Tarhanalı dayanışma!

Sidney'deki restoranını yardım kuruluşuna çeviren Somer Şef, Türk kültüründeki 'hasta yemeğiyle' ihtiyaç sahiplerine destek oluyor. Mahalleden Fenerbahçeli Somer şef, hem yemek hem de spor tutkusunu ve Fenerbahçe aşkını anlattı.

23 Nisan 2020 Perşembe, 10:40
Abone Ol google-news

Dünyanın bir diğer ucunda yemekleriyle tanıttığı Türk kültürünü, bu kez de anlamlı bir yardım kampanyasıyla duyurdu Somer Sivrioğlu. 1995'te master eğitimi için geldiği Avustralya'da, ‘yıldız bir şef’, ardından da 'Anason' ve 'Efendy' adlı restoranlarıyla gastronomi sektöründe önemli bir marka yarattı. MasterChef yarışmasıyla büyük sempati toplayan ve tam bir Fenerbahçe aşığı olan Somer Şef'le spor ve yemek tutkusu üzerine konuştuk. Sidney’den Cumhuriyet okurlarına seslenen ünlü şef, karantina günlerinde mutfağa girenlere de bazı önerilerde bulundu. 

"Ciddi bir spor fanatiğiyim. Fenerbahçe'nin maçı için Final Four'a Sırbistan'a gidip 3 gün sonra Avustralya'ya dönecek kadar spor, hatta Fenerbahçe aşığıyım. O yüzden spor benim için bir yaşam biçimi. Ama yemek de en büyük tutkum tabii ki. Aslında birbirini birleştiren iki hobi..."

Bu zor günlerden geçerken anlamlı bir yardım kampanyası başlattığınız ve ülke basınında bu konu geniş yer aldı. Nereden geldi bu fikir?

Restoranlarımızdan birini kapattık. 'Efendy'yi de bir yardım kuruluşu olarak kullanıyoruz. Buradaki yaşlılara ve hastalara yemek dağıtıyoruz. Çorba ikram ediyoruz. Bunu da, Türk kültürünün bir parçası olarak yaptığımızı özellikle açıklıyorum Avustralyalılara. Mercimek ve tarhana çorbası dağıtıyoruz. Çünkü bizim kültürümüzde hasta olana çorba verilir. Ve biliyorsunuz ki şu anda da bütün dünyamız hasta. Bu işin sağlık kısmı bir tarafa bir de ekonomik kısmı var. Restoranda çok fazla Türk çalışanımız, burada aldıkları maaşa dayalı yaşayan arkadaşlarımız var. Onlara da destek olmak amacıyla restoranımızı tamamen evlere servise çevirdik. Buradaki halktan da çok destek gördük. Yardım kampanyamızı görenler bağışta bulunuyor. Gelip bizden yemek alıyorlar. O da bizim ayakta durmamızı sağlıyor. 

Mahalleden ‘Fenerbahçeli’

Sporu sevdiğinizi ve koyu bir Fenerbahçe taraftarı olduğunuzu biliyoruz. Bu tutku nereden geliyor? 

Ben Moda'da doğdum ve Kalamış Fener Caddesi'nde büyüdüm. O yüzden başka takım tutma başka şansımız yoktu. Hatta Metin-Ali-Feyyaz döneminde Beşiktaş'a kayma gibi bir meyilim oldu. Bunu dillendirdiğimde mahallenin 'ağır abileri' bana öyle bir şey yapamayacağımı güzel bir dille öğrettiler. Özel Moda Lisesi'nde okudum. Bizim okul eğitim günlerini neredeyse Fenerbahçe maçlarına göre ayarlardı. Yoksa kaçardık okuldan. Bütün okulu da disipline veremeyecekleri için çarşambayı yarım gün yapmaya başladılar Fenerbahçe'nin kupa maçlarından dolayı. Okul zaten stadın yanındaydı. Tatil olduğunda Fenerbahçe maçlarına giderdik, yoksa zaten biz tatil ettirirdik okulu. 

‘Fenerbahçe emin ellerde’

Bu sezon Fenerbahçe'yi nasıl buluyorsunuz?

Ali Koç’u ben maçlara giderken tribünden ‘Fenerbahçeli Ali’ diye tanırdım zaten. Bizden 5-6 sıra aşağıda otururdu. O yüzden nasıl bir Fenerbahçeli olduğunu bizzat tribünden bilirim. Kendime de verdiğim bir söz vardı; kulüpte bir değişim olursa kongre üyesi olacağım diye. Ali Bey başkan olduktan sonra gidip kongre üyeliğimi imzaladım. Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu bir geçiş dönemi. Zaten dünyada büyük bir maddi kriz vardı hele bugünkü şartlarla birlikte artık futbolumuzun geleceği ne olacak kimse bilmiyor. Ama ben Fenerbahçe'nin çok ilkeli ve düzgün insanlar tarafından yönetildiğini biliyorum. Ali Koç ve ekibine inanıyorum. Biz yıllardır o kadar alışığız ki, son dakikalarda şampiyonluk kaybetmeye son dakikalarda üzülmeye. Varsın olmasın, bu yıl da geçiş dönemi olsun. Ben Fenerbahçeliyim. Benim mahallemin takımı. Çocukluğumun sevdası. Amatör kümeye de düşse parkta da oynasa seyrederim Fenerbahçe'yi. Biz formanın aşığıyız. Şampiyonluk olmuş olmamış önemli değil. Futbola da öyle bakmıyorum, hayata da... 

Sabahın 4’ünde F.Bahçe-G.Saray derbisi

Türk futbolu tanınıyor mu Avustralya'da? 

Harry Kewell Avustralya’nın milli kahramanı futbolda. Galatasaray'ı böylece öğrenmiş oldular. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı da biliyor Avrupa futbolunu takip edenler. İlk geldiğimde buraya, pazar sabahı 4'te sokaklarda kimsenin olmadığı saatlerde bir Türk kahvesinde 200 kişi toplanırdı derbi izlemek için. Malum zaman farkından dolayı maçlar o saate denk geliyor. Avustralyalılar anlam veremiyordu bu duruma. Ama artık herkes internet üzerinden evinde izliyor maçları.

Sporcular da geliyor mu restaurantınıza?

Holosko, Sidney FC'ye transfer oldu 4 sene önce Bobo ile birlikte. O aralar çok gelirlerdi. Holosko bizim restoranın olduğu mahallede yaşardı. Türk yemeklerini de çok sever ailesiyle birlikte. Hatta bir gece Mehmet Can şefimiz "Seni nereden tanıyorum" diye sormuş. Holosko da "Ben futbol oynuyorum" demiş. Bizim restoranın takımı var 'Efendy' ve pazartesileri maç yapıyoruz diğer takımlarla. "Bizim rakibimiz misin yoksa" diye sorunca şefimiz ve “Ben Filip Holosko” cevabını alınca, o zaman anlamış ‘Beşiktaşlı Holosko’ olduğunu. Holosko zaten tam bir Türkiye aşığıdır. Bana, “Hayatımda satın aldığım tek ev İstanbul’da. Kendimi İstanbullu hissediyorum kendimi” demişti.  

‘Danilo ciddi Konyasporlu’

Masterchef'te futbol sohbeti hararetli geçiyor mu?

Mehmet Şef çok iyi bir Galatasaraylı. Hayatı boyunca da Florya bölgesinde oturmuş birisi. Çok iyi dostuz ancak futbol konusunda fena itişiriz, çok atışırız. Tabii Danilo her zaman ortada durduğu için, çok akıllı da bir adam olduğundan bütün bunların içinden kendini sıyırdı. İyi bir Konyasporlu ve ciddi bir taraftar kitlesi var. Nikah şahidi onu Konyasporlu yapmış. Hatta Masterchef'e direkt "Ben Konyasporluyum" diye geldi. Herhalde en sevilen Konyasporlu ünlülerden biridir. İtalya'da da zaten birçok kişinin aksine Fiorentina'yı tutar.

Saedece 1 maç için ‘30 bin’ km uçtu!

Yemek büyük bir tutku, spor da öyle birçok kişi için. Sizden seçim yapmanızı istesek. 

Ciddi bir spor fanatiğiyim. Fenerbahçe'nin maçı için Final Four'a Sırbistan'a gidip 3 gün sonra Avustralya'ya dönecek kadar spor, hatta Fenerbahçe aşığıyım. O yüzden spor benim için bir yaşam biçimi. Ama yemek de en büyük tutkum tabii ki. Aslında birbirini birleştiren iki hobi. İkisi de herkesin fikrinin olduğu konular. Ayağına topu alan herkes futbol oynayabildiği gibi, eline tavayı alan herkes de yemek yapabilir. Herkesi bir araya getiren iki alan. O yüzden hem sporu hem yemek yapmayı, hem de gördüğünüz gibi yemeyi çok seviyorum. 

Oğlu Deniz'le. Somer şefin bir de kız çocuğu var..."Ali Koç’u ben maçlara giderken tribünden ‘Fenerbahçeli Ali’ diye tanırdım zaten. Bizden 5-6 sıra aşağıda otururdu. O yüzden nasıl bir Fenerbahçeli olduğunu bizzat tribünden bilirim. Kendime de verdiğim bir söz vardı; kulüpte bir değişim olursa kongre üyesi olacağım diye. Ali Bey başkan olduktan sonra gidip kongre üyeliğimi imzaladım. Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu bir geçiş dönemi."

'Meslekten önce sporu sorarlar burada'

Türkiye'ye göre Avustralya'daki spor kültürünü nasıl değerlendirirsiniz?

Avustralya 20 milyonluk bir ülke. Nüfusu spor dallarındaki başarıya bölünce, özellikle olimpik branşlarda, dünyanın en başarılı spor ülkesi. Avustralya'da yeni tanıştığınız birisine mesleğinden önce, hangi sporu yaptığı sorulur. Binbir çeşit spor var. Dünyada hiçbir yerde olmayan ‘AFL’ diye bir spor var. Sadece Melbourne'de oynanıyor. İki çeşit ragbi ligi var. Kriket çok popüler. Yani Avustralya'nın nevi şahsına münhasır farklı sporları var. Futbol bunların gerisinde basket çok daha geride. Futbol daha yeni yeni popüler oluyor. Daha önceleri kadın sporu olarak bilinirdi. Zaten 12 takımlı ufak bir lig var. Hem Sidney FC hem de Fenerbahçe kongre üyesiyim. Burada maçlarına gitmeye çalışıyorum Sidney'in. Özellikle play-off ve finalleri kaçırmamaya çalışıyorum.

‘Ligler devam etti, soruşturma açtılar’

Avustralya'da ligler salgın sonrası devam etti uzun bir süre. Nasıl tepkiler verildi bu duruma?

Özellikle rugbiyi devam ettirdiler çok popüler olan. Ciddi tepkiler geldi. Hatta şu anda soruşturmalar da açıldı bu yönde. Olması gerekenden de uzun devam ettirildi bence. Ama hiçbirimiz bilmiyorduk ki bu denli bir tehlikenin varlığını. Başta ben bile çok ciddiye almıyordum, bu da gelir geçer diyordum. Sars, Ebola gibi virüsleri gördük sonuçta daha önce. Ama bu öyle büyük bir bela ki, tüm dünyanın başına gelen tehlikeyi hepimiz zamanla anladık. Keşke daha önce önlem alsaydık.

‘TV8 fanatikler kanalı’

MasterChef çekimleri maçlara denk geliyor mu?

Zaten bizim TV8, fanatikler kanalı. Spor kökenli yöneticilerimiz var. Yapımcılarımızdan Bilgin özellikle hasta bir Beşiktaşlı. Program çekilirken bir tarafta Beşiktaş'ın maçı varsa ve gol atarsa takım, bir anda "Goool" diye bağırır ve stüdyo inler. Programın o bölümünü tekrar çekeriz mecburen. Yönetmenimiz fanatik Galatasaraylı. Stat yakın olduğu için maç varsa çekim yapılırken, ilk devreyi seyreder öyle gelir tekrar stüdyoya. Futbol resmen görülmeyen bir altyapısı olarak geçiyor MasterChef'in. 

'Ben de müzik yapayım diyorum'

Ünlü isimler bu süreçte evde yemek videoları çekmeye başladı. Rakipleriniz çoğalıyor diyebilir miyiz?

Ben de yavaş yavaş müzik kariyerine atılayım diyorum. Çünkü hangi şarkıcıyı görsek yemek yapmaya başladı. Espri yapıyorum. Tabii ki yemek yapmak çok güzel. Dünyanın en güzel hobilerinden birisi. Aynı zamanda evde olunca zaman geçirmek için de çok uygun bir aktivite. Bunu saygıyla karşılıyorum. 

 "Beslenmeye çok dikkat edin. Evde olunca çünkü işin ucu kaçıyor. Yapabiliyorsanız yürüyüş, mental sağlığınıza iyi gelecek. Kolay günler geçirmiyoruz. Dünya karantinada. Sağlık çalışanların ne kadar ulvi bir görev tüm dünya görüyor. Onlardan Allah razı olsun. İyi ki varlar."

Somer Şef’ten 'karantina' tüyosu

Evde kalanlar için bir 'karantina menüsü' öneriniz var mı?

Bu süreçte evde elinizde kalan ürünlerle bir şeyler yapabilirsiniz. O yüzden de oturup da çok restoran işi yemek söylemek istemiyorum. Çorba en güzel seçenek. Dayanıklı gıdalarla, bakliyatla, bulgurla, pirinçle yapılabilir. O yüzden mutlaka bu aralar çorba evinizden eksik olmasın. Hem insanın ruhunu besliyor. Hem de doğal bir koruyucu hastalıklara karşı. Mercimek çorbasını yaparken annemden öğrendiğim basit bir bilgiyi paylaşayım bir de. Annem mercimek çorbasını yaparken mercimeği soğanla kavurur önce. Çok güzel bir lezzet verir. Bilmeyenler için ufak bir tüyo olsun. Mercimeği dinlendirdikten sonra biraz kavurursanız çorbaya çok güzel bir rahiya katıyor. 

Bu işin kitabını yazdı, dünya okudu

Kitabınız Anatolia dünya çapında büyük ilgi görüyor.

Buranın politik yazarı aynı zamanda da çok ciddi yemek sevdalısı olan David Dale ile yazdığımız bir kitap. David'le 2015'te 3 kere Türkiye'ye geldik, 13 ilimizi ziyaret ettik. Gaziantep'teyken bir arkadaşımız, kadınların yuvalama yaparken nasıl bir araya geldiğini, birisinin hikâyeci olması ve öykü anlatması gerektiğinden bahsetti bu uzun yemeğin yapımı sırasında. Kitabın da felsefesi oradan oluştu. Koyduğumuz her tarifin bir hikâyesini anlatalım dedik. Sadece Türk mutfağı değil, kitabın ruhunda Anadolu mutfağını, o topraklardan geçmiş tüm halkların ortaya çıkardığı kültürü yansıtmak istedik. Tabii ki de bunu şimdiki koruyucusu da Türkiye ve Türklerdir. Anatolia, Avustralya ve İngiltere'den sonra Almanca basıldı ve en çok Almanya'da satıldı. Flemenkçe'ye çevrildi ardından da ABD'de basıma başlandı. Yılın en iyi uluslararası yemek kitabı seçildi. Geçen sene de 'Gurmant' ödülünü aldı. Şu anda da Japonca'ya çevriliyor. Türk mutfağı için büyük bir gurur. Geçen yıl da ilk kez Türkçe'ye de çevrildi ve Türkiye'de çok ilgi görüyor.

‘1000 dolar cezası var’

Avustralya'da koronavirüs mücadelesi nasıl gidiyor?

Ölüm sayısı oldukça az, çoğu da 65 yaş üstü vefat edenlerin. Avustralya, herkesin konuştuğu o çan eğrisini döndürebilen ülkelerden biri. Süreç başarılı yönetiliyor. Ancak Başbakan'ın son açıklaması, “Şu an işleri böyle iyi gitmesi kimseye moral olmasın. Bizi zor günler bekliyor” şeklinde. Biz bir de güney yarım küredeyiz. Soğuk havalar başlıyor ve salgının da kış aylarında daha çok yayılma ihtimali olduğu konuşuluyor. Tehlike geçmiş değil yani. Normalleşme için 6 aydan bahsediliyor. Burada 3. seviye güvenlik önlemleri uygulanıyor. Her yer kapalı. Sadece ihtiyaçlarını gidermek zorunda olanların sokağa çıkmasına izin veriliyor. Sebepsiz çıkarsanız 1000 dolar cezası var. Bunu da uyguluyorlar. Tedbirlere genel olarak uyuluyor. Salgın başlamadan önce annem bizi ziyarete gelmişti tesadüfen. Allah’tan burada bizimle kaldı. Belli bir yaşın üzerinde. Gerçi yaşını söyleyince kızıyor, o yüzden söylemiyorum. Bir takım solunum rahatsızlıkları var yaşının getirdiği. Belki o çok mutlu değil burada olmaktan ama en azından elimizin altında güvenli. Aklımız da onda kalmıyor.  

'Normale dönelim artık'

Bu süreç bittikten sonra ilk olarak ne yapacaksınız?

Önce restoranımızı açıp hâlâ bizi bırakmayan çalışanlarımıza büyük bir ziyafet verip sonrasında kolları sıvayıp işleri toparlamak olacak. Seyahat ve hizmet sektörü en büyük ekonomik yarayı aldı. Onu bir toparlamamız lazım. Her şeyin başı tabii ki sağlık. Bir bedel ödenecekse hep beraber ödüyoruz tabii. Bu işler bitsin. Hayat bir normale dönsün artık. 

'Destek olalım lütfen'

Bir mesaj vermek ister misiniz buradan?

Beslenmeye çok dikkat edin. Evde olunca çünkü işin ucu kaçıyor. Yapabiliyorsanız yürüyüş, mental sağlığınıza iyi gelecek. Kolay günler geçirmiyoruz. Dünya karantinada. Sağlık çalışanların ne kadar ulvi bir görev tüm dünya görüyor. Onlardan Allah razı olsun. İyi ki varlar. Lütfen bu işler bittiğinde sevdiğiniz restoran olsun, kafe olsun, bütçeniz el veriyorsa onları desteklemeye devam edin. 

MasterChef'i bu sezon da izleyecek miyiz?

Bu yönde çok soru geliyor. Tamamen o niyetle çalışılıyor. Ancak alınmış karar yok şu anda. Bundan sonra ne olacağı sosyal ve ekonomik tedbirlere bağlı. Olursa koşa koşa oradayız yine.