Paul Auster ve Siri Hustvedt: Türkiye için korkuyoruz

Dünyaca ünlü yazar Paul Auster ve Siri Hustvedt’in kaleme aldığı yazı, Norveç’in önde gelen gazetelerinden Dagbladet’le aynı gün yayımlanıyor.

29 Mart 2017 Çarşamba, 20:41
Abone Ol google-news

2013 Mayısı’nın sonunda, Türk polisinin barışsever göstericileri acımasızca bastırmasına ve İstanbul’daki Gezi Parkı’nı savaş alanına çevirmesine bütün dünyanın tanık olduğu ürkütücü olaylardan sonra bizler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de gücünün kıskacını nasıl daha da sıktığını gitgide daha da umutsuzluğa kapılarak izledik.

Neredeyse her gün yaptığı saldırganca konuşmalarla tansiyonu artırdı ve farklı siyasi, etnik ve dini gruplar arasındaki düşmanlığı tırmandırdı. Geçtiğimiz yılın temmuz ayındaki kabul edilemez ve beceriksiz askeri darbe girişiminin ardından AKP ve Erdoğan bu acımasız olayı, muhalefeti susturmak için, yüzbinlerce muhalifi, Pennsylvania’da yaşayan eski yoldaşı Fethullah Gülen tarafından yönetilen “Gülenciler” gibi terörist grupların taraftarlarını ya da üyelerini ya da Kürt PKK’yi vatana ihanetle suçlayarak kovdurmak, suçlamak, tutuklamak ve mahkûm ettirmek üzere bir bahane olarak kullandı. Şimdi 16 Nisan’da yapılacak bir referandum ilan etmiş durumda. Amacı anayasayı değiştirerek başkanın elindeki gücü artırmak, halkın seçtiği bir başkan gibi değil de daha çok bir diktatörün yetkisine sahip olarak hareket etmek.

PEN’i ve bütün dünyadaki yazarları endişelendiren, ayrıca ifade özgürlüğünü bütün uygar toplumların temel taşı olarak gören herkesi de endişelendirmesi gereken şey, Türklerin barışçıl düşüncelerini zulüm görme tehlikesi olmadan ifade edebilmeleridir. Olağanüstü Hal ve sıkıyönetim yasaları altında bir referandum ilan etmek, ayrıca başbakanın önerilen anayasa değişikliğine ‘hayır’ diye oy vereceklerin vatan haini sayılacaklarını söylemesi, uluslararası hukuku umursamamaktan başka bir şey değildir, demokrasi kurallarına da saygısızlıktır. Zengin ve çok çeşitli Türk kültürüne hayranlık duyan ve içinde bulunduğumuz bin yılın ilk yıllarında, ülkede tam anlamıyla gelişmiş modern bir demokrasiye doğru gidişe artan bir güvenle tanıklık eden bizler, Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tehlikeli anayasa değişiklikleriyle oluşturmak istediği müstebit diktatör toplumu karşısında son derece rahatsızız ve ürküyoruz.