'Partilerin yapısı demokrasiye uygun gibi görünmüyor'

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, "Türkiye'deki siyasi partilerin yapısı demokrasiye pek uygun gibi görünmüyor. Çünkü uzun yıllar gazetecilik yapan, çeşitli siyasi partilerin iktidarlarını yaşamış olan meslektaşlarımın yakından bildiği şudur; Partiler muhalefette iken yasaların değiştirilmesinden yana olurlar. İktidara geldiklerinde aynı yetkiyi kullanma hakkı kendilerine geçtiğinde böyle bir değişiklikten yana olmazlar" dedi.

14 Eylül 2011 Çarşamba, 16:55
Abone Ol google-news

Sultanahmet Meydanı'ndaki 4. Babıali günleri kapsamında düzenlenen panelde konuşan Erinç, Gazetecilere Özgürlük Platformunun görüşü ne olursa olsun yargılanan her gazeteciye destek vermeye çalıştığını belirtti.

Erinç, bu desteğin sadece bilinen duruşmalarda verilmesinin önemli bir eksiklik olduğunu ifade ederek, bu konuda yayın organlarının gerekli çabayı göstermediğini söyledi.

Bugüne kadar 1982 Anayasası'nda yaklaşık yetmiş maddede değişiklik yapıldığını, ancak bu değişikliklerden ifade, basın, düşünce ve vicdan özgürlüğü gibi konuların yer almadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
''Şu bir gerçektir ki, Türkiye'deki siyasi partilerin yapısı demokrasiye pek uygun gibi görünmüyor. Çünkü uzun yıllar gazetecilik yapan, çeşitli siyasi partilerin iktidarlarını yaşamış olan meslektaşlarımın yakından bildiği şudur; Partiler muhalefette iken yasaların değiştirilmesinden yana olurlar. İktidara geldiklerinde aynı yetkiyi kullanma hakkı kendilerine geçtiğinde böyle bir değişiklikten yana olmazlar. Şimdi daha önce yapılan çalışmaların aksine siyasal partilerin görüş birliğine vararak, bir anayasa hazırlanmaları konusunda verilmiş sözler var. Ancak iş çalışmalara gelince ne kadarı tutulur, ne kadarı tutulmaz bilinmiyor. Hazırlık komisyonunda siyasi partiler, eşit oyla temsil edilseler de hazırlanacak taslağın temsil haline dönüştürülmesinde kimlerin imzalayacağı, anayasa komisyonunda ya da genel kurulda ne gibi önergelerin verileceği konusunda şu anda bir tahminde bulunmak ne yazık ki mümkün değil.''

Erinç, TGC'nin de anayasa çalışmalarında ne önerilebilir konusunda bir çalışma başlattığını vurgulayarak, ''Benim de gazeteciliğe başladığım yıllarda en önemli konu birinci sırada gazeteciliğin yer almasıydı. Siyaset onun arkasında gelirdi. Ticaret ise o yıllarda hiç söz konusu değildi. İş adamları o dönemlerde de medyaya girmişlerdi. Yaygın gazete dediğimiz türdeki gazetelerin sayısı on civarındaydı. Ama bunun yaklaşık en az dördünün sahibi iş adamıydı. Onlarda yayın organlarını kendi çıkarları için kullanmaya ya cesaret edemezler ya da hoşgörüyle bakarlardı. Kalkan olursa da o dönemdeki yazı işleri müdürleri patronlarına 'Bu sizin öneriniz gazetecilikle bağdaşmaz' deme cesaretini gösterebilirlerdi. Bence, en eksik tarafımız bugün budur. Gazeteciliğin üçüncü plana atılmış olması, siyasetin ve ticaretin onun önüne geçmesi bugün yaşamakta olduğumuz sorunların başında yer alıyor'' diye konuştu.

Yazar Yazgülü Aldoğan da ''Medyanın en büyük gazetelerinden birinde yaşadığımız çok büyük bir yönetim değişikliği var. Patronun bile isminin sahip olarak gözükmesinin istenmediği bir ortamda özgür basından söz etmek pek mümkün değil'' dedi.

Babıali günleri etkinlikleri, 18 Eylül Pazar gününe sürecek.