Rock gazisi Timur Abi

Anadolu Rock Grubu Bateristi Timur Abi’nin maceralarını Türk Mucizesi’nde Kutlukhan Perker’in çizgisinden tanıyoruz. Perker, Timur Abi’yi ve onu nereden tanıdığını anlatıyor.

15 Nisan 2015 Çarşamba, 13:15
Abone Ol google-news

M. Kutlukhan Perker’in ismini gerek ana akım gazetelerden gerekse mizah dergilerinden biliyoruz. 17 yaşında girdiği çizgi dünyası onu bağrına basmakla kalmıyor, gazeteler tarafından da keşfediliyor. 12 yıl önce Amerika’da çizmek için Türkiye’den ayrılıyor. New York Times, Newyorker gibi dergilere çiziyor, çizmeye de devam ediyor. Türkiye’ye döndüğünden beri Penguen ve Hürriyet’te çiziyor. Meraklısına, Penguen’deki Öyle Bir Geçer Zaman ki hikâyesi kitaplaştırılmak üzere. Bir yıl önce yayın hayatına başlayan üç aylık dergi Türk Mucizesi’ni ise tek başına çiziyor. Türk Mucizesi’nden tanıdığımız Timur Abi, eski bir rock grubunun bateristi. Arkadaşları yırtmış, ancak Timur Abi değişimi hep reddetmiş. Şimdi yazın yazlık yerlerde kışın İstanbul’da barlarda çalışıyor, hep eskilerden söz ediyor. Öncesini ve sonrasını Perker anlatıyor.

ROCK KAZANI’NDA ÖĞRENDİKLERİM

90’lı yılların başında, mizah dergilerinde çalışmaya başlayan genç çizerler olarak hepimiz Cihangir’de oturmaya başlamıştık. O zamanlar o eski dönemlerden adamlar vardı. Hâlâ da varlar, hiç yaşlanmamış gibiler. Zamanında o rock grubundan biri ünlü olur, grubun geri kalanı arka planda kalır. Rock barlarda görürdüm, eski zamanları anlatırlardı. Aslında ben de Rock müzik camiasından geliyorum. Bize o zamanlar metalci diyorlardı. Gırgır, Avni, Hıbır’da çiziyordum. Daha sonra Milliyet’te de çizmeye başladım. Yakın arkadaşım aynı zamanda iyi bir gazeteci ve dergici olan Özgür Yici’yle, ben 19, o 20 yaşındayken Rock müzik dergisi yapalım dedik, Rock Kazanı. Sabah Gazetesi’nin bünyesinde yayımlanıyordu ama üretim biçimi fanzin gibiydi.. Athena, Volvox ilk bizim sayfalarımızda ortaya çıkmıştı. O dönemlerde bir sürü Türk Rock müzisyeniyle yakınlığımız oldu. Orada öğrendiğim küçük bilgicikleri Timur Abi’nin hikâyesine serpiştiriyorum şimdi.

TİMUR ABİ NİYE BATERİST?

Timur Abi bir Anadolu rock grubu bateristi. Rock grubu bateristleri zaten gruplar içinde en itilmiş adamlardır, çok ciddiye alınmazlar. Şöyle fıkraları vardır: “Bir ampulu değiştirmek için kaç bateriste ihtiyaç vardır? Beş. Dört tanesi Lars Ulrich’in ne kadar iyi bir baterist olduğunu konuşurken biri ampul değiştirir.” Zaten başarılı olan rock gruplarının bile bateristleriyle dalga geçilir, Timur Abi bir de Anadolu rock grubu bateristi. Hiç yırtamamış. Timur Abi’nin zamana paralel giden bir hikâyesi olsun istedim. Türk Mucizesi ilk yayımlandığında Temmuz ayıydı. O dönemde ben Timur Abi’yi bir yazlık bölgede kumsalda bira içen muhabbet eden gençlerin arasında oturttum. Bir sonraki macerada, Eylül ayında İstanbul’a dönmek üzere. Yeni çıkacak sayıda tekrar İstanbul’da güneye gitmek üzere hazırlanıyor. Hep geçmişi yâd eden, ünlülerle anılarını anlatırken ilk isimleriyle bahseden, hep gençlerle takılan, sürekli “Ahmet Ertegün’le o zaman konuştuk, sen yapabilirsin New York’ta dedi ama gidemedim” diyen bir adam Timur Abi. Timur Abilerin hepsinin içindeki ukde yurtdışına açılmaya çok yaklaşmış olup açılamamaktır. Timur Abi de böyle bir adam. Naif kaybedenleri temsil ediyor. İçten pazarlıklı ama kötü biri değil. Yaptığı müziği o dönemi seviyor, ama orada takılmış kalmış. Timur Abi aslında iyi bir adam değil, bir yandan da itici. O dengeyi sağlasın diye her hikâyenin sonunda yüzünü göremediğimiz şapkalı genç bir çocuk var. Ona bir baterist fıkrası anlatıp moralini bozuyor. Böylece Timur Abi’nin cezasını verdirtiyorum. Değişmeyi reddetmek bana göre tartışmaya açık bir konu. Zamana paralel gitmek de gerekiyor biraz, bazıları değişmeyi reddedip, değişememe hallerini de başkalarının suçuymuş gibi gösteriyorlar. Aslında içten içe “keşke biz de yırtsaydık” diyorlar ama. Ben hikâyeleri yazarken, okuyucuların bilmediği sırlarım oluyor o karakterle ilgili. İlerleyen sayılarda ortaya çıkabilir tabii ki. Mesela Timur Abi, bir rock bara gidecekse evde 7-8 bira içip sarhoş oluyor sonra bara gidiyor. Ama bunu okuyucular şu an bilmiyor.

TEK İMZALI İLK DERGİ TÜRK MUCİZESİ

Çizerin sanatçı tarafını gösterebildiği mizah dergilerinde yer sınırlı. Benim gibi çizerlerin çok daha çalışkan, üretken ve farklı tarzlarda yazıp çizebilen çizerlerin bu açıdan sıkıntısı oluyor. Amerika’da yıllarca ana akım şirketlere çizmeme rağmen Indy çizgi romanları çok seviyordum. Benim bu merakımı ve heyecanımı karşılayabilecek, ilgi alanımı hikâyelere dönüştürecek bir alan olsun diye, böyle bir şey yapayım dedim. Bunu tek başına yapabilecek kişilerden birisi olduğumu düşünüyorum, üretkenliğimle bunu ispat ettiğim kanaatindeyim. Hikâyeleri bitirip Erdil ve Selçuk’la paylaştım, onlar da çok heyecanlandılar, yapalım o zaman dediler. Türkiye’de bir çizerin kendi hikayelerini ve yazıp çizip tek başına çıkardığı ilk dergi Türk Mucizesi oldu. Bir yıl sonra da Umut Sarıkaya Naber Dergi’yi yaptı, böylelikle bu janr da başlamış oldu Türkiye’de. Türk Mucizesi’nin ikinci sayısı piyasada. Üçüncü sayısı Haziran’da çıkacak.