Qua Vadis (Nereye gidiyorsun) Fenerbahçe?

Bir makine düzeniyle çalışan Bayern Münih, Fenerbahçe'yle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. Bu ağır yenilginin ardından Fenerbahçe'nin başkandan teknik direktörüne futbolcusundan taraftarına kadar düşünmesi gereken sorunlar var.

31 Temmuz 2019 Çarşamba, 12:57
Abone Ol google-news

Audi Cup'ta Bayern Münih takımıyla karşılaşan Fenerbahçe rakibine 6-1'lik ağır bir skorla mağlup oldu. Maçın ilk yarısını Renato Sanches, Goretzka, Müller (2) Coman'ın golleriyle 5-0 geride kapatan F.Bahçe, 58'de Müller'den bir gol daha yedi. Fenerbahçe'nin tek sayısı yeni transfer Max Kruse'den geldi. 

Beraber oynamaya alışmış, kadro kalitesi çok yüksek olan (maçın yıldızı Müller oyuna yedek olarak başladı) rakibi karşısında yeni kurulan, sakatlıklardan dolayı eksik bir kadroyla sahaya çıkan Fenerbahçe'nin aldığı sonuç şaşırtıcı olmadı. Sahadaki eksiklikler maçta çok açık şekilde görüldü. Bunlar zaman içinde kapatılabilir. Ama mentalitedeki eksiklikler daha önemli. Artık camianın bir özeleştiri yapması gerekiyor.

Koç 'o' kişiyi bulmalı

 

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, takımı gençleştirip, futboldaki düzeni değiştireceği söylemiyle yola çıktı. Şu an gelinen noktada Fenerbahçe'nin bunu uygulamaktan başka şansı bulunmuyor. Bankalar Birliği ile anlaşma sağlandıktan sonra tranfer harcamalarına da ciddi kısıtlamalar gelecek. Ali Koç'un camiaya sesleniş yapma zamanı geldi. Fenerbahçe Başkanı, taraftardan talep ettiği desteği hem maddi hem manevi olarak aldı. Futbol dışındaki branşlarda alınan başarılar çok önemli. Ancak futbolla ilgili gerçekler söylenmeli. Popüler transferlerle 1 senelik başarı mı yoksa uzun vadeli hedefler mi? Fenerbahçe hedeflerini net olarak ortaya koymalı ve bunu taraftarına anlatmalı. Fenerbahçe'nin önünde Obrodoviç örneği var. Takımını yıllar içinde şekillendirdi ve başarıdan başarıya koştu. Ali Koç, sürdürebilir başarıyı Ersun Yanal ile yakalayacağını düşünüyorsa uzun vadeli sözleşme imzalayarak takımın her yıl gelişmesini beklemeli. Şampiyonluk baskısı ortadan kaldırılıp takımın gelişmesi hedeflenmeli. Başkan, Yanal'ı düşünmüyorsa 'o' kişiyi bulup takımın başına getirmeli. Tranferlerin gecikmesi bir Fenerbahçe klasiği. Stoperdeki eksiklik, orta alandaki kalabalık hepsi planlama hatası. Fenerbahçe futbol aklını oluşturmalı. Fenerbahçe'nin akılsızca yapılan hamlelerin hem maddi hem manevi ağırlığını kaldıracak hali kalmadı.

 

Gençlere güvenin

Bayern Mühih maçı özelinde Ersun Yanal sınıfta kaldı. Takımın sol beki Hasan Ali sakatlandığında kendi ifadesiyle 2 gün önce gelen ve hazır olmayan Dirar'ı oyuna sürdü. Bu hamle hem Dirar'a hem de hazırlık maçlarında iyi bir performans ortaya koyan Abdülcebrail Akbulut'a zarar verdi. Artık Türk futbolunda bazı şeylerin değişmesi gerekiyor. Gençlere güvenin. Türk futboluna damga vuran Emre Belözoğlu'ndan Bülent Uygun'a Cengiz Ünder'den Ozan Kabak'a birçok oyuncu genç yaşta kendilerine verilen şansı kullandı. İkinci yarıda İsla'nın yerine oyuna giren Murat Sağlam'ın performansı Ersun Yenal'a mesaj niteliğinde. Yine Ferdi Kadıoğlu'nun oyuna girdikten sonra attığı paslar, sakinliği dikkat çekici. Oyun kurgusundaki hatalar düzeltilir, yeni transferler takıma monte edilir. Ama Fenerbahçe'nin esas kazancı oynatıp değer kazandırdığı gençler olmalı. Cesur hamleleriyle tanıdığımız Ersun Yanal gençler konusundaki tedirginliğini aşmalı.

Gamsız oyuncuya tahammül yok

Modern futbolda renk aşkı ve aidiyet geride kaldı. Futbolcular artık tam bir profesyonel. Kontrat zamanı geldiğinde profesyonelliğini hatırlayan futbolcular sahada da aynı şekilde davranmalı. Dirar'ın sahaya terk etmek istemesi çok düşündürücü. Sabahleyin özür dilemesi bu davranıştaki hatayı gidermez. Milyonlarca avronun konuşulduğu ortamda futbolcular artık hem mental hem fiziki olarak hazır olmalı. Fenerbahçe seyircisinin geçen yıl en büyük isyanı gamsız oynayan oyuncular konusundaydı. Bayern Münih maçında ayakta kalan bir kaç oyuncudan biri olan Ozun Tufan Fenerbahçe'nin değerini anlamış gözüküyor. Maç içinde takımı için her şeyini vermeyen oyuncularla bedeli ne olursa olsun yollar ayrılmalı.

Taraftar omuz omuza verecek mi?

 

Fenerbahçe taraftarı geçen yıl çok kötü bir sezon geçiren takımına sonuna kadar sahip çıktı. Başkan Ali Koç'un yaptığı çağrılara kulak verdi. 'Fener ol'du, kombine ve forma aldı. Ancak uzun bir süredir 'bir' olamadı, 'tek ses' olamadı. Aziz Yıldırımcılar, Ali Koçcular, Aykut Kocamancılar, Ersun Yanalcılar, Alexçiler diye bölündü. Özellikle sosyal medyada Fenerbahçe futbolcularına 'aşağılamak' moda oldu. Önce Mehmet Topal sonra Dirar taraf tepkilerinden sonra sahayı terk etmek istedi. Taraftarın bölünmesi Fenerbahçe takımına büyük zarar veriyor. Yeni oluşturalan takımın daha çabuk kaynaşması ve ligde başarılı olması ancak taraftar desteğiyle olabilir. Fenerbahçe taraftarı eski günlerdeki gibi en azından maç boyunca 'tek ses' olabilirse Fenerbahçe ilk 6 haftasındaki zorlu fikstürde lige tutunabilir. Fenerbahçeliler şampiyonluk yarışında olmak istiyorsa 'omuz omuza' vermeli. Fenerbahçe'nin bu yıl nereye gideceğini taraftar belirleyecek.