Picasso’ya neden saldırır bir insan?

Hem Noel’i hem de yılbaşını Londra’da geçirdim. Özellikle bu dönemlerde tadına doyulmaz bu kentin. Hayatımda ilk kez yaşadığım bel ağrısı yüzünden bir hafta boyunca evde mahsur kalınca kentin tadını çıkaramadım doğal olarak. Oysa ne filmler, ne oyunlar seyeredecektim.

16 Ocak 2020 Perşembe, 23:06
Abone Ol google-news


OVADA TALİBAN, GALERİDE VANDAL: KÜLTÜR DÜŞMANI

Resim sergilerine gider miydim bilmiyorum ama Tate Modern’de sergilenen Picasso’nun “Bust of a Woman” adlı tablosunu keşke görebilseydim dedim. Göremediğim için de çok üzüldüm doğrusu. Çünkü, manyağın biri, büyük ressamın Dora Maar adlı kadına duyduğu aşkını betimleyen, 1944 tarihli bu tablosuna saldırı düzenleyerek - belirtildiğine göre - 20 milyon poundluk (yaklaşık 160 milyon TL) zarar vermiş. Bu nedenle keşke görebilseydim diye hayıflandım, çünkü tablonun saldırı öncesi halini görebilme şansım(ız) yok maalesef. Resimden de, resim tarihinden de pek anladığımı iddia edemem tabii ama herhangi bir sanat eserini bir daha görememe duygusu çok berbat. Keşke görebilseydim deyişim ondan.

BİR YOLU OLMALI MUTLAKA

Bu, büyük eserlere yapılan kimbilir kaçıncı saldırı. Yine Londra’da iki yıl önce Ulusal Galeri’de bir başka manyak Thomas Gainsborough’un 1785 yapımı “Sabah Yürüyüşü” tablosunu bıçakla kesmişti. Londra, bu saldırıların en çok yapıldığı kent sanki. 2012’de yine Mark Rothko’nun (1903-1970) Seagram duvar resimlerinden bir tablosu bir ziyaretçi tarafından fırçayla siyah boya sürülerek tahrip edilmişti. Tamam, müzeler korunması kolay yerler değildir, bilinir, ama eserleri korumanın bir yolu mutlaka bulunmalı.

GEREKÇESİ?

Bu saldırıların gerekçesi ne olabilir? Neden durup dururken saldırır birileri? İster bunlar olsun, isterse Picasso tablosuna saldıran serseri olsun tümünün bir mesaj kaygısı olduğu sır değil. Tabii ki, saldırganlar bir dolu gerekçe bulur eylemleri için. Biz genel olarak dini ya da ideolojik gerekçeli saldırıları biliriz. Taliban’ın Bamiyan Buda heykellerini yıkması, Hıristiyanlığın reform süresi boyunca Katolik değerleri yansıtan heykellerin saldırıya uğraması, IŞİD’in Suriye’deki muhteşem Palmira’yı ya da müzeleri hedef alıp tarihi eserleri parçalaması dini/ideolojik motifli saldırıların en uğursuz örnekleri.

Chris Ofili’nin fil dışkılığından yapıldığı söylenen Meryem Ana adlı eserine ya da Andres Serrano’nun İsa heykeline yapılan saldırılar da bunlardan farklı mıdır sanki? Sanat düşkünleri herhalde bilirler; Michelangelo’nun “Pieta” adlı eserine 1972 yılında Macar asıllı bir saldırgan çekiçle zarar vermiş, eyleminin gerekçesini “İsa Mesih, mezardan yükseldi ve bunu yapmamı istedi” diye açıklamıştı. Sanat doğası gereği kışkırtıcıdır, bunu anlayıp, kabullenseler keşke bu vandallar.

ADIM DUYULSUN DA

Bu tür manyakları motive edici gerekçe çok tabii. Agnolo Bronzino’nun “Sevgi ve Şehvet Alegorisi” adlı tablosu cinsel açıdan kışkırtıcı bulunur, der bu işi bilenler. Tablodan “kışkıran” bir serseri 2003’te Londra’da sergilenen bu tabloya saldırmış, ne mutlu ki eser fazla zarar görmemişti. Resimden nasıl tahrik olmuşsa artık manyak.

Bu saldırıların çoğunda aslında ne dini ne ideolojik neden yok gibi gelir bana. Çoğu adını duyurmak için yapar diye düşünenlerdenim ben de. Adı duyulsun diye ABD Başkanı’nı (Reagan’ı) öldürmeye kalkan da oldu, Beatles’ın her şeyi John Lennon’ı öldüren de.

İDEOLOJİK SALDIRI

Bu gerekçelerin hiçbiri bir sanat eserine saldırılmasını haklı görmemi sağlamaz kuşkusuz ama en çok içimi acıtan “ideolojik” gerekçeli saldırılarıdır, ne yalan söyleyeyim. Kadınlara seçme, seçilme hakkı verilmesi için faaliyet gösteren Suffragette’in lideri Emmeline Pankhurst’ün tutuklanmasını protesto amacıyla, Velazquez’in ünlü “Rokeby Venus” adlı tablosu 1914’te bıçakla tahrip edilmişti. 1974’te de bir IRA (İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu) aktivisti Cambridge’de Rubens’in “Magi’nin Hayranlığı” adlı eserine “I-R-A” harflerini kazımıştı.

İdeolojik nedenlerle yapılan saldırılar içinde bana en çarpıcı gelen iki örnek var. Biri 2013’te ünlü Fransız ressam Eugenie Delacroix’nın Fransız Devrimi’ni anlatan “La Liberté guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük) adlı tablosuna Lens şehrinde saldırılması. Fransız Devrimi’nden ne düşmanlık görmüşse kendinde eseri tahrip etme hakkını bulmuş saldırgan.

KEŞKE GÖRSEYDİM

Diğeri de Rus ressam İlya Repin’in “Korkunç İvan ve Oğlu İvan” tablosuna 2018’de yapılan saldırı. Bu tablodan Rus milliyetçileri hoşlanmazlar benim bildiğim ama nedense bu esere Rus olmayan, Dağıstan asıllı biri saldırmış. Gerekçesi de tablonun tarihi gerçekleri yansıtmamış oluşu. Bu eser son derece talihsiz aslında çünkü 1913’te de akıl sağlığı yerinde olmayan 29 yaşındaki Abram Balaşev adlı biri tarafında tahrip edilmiş. Akıl sağlığının yerinde olmayışını belirtmem lütfen hoş görülsün, bu tür saldırıları akıl sağlığı yerinde olanlar da yapıyor elbette. Bu konuda sağlıklı olanla olmayanın birbirinden farkı yok demek için belirttim bunu.

Sadece kendilerinin ikna olduğu gerekçelerle insanlığın kültür mirasını hedefleyenlerin evlerine ateş düşsün. Buda heykellerini yok edenlerle, Picasso’nun tablosuna saldıran arasında bir fark yok benim açımdan.

Tersine inandıramaz kimse beni. Keşke Picasso’nun o tablosunu gidip görseydim.