Şarlo Hitler’e karşı

Bu yıl Şarlo 125 yaşında. Şarlo Diktatör, 21. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde izleyiciyle yeniden buluşuyor.

14 Eylül 2014 Pazar, 23:45
Abone Ol google-news

Charles Chaplin ve Adolf Hitler: Biri dünyanın en ünlü, en popüler, en tanınmış komedyeni, ötekisi dünyanın en acımasız, en megaloman, en nefret edilen adamı. Aynı yıl, aynı ay, aynı hafta doğan bu iki adam, zamanlarının en çok sevilen ve en çok nefret kişileriydiler. Charles Chaplin (Şarlo) her ülkede güldürünün, Adolf Hitler’se acımasızlığın, ölümün, yıkımın simgesi oldu. Şarlo, The Tramp (Serseri) rolüyle ünlenirken, Adolf tam bir serseriydi, sokaklarda sürünüyordu. Her ikisi de ülkelerini terk eden yabancılardı. Londra’nın çok yoksul bir mahallesinde doğan Şarlo, kabare şarkıcıları olan annesiyle babasını örnek alarak tiyatroya sığındı, müzikhol komedyeni oldu. 1913’te ABD’ye gitti; iki yıl onun dünyanın en ünlü yüzü olmasına yetti.

1. Dünya Savaşı süresince dünyanın en çok tanınan yüzü Şarlo’nun yüzüydü. Shoulder Arms’ta (Şarlo Asker /1918) ilk barışçıl iletisini verdi. Otuzların ekonomik krizindeki ABD’de yaşanan bunalımı, işsizliği, grevleri, lokavtları işledi. İlk politik filmi Modern Times’la (Modern Zamanlar /1936) insani ve sosyal açıdan kapitalizmi, Hitler yanlısı, Yahudi düşmanı işadamı Henry Ford’u eleştirdi. Adolf Hitler, 1930’larda önlenemez duruma geldiğinde Hollywood onu yok sayar.

Yahudi sözcüğü Amerikan filmlerinde nerdeye hiç geçmese de ülkede Yahudi karşıtlığı çok fazlaydı. Juden sehen Dich an (Yahudiler Bize Bakıyorlar) adlı Almanca kitapta Şarlo pis bir akrobat olarak tanımlanır. Şarlo, Yahudiliğini hiçbir zaman yadsımamıştır.

Şarlo dünyanın bu en tehlikeli diktatörünün karşısına tek başına dikilir, 2. Dünya Savaşı’nın başlamasından altı gün sonra Hollywood’da kurduğu gettoda gizlice The Great Dictator’ın (Şarlo Diktatör / 1940) çekimine başlar.

Hollywood stüdyoları onu desteklemez, tüm finansı kendi üstlenir. Totaliter rejimlerle baş etmek için salt cesaret, yürek yetmez; onlara karşı durmanın en iyi yolu suratlarına karşı gülmek, onları yok saymaktır. Şarlo’da böyle yapar. Yazar Ray Bradbury’de (Fahrenheit 451) komedinin faşizme saldırmak için en iyi film türü olduğunu irdelemiştir.

Şarlo filminde çift rol üstlenir: Tomania diktatörü Adenoid Hynkel ve savaşta belleğini yitiren Yahudi berber. Berber Hynkel’in tıpatıp kopyasıdır. Bu filmde Şarlo ilkleri de gerçekleştirir: O güne dek hiçbir filminde konuşmayan Şarlo ilk kez konuşur, ilk sesli filmidir, ilk kez 300 sayfalık özgün bir senaryo yazar, ilk kez dengeli, yetenekli bir oyuncu kadrosu kurar. Hynkel’in sağ kolunu Henry Daniell oynar. Benito Mussolini’ye gönderme yapan Bacteria diktatörü Benzino Napaloni’de Jack Oakie çok başarılıdır. Hannah’ta Şarlo’nun o zamanki yarı Yahudi eşi aktris Paulette Goddardvardır.

Mükemmeliyetçi Şarlo, 559 gün süren çekimde beğenmediği bir sahne olunca yeniden çeker, yeniden yaratır, yeniden kurgular. Kendini dünyanın efendisi olarak gören Hynkel’in dünya küresi ile dansettiği, berber koltuğu, hıçkırık sahneleri komedinin ana sekanslarıdır. Finalde izleyicinin karşısına Charles Chaplin olarak çıkar, ne Yahudi berberdir ne de Adenoid Hynkel’dir.

Yaptığı konuşma çok etkileyicidir, tüm dünyaya, insanlığa seslenir: “İmparator olmak istemiyorum. Bu dünyada herkese yer var. Yaşam özgür ve güzel olmalı. Yahudi, Katolik, siyahi, beyaz herkese yardım etmek istiyorum. Açgözlülük, erk hırsı insanların ruhlarını zehirledi, bilgimiz bizi saygısız ve yobaz yaptı. İnsanlığa, iyiliğe gereksinimimiz var. Diktatörler kendi hırsları için halkı köleleştirir. Güç halkın elindedir. Diktatörler ölür, özgürlük ölmez.”

Ancak Şarlo gibi büyük bir yaratıcı faşizme, nazizme karşı komediyle durabilirdi. Onlara kendi silahlarıyla saldırmaktansa rakipsiz olduğu komediyle totalitarizmi alt etti. Bu yıl Şarlo 125 yaşında. 21. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Şarlo Diktatör, 15 Eylül saat 20.30, 21 Eylül saat 12.15’te izleyiciyle yeniden buluşacak.