Herkes şüphe ve kaygı içinde yaşıyor. Bunun karşısına koyabileceğimiz tek şey özgürlüklerdir. Cumhuriyetin değerleri, insani değerler, eşitlik ve özgürlükler olmadan neyin üzerine tartışırsak tartışalım, çuvallarız.

Günümüz insanına dair gözlemleriniz neler?

Ben çok gezerim. Geçen ay 3-4 ülke gezdim. Vahşi kapitalizm insanları mahvetti. Globalleşmeden ümidim vardı. Daha eşit paylaşım hayallerim vardı. Bu tartışılan şeyleri kim nerelere attı da yok oldu? Zengin daha zengin, fakir daha fakir... Paylaşım nerede? Yine de belli başlı ülkelerde insanların yüzlerinin güldüğünü görüyorum.

Türkiyedeki insanlara baktığınızda neler görüyorsunuz?

Son derece endişeli, kaygılı ve mutsuzlar. Kaderciliğin getirdiği meçhul bir beklenti içindeler. Godotu beklemek gibi bir nevi. Oysa Godotu beklemek ölümü beklemektir. Godotu Beklerkenin ana fikri budur. Herkes meçhulü bekliyor


UMUDUMU KAYBETMEK İSTEMİYORUM

İnsanları yaşama bağlayacak şey ne olabilir?

Umut. Açıkçası gençler için çok endişeleniyorum. Gençlerin hayatlarının vasatın da altına itildiğini gördükçe üzülüyorum ama umudumu kaybetmek istemiyorum. Halk olarak gülmüyoruz. Kaygılıyız. Endişeliyiz. Vasatlığa mahkum edildik. Özgürlükler konusunda bırakın tartışmayı ağzımızı bile açamıyoruz. Her şeyin düzelmesini istiyorum ama bu kısa vadede kolay gözükmüyor. Öyle ya da böyle; tüm bu yaşadıklarımızın bedelini ödeyeceğiz. Sonra da her şeyin yeniden yeşereceğini düşünüyorum.

Hiç Türkiyeden gitmeyi düşündünüz mü?

Dünyanın her yerinde eşim dostum var. İstersem giderim ama hiç düşünmedim. Neden gideyim ki? Ben bu topraklarda 85 film yaptım, 85 ayrı kadının ruhunu içime aldım. Bir cumhuriyet kadınının, Aysel Gürelin kızıyım.

ANNEM YAŞASAYDI
MUHALİF TUTUMUNDAN ÖTÜRÜ İÇERDE OLURDU


Annenizi özlüyor musunuz?

Özlem çok hafif bir kelime kalır. Annemin kızıyım ama onun kadar cesur olmadığım için utanıyorum. Hedefim Ayselin tırnağı kadar bile olsa, direnebilmek. Ona da razıyım. Annem çok ilginç bir kadındı. Bir taraftan da iyi ki de bugünleri görmedi. Özgürlük annem için her şeyin ötesindeydi. Zaten şu an yaşasaydı, büyük ihtimalle muhalif tutumundan ötürü içerde olurdu. Çenesini tutamayıp Eyyy! diye başlardı…

Gündemi nasıl takip ediyorsunuz? Televizyon izliyor musunuz? Gazete okuyor musunuz?

Havuz medyası hariç bütün gazeteleri ve makaleleri okuyorum. Türkiye hakkında çıkan İngilizce ve Almanca tüm yazıları okuyorum. Sürekli okuyorum. Dizilerde de oynamadığım için zamanımın çoğunu okuyarak geçiriyorum.




BENİ CANLI YAYINA ÇIKARACAK BİR PROGRAM YOK

Sizi de neden eskisi gibi televizyonlarda göremiyoruz?

Artık programlara pazarlıkla çağırıyorlar. Beni şu an canlı yayına çıkaracak bir televizyon programı yok. Çağıranlar da Siz bizi biliyorsunuzdiyorlar. Ben de onlara Siz de beni biliyorsunuzdiyorum. Bu saatten sonra lafımı esirgemem. Açıkçası kimseden de korkum yok. Bu ülkeden gitmemizi istiyorlar ama gitmeyeceğiz. Geçtiğimiz günlerde Nişantaşı’ndaydım. Eskiden beri tanıdığım iki magazinci çocukla karşılaştım. Nişantaşı’nda ne yaptığımı sordular. Hayıriçin gezdiğimi söyledim. Bizim gazeteler bunu yazmazdediler. Hayırdediğimi bir tek Cumhuriyet Gazetesi yazdı. Öyle bilinçli bir politika yürütülüyor ki; toplumda etkisi olan insanlar her taraftan koparılıyor. Böyle bir dönemde bana program yaptıracak bir televizyon kanalı düşünebiliyor musunuz? Bir iki tanesi çağırdı ama kuralları baştan koydular. Ben de kabul etmedim. Siyasetin toplum üzerindeki baskısı büyük bir korkuya dönüştü. Buradan ne çıkar bilmiyorum.

Sizi resmi devlet organizasyonlarına çağırıyorlar mı?

Çağırmıyorlar. İyi ki de çağırmıyorlar. Eğilip bükülmeye dayanamam. Ağzımı tutamam, hır çıkarırım. Abdullah Gül zamanında Çankaya Köşkü’nden çok davet almıştım ama gitmedim.Zaten beni yemeğe çağıracaklarına tutuklu gazetecileri dışarı çıkarsınlar… (Röportaj: Nurhak Kaya)