Siyasette 'mutlu damat' olmak mümkün mü?

Tarihte Irak Devleti Başkanı Saddam'dan Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’ye, Haiti diktatörü François “Papa Doc” Duvalier'den İtalya’nın faşist lideri Benito Mussolini’ye kadar birçok lider damatlaraıyla sorun yaşadı. ABD'de Trump'ın güvendiği nadir insanlardan olan damadı Jared Kushner ayrı bir yerde duruyor.

26 Mart 2019 Salı, 09:13

 

Tüm dünya, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’e olan sevgisini biliyor. Kimilerine sorarsanız bu, “sevgi”den çok, hiç kimseye güvenmeyen Trump’ın Beyaz Saray’da güvenebileceği sıkı birini yanında tutuyor oluşu. Hepsi bu.

Öyle ya da böyle, damat Kushner özellikle ABD dış politikasında bir hayli söz sahibi bir figür. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhamed bin Salman’la çok yakın dost, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da güvendiği bir ad. Bu, Ortadoğu politikalarında Trump’ı yönlendirebilecek bir güce sahip olduğu anlamına geliyor.

Yani kimi damatlar oğul ya da kızlardan daha da güvenilir kabul ediliyorlar politikacılarca. Trump’a özgü bir durum değil bu.

Benim aklıma “güvenilir damat” deyince kamuoyunun pek anımsamadığı Sakher el Materi gelir bir de. “Arap Baharı”nın devirdiği Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin damadıydı bu zat. Ülkesinde ayaklanmalar başlamadan üç ay önce İngiltere’de Prens Andrew tarafından Buckingham Sarayı’nda ağırlanmıştı da

Mussolini’nin damadı

Tabii politikada ünlü damatlar deyince İtalya’nın faşist lideri Benito Mussolini’nin damadı Galeazzo Ciano gelir akla. Faşist liderin en çok sevdiği kızı Edda’nın eşiydi. Mussolini kızını o kadar severdi ki, anlatılanlara göre, Ciano ile evlendiğinde, balayına çıkan yeni çifti arabayla takip de etmiştir uzun süre. Belki de kızına duyduğu sevgiden ötürü, tarihçilerin hala ne tür yetenekleri olduğunu çözemedikleri Ciano’yu Dışişleri Bakanı yapmıştır Mussolini, kim bilir? İsabetli bir seçim de olmuştur bir yandan, çünkü Mussolini’nin çocukları pek babaları gibi politikayla içli dışlı değildi. İtalya’da faşizm sona erdikten sonra diktatörün çocuklarından oğul Romano bir caz piyanisti oldu, Sofia Loren’in kız kardeşi ile evlendi sonra da.

Duvalier de kızı yüzünden

Bir dönemin Haiti diktatörü François “Papa Doc” Duvalier de kızı Marie-Denise'i çok severdi. Genç kız babasının saraydaki muhafızlarından evil, çocuklu Max Dominique’e aşık oldu, onula evlendi. Diktatörün kızına düğün hediyesi damadı albaylığa terfi ettirmek oldu.

Eski Irak lideri Saddam Hüseyin de iki damadını çok yüksek görevlere getirmişti, malum. Aynı zamanda Saddam’ın akrabaları da olan damatlar Hüseyin Kemal ve Saddam Kemal, Saddam yönetiminde çok etkili görevlerdeydi.

Sonları pek iyi olmadı

Örnekler bu kadar değil tabii. Çoğaltılabilir. Bu örneklerdeki damatlar Tunus diktatörünün damadı dışında pek bir ünlüler. O nedenle bunları anımsatmakla yetineyim.

Peki, bunlara ne oldu sonra? Sonları iyi olmadı çoğunun.Tunus Diktatörü’nün şimdi otuzlu yaşlarında olan damadı Materi, ayaklanmalar sonrası Kuzey Afrika ülkelerinden birine sığındı. Kara para aklamak hakkındaki suçlardan sadece biri. Yakalanıp, suçlu bulunduğunda ağır bir bedel ödeyecek.

Mussoli’nin damadı Ciano ise kayınpederiyle bazı konularda ters düştü. Faşistler arası ihtilaflardı bunlar, sakın damadın birden insansever, iyi birine dönüştüğünü sanmayın. Hikayesi uzundur ama İtalya Yüksek Faşist Konseyi’nde bir oylamada kayınpederi aleyhine oy kullandığı için, vatana ihanetle suçlanarak yargılandı. Eşinin bağışlanması isteyen Edda, fikrinden vazgeçmeyen babasına “artık babam değilsin” diye isyan etmiş, daha sonra da Mussolini soyadını reddettiğin söylemiştir. Ciano 10 Ocak 1944’de kurşuna dizilerek öldürüldü, faşist bir manga tarafından.

Diktatörün duyduğu korku başka tür bir korku demek ki. Bunlar gölgelerinden bile korkarlar, malum. Haiti diktatörü Duvalier de böyleydi. Söylenenlere göre sıkı Duvalierci olan, rejim için hiç bir tehlike yaratmayan damadının kendisine komplo kurduğundan kuşkulanmış durup dururken. Uzunca bir süre mahkemelerde süründürmüştür damadını.

Saddam da damatları Hüseyin Kemal ve Saddam Kemal’i kendisine ihanet ettikleri gerekçesiyle, önce kızlarından resmi olarak boşadı, sonra da öldürttü.

Mussolini, Zeynel Abidin bin Ali, Duvalier, Saddam, diktatördüler elbette. Pek de temiz figürler olmayan damatlara iyi gelmemiş diktatörlükler, belli ki.

Anlaşılıyor ki damatlar en çok “demokrasi”lerde rahat edebiliyor. ABD örneğini biliyorum ben sadece.

Başka örnek var mı bilmiyorum.

Var mı yoksa?