Sahi, ev neresi?

Misafir, Saklı Bahçeler Haritası, Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz, Dokunmadan ve Unutma Dersleri adlı romanlarıyla okurlarına keyifli olduğu kadar derin bir okuma deneyimi sunan Nermin Yıldırım’ın yeni romanı Ev, iki kelimeden oluşan şu yalın sorunun yanıtını arıyor: Ev neresi?

17 Mayıs 2021 Pazartesi, 00:04
Abone Ol google-news

Fotoğraf: VEDAT ARIK

Nermin Yıldırım’ın yeni romanı Ev’de; uzun bir yolculuğa çıkarken yanına sadece temel ihtiyaçlarını alan, fakat medetsiz bir geçmişi ve hiç durmayan zihnini de beraberinde taşıyan Seher için yolun kendisinden çok, gittikçe ağırlaşan bu yükü sırtlamak zorlaşıyor.

Kendisini evinde hissedemeyenlerin, evinden zorla koparılanların, sobanın başındaki minderi sürekli değişenlerin yıllar süren sorgulamasını sonlandırma arzusunu imliyor Ev.

Hepimiz için “ev” olgusunun dönüşüp derinleştiği ve pandemi sürecinde daha fazla yüzleşme fırsatı yakaladığımız “yuva-aitlik-benlik” kavramlarını sorgulama zorunluluğu, Seher için oldukça erken yaşlarda başlıyor. Geçmişiyle ve kendisiyle baş etmek için EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) psikoterapisi için bir terapistten yardım alıyor.

Derken Seher’in önce arkadaşı Ogo, sonrasında Şerbet’le çıktıkları yolculuk; Portekiz’in Porto şehrinden başlayıp İspanya’nın Santiago de Compostela’sına uzanırken, Camino de Santiago güzergâhı üzerinden gerçek bir hac rotası çiziyor. Dini, spiritüel, kültürel ya da sportif pek çok nedenle yürünen bu kadim yol mistik bir kimlik de taşıyor; soyu Katolik Kilisesi’nden de önceye, Şamanlara ve hatta paganlara dayanıyor.

Verilmiş bir sözle başlayan bu yolculukla Seher, bedeniyle de temas etmeye başlıyor. Acıyan ayakları, ağrıyan bacakları, yanan gözleri, uykusuzluğu, yol üstü lokantaları, gece konaklanan mekânların kokusu, doğanın ritmi ve beş duyuyla edinilen izlenimler yol boyunca fiziki çileyle birleşiyor.

Maddi dünya ile duygu dünyası arasındaki aktarımlar, okuru bir yandan Camino de Santiago yolunda Seher, Ogo, Şerbet ve diğer karakterlerle menzile doğru yol aldırırken; yerinde geri dönüşlerle Seher’in benliğinin merkezine seyahate de son sayfaya kadar merakla eşlik ettiriyor.

Kilometreleri gösteren her tabelada, rotayı işaretleyen oklarda; yola birlikte revan olunsa ve yan yana durulsa bile, hiç kimsenin aslında aynı yolu yürümediğini, yaramızı ne kadar saklarsak saklayalım incindiğimiz yerden yürüdükçe daha çok acıyacağımızı ve bazen iyiliklerin karşılıksız yapılabileceğini işaret ediyor.

Ev romanında “toplum-aile-bellek-aidiyet” ilişkisine bir kez daha derinlemesine odaklanan Nermin Yıldırım, Seher’in iç dünyası üzerinden okuruyla güvenli bir bağ kuruyor.

Benliğindeki karanlığa bir hac yolculuğundaki gibi sabırla yürüyebilenlerin, o karanlıkla yüzleşip içine dalabilenlerin, alacakaranlıktaki cılız ışığa bakabilenlerin kurabileceği içten bir bağ: Bazen içten dışa, bazen dıştan içe, lakin çokça kendinden yine kendine…

Roman her sayfasında şu soruyu sorduruyor: “Sahi, evim neresi?”

Ev / Nermin Yıldırım / Hep Kitap / 456 s.