Prof. Ulusoy: Ekonomi politikaları ve pandemi ekonomide yeni türbülansı getirdi

Cumhuriyet yazarı ve iktisatçı Prof. Dr. Veysel Ulusoy’a göre, “Üretimsizlik, eritilen rezervler, biten turizm ve pandemide ikinci dalga” ekonomide yeni bir türbülansı getirdi.

07 Ağustos 2020 Cuma, 09:16
Abone Ol google-news

Türkiye ekonomisi dün yine döviz şoku yaşadı. Türk lirası bir günde dolar, avro ve altın karşısında yüzde 3’e yakın değer kaybederken avro 8.58’i, dolar 7.25’i gördü. Çeyrek altın ise 817 liraya tırmandı. Tüm dünyada dolar fiyatları büyük oranda sabitken Türk lirasının avro karşısında son bir yılda yaşadığı erime yüzde 40, dolar karşısında yaşadığı erime yüzde 32’yi buldu. TL’nin altın karşısında yaşadığı erime çok daha büyük oldu. Geçtiğimiz yıl aynı gün 426 lira olan çeyrek altın yüzde 91 fiyat artışıyla 817 lirayı aştı.

İktisat Profesörü Veysel Ulusoy, ekonomide ‘mini devalüasyon’ yaşandığını söyledi. Prof. Ulusoy, “Finansal piyasalarda bir türbülans oluyor. 2018 yılından beri yaşadığımız türbülansların üzerine bir türbülans bu. Rezervlerimizi kaybettik, merkez bankası rezervleri ekside. Bunun üzerine reel piyasalarda üretim yok. Beklentiler çok zayıfladı. Üstüne üstlük finansal piyasalarda TL’yi kısıtladık ki kurun biraz daha yukarı çıkmasını önlemek için. Bu durumda TL vermeyince insanlar Türkiye’deki senetlerini satıp çıkmak istediler ve ucuz dolar aldılar. Bu talep bir bakıma doları 7 lira seviyesine yükseltti” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası (MB) hamleleriyle doların birkaç ay 6.85 seviyesinde tutulduğunu hatırlatan Ulusoy, “MB rezervlerinin eksikliği, üretimdeki gücümüzün zayıflaması, turizmde beklentilerin tamamen bitmesi ve geleceğe dair yatırımlar ve tasarrufların dengede oluşmaması bugünkü ani türbülansı karşımıza getirdi” dedi.

"DOLARDA 7 ÜSTÜNE ALIŞMAK GEREKİYOR"

“Her ani çıkışın bir durgunluğu ve geri gidişi olur ama eski seviyeye inmez” diyen Ulusoy, “Bu döviz kurunda da böyledir, altın fiyatlarında da böyledir. İnsanların artık dolar bazında 7’lerin üzerine alışması ya da makro denge ya da dengesizliklerin öyle oluşması lazım. Burada önemli olan karar vericilerin ne yaptığı. Bu saate kadar Merkez Bankasının açıklama yapmasını çok bekledim. Maliye Bakanlığı yetkililerinin dalgalanmayı bertaraf etmek için öngörüler sunması gerekirdi. Öyle bir kritik dönemdeyiz ki günlük yüzde 3 yükselme benzeri şoklara bizi maruz bırakanların sorumlulukları olduğu kanaatindeyim. Ben ekonomik karar verici olarak şu zamana kadar çoktan konuşmuş ve en ince ayrıntıya kadar halka anlatmış olurdum” ifadelerini kullandı.

ALTINDA PANDEMİ ETKİSİ

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, altın fiyatlarındaki büyük yükselişe ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Klasik bir söyleyiş vardır. Türbülansın doruklara ulaştığı dönemlerde güvenli limana yanaşmayı hem yatırımcı hem tasarruf sahibi çok sever. Pandeminin ikinci dalgasının sesleri gelmeye başladığında güvenli limana yanaşma isteği uluslararası arenada daha da fazlalaştı. Gümüş ve diğer kıymetli madenlerin hepsinde fiyatlar inanılmaz derecede yukarıya gitti. Bunun nereye gideceği konusunda yapı tamamen ülkenin rezervleri ile makroekonomik dengeleri ve petrol fiyatları veya varlık fiyatları ile ilgili bir şey. Şu an pandeminin ikinci dalgası kıymetli madenleri, rezerv paraları yukarı çekiyor.”

“HALK MÜTHİŞ ŞEKİLDE BORSAYA YÖNELDİ, EN ÇOK ZARARI ONLAR GÖRECEK”

TL mevduatlarındaki negatif getirinin ve dolardaki sıfır faizin insanları ‘müthiş’ bir şekilde borsaya yönelttiği vurgusu yapan Prof. Ulusoy, “Özellikle Türkiye Varlık Fonu’nun borsaya girmesiyle sahte bir yükseliş, sahte bir zenginlik yaşadık. Tabii kazanan da oldu ama sahte bir kazançtı. Şu zamanda borsanın yüzde 3 bir kaybı var. Bu kaybın çoğu küçük tasarruf sahiplerinin (halk) hatta borsayı hiç bilmeyenlerin zararı. En büyük zararı borsaya giren-yatırımcı demeyeceğim- tasarruf sahibi kişiler olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu.

Kaynak: Evrensel