“Tarihin en karmaşık sosyal deneyi ile karşı karşıyayız”

Sosyolog Çiğdem Çakır ile koronavirüs salgınının toplumsal alışkanlıklarımızda yol açtığı köklü değişiklikleri; salgın sonrası toplumsal düzeni ve artan farkındalıklarımızı konuştuk…

30 Mayıs 2020 Cumartesi, 12:58
“Tarihin en karmaşık sosyal deneyi ile karşı karşıyayız”
Abone Ol google-news

31 Aralık 2019 günü, Çin’in Vuhan kentinde 41 kişi zatürre benzeri bir hastalık şüphesiyle müşahede altına alındığında, hiç kimse bunun, tüm dünyayı etkisi altına alacak ölümcül bir virüs salgınının işaret fişeği olacağını düşünmemişti.

Salgının ilk günlerinde tam olarak neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk; nasıl bulaştığını ve nasıl korunmamız gerektiğini hararetle tartışıyorduk. Salgın ilerledikçe hükümetler sert tedbirler almaya başladı, evlerimize kapandık, iş yerlerimizi kapattık ve beklemeye başladık. Bir süre sonra da gündemimize aşıyı aldık. Haberler birbirinin aynıydı: üzerinde çalışılıyor, umut veren gelişme, çok yaklaştık!

30 Mayıs itibariyle salgın dünya çapında 6 milyondan fazla insanı etkisi altına aldı; yüz binlerce insan salgın nedeniyle yaşamlarını yitirdi. Bu arada petrol fiyatları çakıldı; tüm ülkelerde işsizlik arttı ve dünya ekonomisi büyük bir yara aldı.

New York Menkul Kıymetler Borsası (NYSE) 28 Şubat 2020, Johannes Eisele — Getty Images aracılığıyla AFP

BELİRSİZLİK…

Salgına dair, küresel ve ulusal sağlık cephesinde kuvvetli değerlendirmeler mevcut; ekonomi ve ülkelerarası ilişkilere dair yapılan yorumlar da oldukça fazla, ancak işin toplumsal yönü epey ihmal edilmiş vaziyette.

·         Salgın, toplumsal anlamda ne tür değişimlere yol açtı?

·         Salgın sonrası toplumsal düzen adına elimizde kuvvetli veriler var mı?

·         Bugün hayatımıza yön veren bu ani gelişme genel anlamda ne tip farkındalıkları arttırdı?

·         Toplumsal alışkanlıklarımız değişti mi, şayet öyleyse bu değişiklikler kalıcı mı?

Bu soruları ve aklımızdaki diğer tüm soruları, Sosyolog Çiğdem Çakır’a yönelttik. “Dünya tarihinin en karmaşık sosyal deneyi ile karşı karşıyayız…” diyen Çakır’ın değerlendirmeleri oldukça gerçekçiydi: “Avantajlarımız da var, dezavantajlarımız da, toplumların rotasına olayların seyri ve farkındalık düzeyleri yön verecek…”

ALIŞKANLIKLARIMIZ NASIL ŞEKİLLENECEK?

Çakır’a göre, karşı karşıya olduğumuz bu doğal sosyal deneyin karmaşıklığı, ekonomiden siyasete, güvenlikten sağlık sistemi ve toplumsal işleyişe kadar birçok alanda karşımıza çıkan çok boyutlu problemlerden ileri gelmekte. Bunların bir kısmının kısa, bir kısmının da uzun ve orta vadede çözüme kavuşturulması gerekiyor. Ancak bir kısmı bireylerin ve hükümetlerin çabalarıyla çözülebilirken, bir kısmı da çözülmeden halı altına süpürülüyor…”

—      Ve aklımızda şöyle önemli bir soru beliriyor:

Türkiye ve dünyada, salgın sonrası toplumsal alışkanlıklar nasıl şekilleniyor?

Sosyolog Çiğdem Çakır

ASYA VE AKDENİZ FARKI

Çakır’a göre, “Bugün gelinen noktada, salgının hemen her kültürde farklı yansımaları mevcut. Örneğin, birbirine daha az temas eden uzak Asya toplumlarının doğal avantajları olduğu bir gerçek; ancak Akdeniz coğrafyasında durum böyle değil. Dolayısıyla salgın bu bölgeye değişimi dayatıyor. Türk toplumu için de fiziksel temas ve yakınlık oldukça önemli; sarılmayı, kucaklaşmayı, öpüşmeyi seven insanlarız; tokalaşmak ise adeta olmazsa olmazlarımızdan. Görünen o ki, bu konuda artık daha dikkatli olacağız ve bu durum iletişimde bir miktar eksiklik hissi yaşamamıza neden olacak. Dezavantajlı toplumlar yeni normallere uyum sağlamakta zorlanacak. Bu da bir süre kendini öfke ve kızgınlık olarak dışa vuracak. Ancak insanoğlu nihayet, kuvvetli adaptasyon kabiliyeti ile er ya da geç söz konusu yeni normallere uyum sağlamayı başaracak…”

YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE SOSYAL PATLAMALAR

“Bugün, Türkiye ve Dünyada toplumsal düzen nasıl olacak sorusunun net ve kesin bir cevabı yok. Zira bu tablo siyasi, ekonomik, toplumsal tüm dış faktörlerin toplumlar üzerindeki fırça darbeleriyle şekillenecek.”

“Kabullenmesi oldukça zor olsa da ölümle yaşama hissi insanları daha da cesaretli kılacak; kaybedecek çok da fazla şeyi olmadığı gerçeğiyle karşılaşan insanlarda risk alma eğilimi yükselecek. Bu durum bozulan ekonomik tablolarla birlikte sosyal patlamalara zemin hazırlayabilir. Bunu engellemenin tek yolu ise hükümetlerin çeşitli farklı şekillerde, kendilerini vatandaşlarının yanında hissettirmeleridir...”

Minneapolis protestoları, Minessota, ABD / Carlos Gonzalez - Star Tribune

FİZİKSEL VE MANEVİ FARKINDALIKLAR

 “Bu farkındalıkları fiziksel ve manevi temelli farkındalıklar olarak ikiye ayırmak mümkün. Örneğin hijyen kültüründe hassasiyet artmakta; sosyal mesafe uygulamalarındaki titizlik de bir başka toplumsal farkındalığın müjdecisi konumunda. Ancak bundan daha önemli olan bugün uyanmakta olan kolektif bilinçtir. İnsanların önemli bir kısmı maskeyi, bir başkasına virüs bulaştırmamak için kullanıyor. Burada salgının ilerlemesini engellemek için toplumsal bir tavır söz konusu. Oysa salgın öncesi insanlar daha bencil ve rekabetçiydi. Bugün rekabet ettikleri zemin de büyük bir hasar aldı…”

“Manevi kategoriye dâhil edebileceğimiz farkındalıkların ortaya çıkması, maddi temelli farkındalıklardan daha fazla vakit alacaktır. Binlerce yıl önce yaptığımız gibi, birlikte var olabileceğimizi anlatan, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” sözünün anlamı er ya da geç anlaşılacaktır. “In Lak’ech” sözü Maya kültüründe, “ben başka bir senim” anlamına gelmekte. Bizim kültürümüzde ve diğer eski kültürlerde de buna benzer fazlaca kalıp var ve bu kalıpları idrak etmek; tüm insanların birbirine sihirli iplerle bağlı olduğu gerçeğine varabilmek uzun bir yolculuk gerektirir. Sanırım insanlık olarak o yolculuğun güzel bir evresindeyiz…”

KOMPLO TEORİLERİ VE GERÇEKLİK ALGISI

“Gerçek, kişiye ve inançlarına göre değişir ve komplo teorileri, sahteliği somut olgularla ispatlanana dek var olmaya ve kitleleri etkilemeye devam edecektir. Bana kalırsa burada asıl üzerinde durulması gereken artan güvensizliktir ve bu güvensizliğin sebebi de artan eşitsizlik olabilir mi?”

“Virüsün doğal olmadığına, laboratuar ortamında değişime uğratıldığına ve bu şekilde daha güçlü ve ölümcül hale getirildiğine ilişkin bir sürü rapor mevcut ve bu raporlar fiziksel ispata dayanmadığı gibi, aksi de söz konusu değil. İnsanların belirsizlik dönemlerinde komplo teorilerine başvurmaları çok doğal, bunu tamir etmenin tek yolu ise şeffaflık ve kamu yararına bilgilendirme…”

Komplo teorilerinin merkezindeki iş insanı Bill Gates - Kaynak: Gates Notes

“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK…”

“Doğrusu, ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak savına katılıyorum ve uzun yıllardır beklediğimiz değişimin ansızın ve fırtınalı bir biçimde kapımıza dikildiğini gözlemliyorum. Adaptasyon kabiliyeti ve problem çözme yeteneğimiz önümüzdeki süreçte yaşamlarımızın şekillenmesinde büyük rol oynayacak…”