Tek seçenek tahliye

HSYK 1. Daire Başkanı Okur Anayasa Mahkemesi’nin Balbay kararını değerlendirdi: Tek seçenek tahliye.

05 Aralık 2013 Perşembe, 22:08
Abone Ol google-news

HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Anayasa Mahkemesi’nin, gazetemiz yazarı, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a ilişkin hak ihlali kararını “uzun tutukluktan çok seçilme hakkını kullanamaması” nedeniyle verdiğine dikkat çekerken, “Bu ihlalin giderilmesi lazım. Bunu da en hızlı kim yapabiliyorsa onun yapması lazım. Bu saatten sonra tutuklu kalması ihlalin sürmesi anlamına gelecek” uyarısında bulundu. AYM’nin kararının diğer tutuklu vekilleri de etkileyecek nitelikte olduğunun altını çizen Okur, “Anayasa Mahkemesi’nin kararından, başvurdukları zaman onlarla ilgili de ihlal kararı geleceğini anlıyoruz” yorumunu yaptı.

BALBAY'IN AİLESİNDEN: ARTIK YETER!

12 Haziran 2011 seçimlerinin ardından BDP, MHP ve CHP listelerinden aday gösterilen isimlerin seçilmesiyle birlikte tutuklu milletvekili sorunu, Türkiye’nin gündemine yerleşti. Vekillerin tahliye edilip edilmemesi gerektiği tartışmaları sırasında “Ben o mahkemenin hâkimi olsam bırakırdım. Çünkü insanlar oy vermişler. Ve tutuklu olduklarını bilerek seçmişler. Bu insanların tutuksuz yargılanması gerekir” açıklamasıyla dikkat çeken isim olan HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Anayasa Mahkemesi’nin önceki gün aldığı kararın anlamını ve yaratacağı sonuçlara ilişkin sorularımızı yanıtladı.

GÖZLER SİLİVRİ MAHKEMESİNDE!

İbrahim Okur, “AYM’nin kararından sonra Balbay ile ilgili dosyayı kimin görüşeceği konusunda bir boşluk olsa da, her halükârda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ya da Yargıtay’ın ilgili dairesinin dosyayı ele alarak, tahliye kararı vermesi gerektiği” görüşünü dile getirdi. Bu durumda “Kimsenin de ‘Niye bu kararı verdin’ diye” soramayacağını vurgulayan İbrahim Okur, nedenini “Çünkü Anayasa Mahkemesi burada bir hak ihlali var, dedi. Bu ihlalin giderilmesi lazım. Artık birinin ‘Ben elimi çektim bakamam’, ötekinin ‘Daha bana gelmedi’ dememesi lazım. Ben, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu işin resen yapabileceğini düşünüyorum” sözleriyle açıkladı.

TÜM 'TUTUKLU VEKİLLER' İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ

13. ACM’nin henüz gerekçeli kararını tamamlamadığını, dolayısıyla dosyanın halen İstanbul’da olduğunu anımsatmamız üzerine HSYK 1. Daire Başkanı Okur, şu görüşü dile getirdi:

“Karar verildikten sonra, bizim hukuk sistemimiz de onu söylüyor, ‘Artık el süremezsin’. Gerekçeli karar değil, hüküm verildiği anda. Yani karar açıklandığı andan itibaren mahkemenin işi bitmiş oluyor. Geçmişteki kararları ışığında hem Anayasa Mahkemesi, hem Yargıtay, hem de AİHM; bu ara statüyü hükmen tutuklu dediğimiz statü olarak kabul ediyor. Balbay’ın durumu şöyle ilginç, yargılama devam ederken olsaydı, yani başvurduğu tarihte bu karar çıksaydı, hiç tereddüt yok 13. ACM ertesi gün bunu görüşüp, karar verecekti. Ancak şu anda mahkeme derse ki, ‘Ben dosyadan el çektim. Bu dosyaya bakamam’. Hiç kimse, ‘Niye bakmadın’ diye mahkemeye hesap soramaz.”

Tahliyenin hesabı sorulamaz

İbrahim Okur, “İlk derece mahkemesinin ardından, Yargıtay ‘Dosya henüz bana gelmedi. Ben de bakamam’ derse ne olur” sorumuza şu yanıtı verdi:

“Diyebilir. Onun için makul olan şu; burada Anayasa Mahkemesi bir hak ihlali var, dedi. Üstelik bu hak ihlalini uzun tutukluluktan ziyade, ‘seçilme hakkını elinden aldınız, bundan dolayı hak ihlali var’ gerekçesine dayandırdı. Bunu sürdürmek, ihlali sürdürmek anlamına gelir. Hem ilk derece mahkemesinin, hem Yargıtay’ın resen bu işleri yapabileceğini düşünüyorum. İlk derece mahkemesi dosya elinde olduğu için şunu diyebilir, ‘Tamam ben karar verdim. Ancak AYM hak ihlali tespit etti, daha fazla hak ihlali olmaması için ilgilinin tahliyesine’ diyecek. Esasa ilişkin bir karar vermeyecek ki. Mahkeme ele alırsa ‘Kimse niye ele aldın’ diye soramaz.”

“İstanbul 13. ACM, ‘Tahliye etmiyorum. Kararı bu şekilde yorumlamıyorum’ diyebilir mi?” sorumuza Okur, “Eğer öyle düşünüyorsa zaten ele almaz. Elinde öyle bir imkânı var mahkemenin. ‘Bakamam’ der, içeriğine girmez” karşılığını verdi. Okur, “Dosya ortada mı kalacak” sorumuz üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı:

‘Karar verme imkânım yok, çünkü ben dosyadan el çektim. Bu dosyayla ilgili işlem yapamam’ derse bundan dolayı da kimse mahkemeyi suçlayamaz. Çünkü yasal olarak durum bu. Ama öbür taraftan da bu ihlalin giderilmesi, kamu vicdanının tatmin edilmesi lazım. Çünkü ortada Anayasa Mahkemesi’nin tespit ettiği bir ihlal var. Bu saatten sonra tutuklu kalması, ihlalin sürmesi anlamına gelecek. Bence şu yol olabilir; ilk derece mahkemesi kendisinin yetkisi olmadığını düşünürse ilgili (Balbay) ya da avukatları Yargıtay’ın ilgili dairesine başvurarak, şunu isteyebilirler ‘İlk derece mahkemesi el çektim’ diyor, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal hükmü var. Belki şu kafaları karıştırıyor, ‘İlgiliyi beraat ettirin, suçsuz olduğuna karar verin’ diye bir şey yok. Yargılamanın esasını, bundan sonraki temyiz aşamasını etkilemeyecek. Yargıtay veya mahkeme ‘karar veremem, ben dosyayı görmedim’ derse, burada görüp görülmeyecek bir şey yok diye düşünüyorum. İhlal kararı var, bu ihlalin de giderilmesi lazım. Bunu de en hızlı kim yapabiliyorsa onun yapması lazım.”

İbrahim Okur, BDP’li milletvekilleri ile MHP Milletvekili Engin Alan için de bu kararın karine oluşturacağını vurguladı. Okur, “Bireysel başvuru olduğu için başvuran açısından sonuç doğuruyor. Başvurdukları zaman onlarla ilgili de ihlal kararı geleceğini anlıyoruz. Her ne kadar bu karar, onlar için bağlayıcı değilse de, mahkemeleri bunu gözetebilir, tahliye edebilirler. Yeni ihlallere neden olmama yönünü hâkimlerimiz değerlendirir” dedi.