TFF Başkanı Nihat Özdemir’den flaş açıklamalar

TFF Başkan Nihat Özdemir, harcama limitleri, Mesut Özil ve hakemlerle ilgili konuştu.

28 Ocak 2021 Perşembe, 20:31
TFF Başkanı Nihat Özdemir’den flaş açıklamalar
Abone Ol google-news

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir, D-Smart canlı yayınında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bol'ca Futbol Özel programında Emre Bol ve Turgay Demir'in konuğu olan Özdemir, yayıncı kuruluş konusundan Fenerbahçe'ye, harcama limitlerinden küme düşme kuralının kaldırılmasına kadar birçok konuda açıklama yaptı. 
TFF Başkanı Nihat Özdemir'in açıklamaları şu şekilde: "Bu işe herkes beni Fenerbahçe ile başladım diye bilirler. Ben bu işe Ankara’da Ankaragücü ile başladım. İlk yönetim kurulu üyeliğim başkan yardımcılığım Ankaragücü ile başlar. Ankaragücü o zaman kulüp başkanı ayrılmış (Sayın Nurettin Çarmıklı) Fatih Terim hoca, onla ayrılmışlar beraber ve Ankaragücü ortada kalmış. Gerçekten Ankaragücü Ankara’nın önemli futbol kulüplerinden bir tanesidir. O zaman bütün Ankara’nın ileri gelenleri bu işten anlayanlar ve bu işe heves edenler bu Ankaragücü böyle sahipsiz kalamaz dediler. Neden bu kadar Ankara’da iş adamı varken, ki o zamanlar Ankara’da müteahhitlik de çok belirgin olan bir şehrimizdi. Dolayısıyla buradaki iş adamlarından çoğunluğu müteahhit olan iş adamları niye buraya sahip çıkmıyorlar diye kamuoyunda önemli derecede bir baskı oldu. Bir iki aradaş yan yana gelerek ya gelelim bu Ankaragücü’ne bir sahip olalım yönetici olalım diye bir fikir geliştirdiler. O zamanlar tabi MKE Ankaragücü, MKE’nin de genel müdürü sayın Adnan İğnebekçili idi. Çok kıymetli bir bürokrat sonra da özel sektörede görevler aldı. Sonra da bir araya geldik 7-8 iş adamı, Mehmet Nazif Günal başta olmak üzere, ben ve birkaç iş adamımız dahil bir araya geldik. Adnan İğnebekçili’yi kulüp başkanı yaparak bu işe başladık. Hoca yok, borçlar var, mali durumu kötü, futbolcu yok. Ne yaptık biz? İnsanlar bize referans oldular ve bizim de aklımız sayın Samet Aybaba’yı teknik direktör yapmaya karar verdik. Samet’in ilk teknik direktörlüğü de Ankaragücü’dür. Hiç unutmuyorum Sinan Engin’i de transfer ettik. Sinan Engin de gelirken bizim kulübe şöhreti pek iyi değildi. Kuşadası’ndan transfer ettik. Orada yönetim kurulu üyeleriyle bazı problemleri olmuş ciddi problemler. Bunları bilmemize rağmen, Sinan Engin’i de transfer ederek iyi bir takım kurduk. Sabotiç diye bir santrafor bulmuştuk. Ondan sonra takım toparlandı. Ligde orta sıralarda yer aldı. Ama hiç unutmuyorum Türkiye Kupası’nda finale kaldık. Finali de İzmir’de Galatasaray ile oynadık. Nasıl oynuyor bizim çocuklarımız, Galatasaray’ı yendik yeneceğiz. Fakat 67 veya 68’inci dakikada, Galatasaray tabi o zamanlar yine güçlü, geldi bir gol attılar 1-0 ve o maçı da kaybettik. Bu benim futbol hayatıma başlangıcımdır. Sonra Mehmet Nazif Günal bey ile beraber, sayın Ali Şen’in Fenerbahçe’ye el koyma hikayesi vardır. Bodrum’dan dedi ki Fenerbahçe’ye el koymaya geliyorum. Ve o sırada gelirken, tabi yanına bir tarafına sayın rahmetli Şadan Kalkavan, diğer tarafına Vefa Küçük’ü almış. Ve yönetim kurulu kurulurken, Şadan abi de Nazif Günal ile beni davet etti. O zaman Ankaragücü’ndan ayrılmıştık. Ankara’dan Nazif Günal, ben ve Yavuz Kayral geldik ve Fenerbahçe yönetim kuruluna girdik. Ama şimdi de söylüyorum. Bir çok dönemde sayın Aziz Yıldırım ile de çalıştım. Fenerbahçe’nin kurmuş olduğu en iyi en güçlü yönetim kuruludur. Sağında rahmetli Şadan abi oturur, solunda Vefa Küçük, Orhan Keçeli, Mehmet Ali Aydınlar, ben, Yavuz Kayral, Selim abi, ve iyi bir transfer yaptık Dünya şampiyonu Brezilya olmuştu o sene, hocası Parreira’yı getirdik. Takımı Brezilya’ya sezon açılışına götürdük. Boliç’i gittik, Gaziantep’ten aldık. Fenerbahçe geldi o sene son maçta 2-1 Trabzon galibiyetiyle şampiyon oldu. Benim futbol hayatına başlayaşım budur."

HER KESİMİ MEMNUN ETMEK MÜMKÜN DEĞİL"

"Valla ne olursa olsun, Real Madrid ya da Barcelona yönetiminden gelseydim, eğer Futbol Federasyonu Başkanı olmuşsanız herkesi memnun edecek bir kararı alıp uygulamak mümkün değil. Hangi kararı alırsanız alın, bir grup memnun olur bir grup memnun olmaz. Diyelim ki hiç bir şey yok. 21 kulüp var. Dedik ki, her bir kulübe 10’ar milyon dolar para aktaracağız. Aktaralım. Yine kavga başlar. Niye ben 10 alıyorum, benim daha az benim daha fazla. Ama benim gördüğüm kadarıyla, zaten 4 sene de sayın Yıldırım Demirören’in yardımcılığını yaptım. Tesislere bakıyordum. Tabi müteahhit olduğum için, federasyonun yaptığı inşaatlara bakıyordum. O zaman da gördüğüm gibi, şimdi de gördüm. Sıkıntılı zamanlar da dahil hangi karar alınırsa alınsın, bir kesim memnun bir kesim değil."

FENERBAHÇELİYİM' DİYE HİÇBİR ZAMAN DÜŞÜNMEDİM"

"Bugün de yarın da alacağımız kararda ben Fenerbahçeliyim, ona sepatim var, şuna var diye hiç bir zaman düşünmedim. Sayın Demirören de öyle idi. O zamanki yönetim kurulu üyelerimiz de şimdi de bizim yönetmimiz, hepsi doğru karar almanın uğraşısı içindeler."
"Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın dönemi de zordu. Sayın Demirören’in ilk dönemi de zordu. Ama bizim bu dönemimizde gerçekten çok sıkıntılı bir dönemde biz göreve geldik. Belki bin yılda rastlanmayacak, ekonomik sıkıntı 5-10 senede bir olur ama pandemi olayı belki bin yılda bir rastlanacak boyutlarda bir olayı yaşayacağını tahmin edemeyeceği bir olayı maalesef yaşıyoruz."
"Bu dönemin ilk yarısı değil bence geçen dönemden başlamamız lazım. Mart ayından sonra iki buçuk aya yakın zaman liglere ara verdik. Sonra haziran ayında başlamaya karar verdik. Önemli maçlarımız kalmıştı. Ve ligi de oynanarak tamamlamak istiyorduk. Burada bütün başkanlara, teknik direktörlere ve futbolcu arkadaşlarımıza gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Onlar da inandılar ligin tamamlanacağına biz de inandık. Birçok kişinin lig oynanmaz, tamamlanamaz gibi lafları çok duyduk. Buna rağmen biz ligi geçen sene oynarak tamamladık ve ligin sıralamasını oynayarak son noktayı koyduk. Ve bunu hem PTT 1. Lig’de, 2 ve 3’üncü lig de ve onun play off maçlarında oyanayarak liglerdeki sıralamayı tespit ettik. Geldik bu yıla. Bir defa bu yıl tabi, küme düşmeyi kaldırdık. Yalnız Süper Lig’den değil, 1, 2 ve 3’üncü liglerden kaldırdık."
"21 kulüp dahil yani, 18 kulüp vardı, 3 kulüp de çıkmıştı. 21 kulüp iştirak ettiği bir toplantı yaptık. Yönetim kurulunun da çoğu vardı. Hepsi tek tek, 21 kulüp de bu sene pandemi dolayısıyla, kulüpler gerektiği parayı alamadılar, yayıncı kuruluştan sıkıntı oldu şu bu... Mesela Yeni Malatyaspor 'Çok önemli futbolcum gitti İspanya’ya covid oldu gelmedi. Ben bunun yerine futbolcu koyamazdım. Çok problemli olan futbolcular oldu. Bunları telafi edemeyiz' dedi. 21 kulüp de ligden düşürülme kaldırılsın diye oy verdi. Oy birliği ile. Bir tek kulüp dahi karşı gelmedi. Seneye bunun devam etmeyeceğini de söyledik. Eğer öyle olursa seneye üç takım daha gelecek 24, sonra üç daha gelecek 27. Bu ligler oynanamaz halde olur. 21’i bile oynatıncaya kadar neler çektiğimizi bir Allah bilir. 21 takımlı sezonun bu hafta 21 maç haftası oynadık. Her bir takım 20 maç oynadı. İki hafta da hafta arası oynadık. Türkiye kupaları var, Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi oynayan var ön eleme oynayan var. Geç başladık. Sezonun işte ilk yarısını bu hafta bitirdik. Hiç ara vermeden ikinciye başlayacağız.”
"Pişman değilim. Kulüplerin durumunu, iç yapılarını, mali yapılarını bildiğim için, bu yıl pandemiyle bir daha dünyada rastlanmayacak bir olaydır. Bunu yapmak durumunda kaldığımız için memnunum. Bakıyorum yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımdan hiçbiri bu karardan üzüntü duymuyor. Gereği böyle idi, yaptık. Kulüpler de öyle. Tabi gelirlerinde bir düşme oldu. Ama elimizden geldikçe şimdi bu gelirdeki düşmeleri nasıl azaltırız bir çalışmalar içerisine girdik. İnşallah da bu başarılı olacağız. Ama aldığımız karardan memnunuz. Sıkı bir ve çok maçlı bir sezon geçiriyoruz. Evet taraftar çok önemli, ama iyi maçlar oluyor. Deplasmandaki takımlar galibiyet için oynuyorlar. Seyircisiz maç olduğu için her takım, gidip rahat oynayabiliyor. Hakemler de rahatladı seyirci yok. Ama hepsi diyorlarki, hakemler, futbolcular ve teknik direktörler taraftarı özlemiş durumdalar. Hakemler dahil. Hakemler bile taraftarsız maçın iyi olduğunu söylemiyorlar. Çünkü onlarında düşüncesi taraftar, kendilerini motive ediyor. Çünkü, sahadaki bağrışmalar çok duyuluyor. Tribünden yöneticilerin serzenişleri duyuluyor. Tabi bunun yerine taraftarın komple bir ses çıkarması da hakemi maç idaresinde motive etmesi yönünden farklı bir özelliktir diye düşünüyorum."

"MHK VE HAKEMLERİ BEĞENİYORUM"

"Bu iş yalnız Türkiye’de mi var? Futbolun beşiği Premier Lig’in oynandığı İngiltere, İskoçya, İspanya, Fransa, Almanya, İtalya her yerde bu hakem olayları ‘VAR’ olayları konuşuluyor. Çünkü netice olarak, bir olay var, karar verici insanlar. Her aldığı karar hakemin veya ‘Var’ ın aldığı karar tartışmaya açık. ‘VAR'ı ben ikiye ayırıyorum. İlki ofsayt kararları. Bakıyorum maçları izlerken, ofsayt kararı ile ilgili kimse birşey itiraz etmiyor. Çünkü işin içine matematik girmiş. Çizgiyi çiziyor, diyor ki 2 cm-4 cm ofsayt. Onu bile diyebilecek nitelikte ölçü var. Kimsenin de itirazı yok. Bu hafta Beşiktaş bir gol attı iptal ofsayt. Bir gol daha attı yine ofsayt. Bakıyorum ne teknik direktör, ne futbolcular da bu kararalara tepki yok. Neye tepki var? Penaltı kararlarına. Ele çarptı çarpmadı. Penaltı mı değil mi? Dün akşamki mesela Trabzon’un 5’inci 6’ncı dakikasındaki Başakşehir’in eline çarpan top gibi tartışmaya açık. Onlar ele değmeler, fauller ya da kırmızı kart olaylarında bunlar gerçekten tartışmaya açık. Ama o yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada bu var. Ben neyi istiyorum.’VAR'daki standartları iyi ortaya koymak ve uygulamada farklılık yaratmamak lazım. Bir maçta ‘var’ın kararı varsa aynı olay, diğer bir maçta aynı olay olduğu zaman ‘var’ müdahale etmediğinde kamuoyunda bu çok tepki alıyor. Dün akşam, niye ‘var’ müdahale etmedi. Niye ‘VAR'daki arkadaşımız defalarca görmesine rağmen, çünkü hakem belki saniyenin onda birinde bir karar veriyor. Yoluna devam ediyor. Ama ‘VAR’daki arkadaşlarımız bunu defalarca ekrandan görebiliyorlar. Ama neden ekrana çağırmadı uyarmadı diye bir tartışma var. Ama genelde ben birkaç maçımızda problemler oldu. Olması da normal. Biz ilk yarıda 21 hafta oynadık. Her hafta 10 maçtan 210 maç. Bu maçlarda belki 5-6 maçta bazı böyle problemler yaşandı. Ben bunları normal görüyorum. MHK ve hakemlerin ilk yarıdaki performansını beğeniyorum. İnşallah bunun daha iyisini ‘nci yarıda yaparlarsa hak eden kimse şampiyonluğu ligden düşecek kimlerse onlar da hak edecek şekilde maçların neticelerine çok hakem hatası olmadan bu maçların neticesi belli olsun."
Esasında benim gidip ‘VAR’ odasını dinlemeye yetkim var. Ama bugüne kadar gitmedim. Ama MHK başkanımız, lüzum gördüğü takdirde gidip ‘VAR’daki dinlemeleri konuşmaları dinleyebiliyor. Birkaç defa Serdar Tatlı, her hafta maçlar bittikten sonra beni ziyarete gelir. O haftadaki maçların irdelemesini bana yapar. İşte gittim oradaki ‘var’ odasında bu konuşmaları dinledim. Bana bir rapor verip yolumuza devam ediyoruz. Ama ‘VAR’odasında biz de bunu tartıştık aramızda. Bu gün değil sayın Demirören döneminde başladı biliyorsunuz ‘VAR’. Bu sen 3’üncü yılımız ama ilk yılımız benimde yönetim kurulu üyesi olduğum dönemde bu karar alındı. O zaman da bu tartışıldı. Acaba ‘VAR’daki konuşmaları kamuoyuna açıklayalım mı? Bunun daha çok polemik yaratacağını Daha çok bu işlerin konuşulacağını düşündüğümüz için, UEFA’nın da bu konuda tavsiyesi var. Hollanda’da heralde bunun farklı bir uygulamasını yapmışlar ama, o da bir iki maç gibi. Büyük maçlarda o da müracaat olursa. Yani ne Premier Lig’de, ne Almanya’da böyle bir uygulama yok. Biz de doğru olduğuna inanmıyoruz. Bu şekilde devam etmeli. Bizim kurmuş olduğumuz ‘VAR’ sistemi, UEFA’nın da takdirini kazanan bir sistem. Başında, hakemliğinden bilen ilgilenen matematiği bilen şunu bilen, çok iyi bir arkadaşımız var. Ben ‘var’ ekibimizin başındaki grup ile, MHK’nin bu sistemdeki yerini ve etkisini beğeniyorum. ‘VAR’ sistemimiz de çok iyi. UEFA bizi bazı yerlerde örnek gösteriyor. Avrupa Futbol Şampiyonası oyananacak. Bütün hakemler İstanbul’da kalacaklar. Rusya’da maç mı var kalkacak buradan gidecek Rusya’ya maçı oynayacak dönecek tekrar Türkiye’ye. Antrenmanlarını yapacak. Bütün otel rezervasyonları hazır. Antrenman yapacak hakemlerin hepsinin nerede antrenman yapacağı belli. Yani Türk hakemliği bugün belki siz beğenmiyorsunuz ama, Türk hakemlerinin yeri bugün Avrupa’da farklı diyebilirim. Cüneyt Çakır son on yılın dünyadaki en iyi 2’nci hakemi seçildi. Şu anda Türkiye’den üç elit hakemimiz var. Cüneyt Çakır, Ali Palabıyık ve Halil Umut Meler. Biz bu sayının daha artmasını istiyoruz. Bizim MHK’nin bir özelliği gençlere çok önem veriyor. Çok iyi hakemler yetişiyor. Ama kamuoyu tabi her hafta sonu her maç sonrası bunu tabi çok gündem yapıyorlar hakem kararlarını. Ben bunu normal görüyorum. Çünkü Türkiye’nin bizim bütün kanallarımızdan hepsinde spor kanalları var. Spor kanallarında bulunan arkadaşlarımız ve eski futbolcularımız, yazarlarımız, eski hakemlerimiz bulunuyor. Bunlar da tabi buna yorum katıyorlar ama ben bir tek birşey istiyorum. Bu akşam saat 10’da bizim Barış Şimşek ‘VAR’ın başında bulunan arkadaşımız, bugün çıkacak ve son kararlar, uygulamalar, örnekleriyle, bunları anlatacak. Bunların ben daha çok yapılmasından tarafım. Herkes birşeylerini öğrenmesi lazım ki, ‘VAR’ kararlarını irdeleyelim."
"Onları sizler de hissetmiyorsunuz belki. Zaten çok az maç alıyorsa, önemli derecede puanı düşüyor. Belki kategori düşme durumuna gelebiliyor. Veya yeni dönemlerde hiç görev vermeden kendisinin işine son verilebiliyor. Bunun bazı geçmişte uygulamaları oldu. Sonra yaş sınırında hiç ödün vermiyoruz. Diyoruz ki 47’ye hangi hakemimiz gelirse gelsin, biz bunu sonlandırmak istiyoruz. Fırat Aydınus’un bu sene son senesi. Çok kıymetli bir hakem ama biz istiyoruz ki gençlerin önünü açalım. Sayın Serdar Tatlı da bu konuda çok kararlı. Zekeriya başkanın da hakkını yemeyelim, o başlattı, şimdi Serdar Tatlı bu işe devam ediyor."
"İlk yarı raporu vereyim. Birinci yarı bitti. Hem Süper Lig’de TFF 1’inci ligde, Misli com 2 ve 3’te ligleri bitirdik. Kaç maç erteledik? Süper Lig’de sadece 2 maç erteledik. O da Hatay’ın. TFF 1’inci ligde sadece 11 maç erteledik. 2’nci ligde 29 maç erteledik. 3’üncü ligde 30 maç erteledik. Hepsini de bitirdik. Şu anda eksik maç yok. Ama ertelediğimiz zaman oynayacağımız haftalar vardı. Süper Lig’de kaç maç oynamışız. 21 hafta 10 maç yaparsan 210 maç yapmışız. Sadece iki maç. Çok büyük başarı. Şimdi 2’nci yarıya başlarken, maçı ertelediğimiz zaman maçı oynatacak yer yok. Çünkü 16 Mayıs’ta bunu bitirmek zorundayız. Avrupa Şampiyonası’na kampa alacak takımı Şenol hocamız. İmkanımız yok. Dedik ki esame listemiz 30’du 35 yapalım. Eskiden 14 oyuncu altına düşerse maçı erteliyorduk bunu 9’a çekelim. 9 kişiniz varsa, çıkıp maçı oynayabilirsiniz. 2000 yılından bu yana doğmuş bütün amatör ve genç takımlarında ne kadar oyuncunuz varsa covid testi yapmak şartıyla alıp kadronuza oynatabilirsiniz. Onun için ertelemeyi kabul etmiyoruz. Buna rağmen hepsini yaptım 9’dan az oyuncum var, o zaman 3-0 yaparız, yolumuza devam ederiz. Çünkü erteleyecek yerimiz yok. Kulüplerimizden buna itiraz eden olmadı. En son birşey daha yaptık. 14 yabancıdan 16 yabancıya yükselttik. Bu Mayıs’a kadar seneye yok. Beşiktaş’ta 14’ün üzerinde 4 yabancı var ve FIFA’dan oynatmadılar diye önemli derecede ceza dosyalarının geleceğini bize ifade ettiler. Bir kulübün işini biz halledemeyiz dedik. Onun gibi birkaç kulüp daha var. Yani 14’ün üzerinde olan birkaç kulübümüz var. Altında olan kulüplerimiz de var. Yine Kulüpler Birliği toplandık. 21 kulübün tamamı 14’ün 16 olmasını bizden talep ettiler. Olmasaydı, FIFA’dan bazı kulüplerimiz 10 milyon, 5 Milyon, 12 Milyon Euro gibi cezalar gelecekti. Bu para Türkiye Cumhuriyeti’nin parası. Bazı yazarlarımız bunu anlayamadılar. Bu federasyon geldi yabancı sayısını azaltacağına artırıyor. Kardeşim pandemi dönemindeyiz. Bu oyuncuları satamıyor. Orada duracağına, çünkü oynatamazsa gidiyor FIFA’ya Beşiktaş veya Fenerbahçe beni futbol oynatmayıp futbol hayatımı köreltiyor diye dava açıyor. Tazminat istiyor ve kazanıyor. FIFA aldığı kararlarda futbolcunun yanında. Büyük cezalar geliyor. Tabi nunları düşünmeyen arkadaşlarımız, çıkıp televizyon ekranlarında bizim bu almış olduğumuz kararları, küçümsüyorlar hakaret ediyorlar, olay bu. Biz bunlara cevap vermeyiz. Ben her hafta sonu yayıncı kuruluşu çağırıp hepsine cevap verebilirim. Kulüp başkanlarına da cevap verebilirim. Köşe yazarları, yorumculara da hakem kararlarına olan itiraza da cevap verebilirim. Ama hiçbir zaman polemiğin içinde bulunmak istemiyoruz. Biz işimizi yapmak için biraraya geldik ve sanal medyada şu yazılmış bu yazılmış bunlara hiçbir zaman bakmayız. Biz doğru karar alıp bu Türk futbolunu yürütmeye götürmeye çalışıyoruz."

"TÜM TAKIMLARIN HARCAMA LİMİTLERİNİ AÇIKLADIK"

"Biz yüzde 15 yukarı çıkabilecek bir sezondayız. Gelecek sene bu esneklik olmayacak. Tüm takımların harcama limitlerini açıkladık. Her bir takım ne kadar harcadığını biliyor. Ne kadar limiti olduğunu da biliyor. Buna göre hesabını yapıyor. Siz örnek verdiğiniz için Fenerbahçe’nin 2 futbolcusunda ücret indirimine gitti. Biri Serdar Aziz, diğeri de Gustavo. Serhat diye bir futbolcusunu da yolladı. Bazı futbolcuları da yollamayı düşünüyor. Dolayısıyla takım harcama limitlerinde yer açtı. Getirdiği futbolcuların ne kadar para yükü getireceğini de gösteriyor sözleşmede. Biz de ona göre boşalan rakam belli yeni bir futbolcu geldiği zaman Szalai’yi getirdi mesela. Oraya ne kadar harcayacağını da görüyoruz ve bu şekilde içinde kaldığı zaman bizim lisans kurulumuz bunu inceliyor. İçinde kalmışsa bunu veriyor. Mesut Özil de kamuoyuna açıklama yaptı nasıl ödeme yapacağını. Bu sene hiç yok. Ben gelen sözleşmeye bakarım. Yarın herhangi bir kulübün herhangi bir oyuncu ile problemi olduğu zaman bana müracaat edecek ya da gidecek UÇK’ya neye bakacağım ben? Bana verdiği sözleşmeye. Gustavo fiyatını indirmiş ben gelen evraka bakarım. Yarın bir sorun yaşadığı zaman bir kulüple onun futbolcusu bana verdiği evrak üzerinden ben değerlendirme yaparım. Onun için şu ana kadar yapılanlar tamamen harcamaların içinde. Sponsorları ben görmüyorum. Ben kulübün bu sene kasasından çıkacak paraya bakarım. Kendisi futbolcuyla sponsor bir şirket kendi aralarında anlaşır o paralar verilir alınır onlar bizim dışımızda. Ama ben resmi olarak göstermek istiyorsa sponsorun gelirini de bana göstermesi lazım. Gösterdiği gelirin de mesela 6 milyonluk sponsorluk getirdi ancak 3’te birini kullanabilir. Onun için bu harcama limitleri içinde olmazsa lisans alması mümkün değil. Yani Fenerbahçe’nin şu ana kadar yaptığı harcamaların hepsi limitlerin içindedir. Lisansları verilmiştir. Birisi oynadı zaten bu hafta. Mesut Özil’i de oynatmak istese bu hafta oynanacak Rizespor maçında da oynatabilir. Peki. Harcama limitlerinin dışına çıkarsa ne olacak? Transfer sezonu bitti ve biz takımların harcamalarını kontrol ediyoruz. Herhangi bir şekilde bir takım harcama limitini aşmışsa cezalar başlıyor. İhtar, kadro sınırlaması, transfer yasağı, puan silme 1 de olur 3 de. Ne zaman uygulanacak? Bu tespit edilecek. Hukuğa açık zaten. Kesinleştiği takdirde önümüzdeki 2021-22 sezonu başlarken bu takımların puan silme cezası varsa ya da transfer yasağı varsa yapamayacak. Süper Lig’de bu takım harcama limitlerini ilk defa uyguluyoruz. Ve Gelecek sezondan itibaren uygulanmak üzere puan silme cezası dahil olmak üzere, cezalar verebiliriz. Uygulamamız mümkün değil. Yeter ki benim karar verdikten sonra tahkim kuruluna gider tahkim kurulu onadıktan sonra geri dönüşü olmaz.
"Ben iki kimliğimi birleştirip cevap vereyim. Mesut’un gelmesini iki yönden değerlendiriyorum. İlki siyasi amaçlı. Çünkü Mesut Özil’i Alman Milli Takımı ve Arsenal, Cumhurbaşkanımız ile resim çektirmişler diye, kendisine ceza verdiler. Ben bunu kabul edemiyorum. Hem Alman Milli Takımı oynatmama kararı aldı. Mesut da ona cevap olarak dedi ki, ‘Ben bir daha Alman milli Takımı’nda oynamam.’ Arsenal yaklaşık bir senedir Mesut’u oynatmıyor. Fenerbahçe zor gözüken bu transferi başardı dün de lisansını aldı. İmza törenini yaptı. Bu yönden seviniyorum. Türkiye’ye hayırlı olsun. Yalnız Mesut değil, bu sene yapılan tüm transferler, bütün oyuncular için söylüyorum. Hepsine hayırlı olsun. İnşallah verimli olurlar. Çünkü bu transferler Türk futbolunda güzel futbol oynanması marka değeri artması için yapılmıştır, kendilerinin sportif başarıya ulaşması için yapılmıştır. Hepsine hayırlı uğurlu olsun. Bütün yapılan transferlerden federasyon olarak Türk futbolu için mutluyuz. Tüm transferlerin hepsinin pozitif olmasını umuyorum."

"MESUT OL KAMPANYASI İÇİN SMS ATMADIM, DOĞRU OLMAZ"

"Hayır Atmadım. Atmam da, doğru olacağına inanmıyorum. Bazı dönemler bazı maçlara gidiyorum. Fenerbahçe’nin de bazı maçlarına gideceğim. Mesut özil oynarsa da oynar yoksa televizyondan izleyeceğim. Televizyondan elimden geldiğince maçları kaçırmamaya çalışıyorum. Bırak Süper Lig’i 1'inci Lig maçlarını da elimden geldikçe izliyorum."
"Ben sadece o hafta biter MHK başkanımız Serdar Tatlı’nın beni ziyaret edip oradaki değerlendirmesini dinlerim."
"Biz 6 yıl aynı yönetimde beraber çalıştık. Gerçek iyi bir Fenerbahçeli olduğuna adımdan daha eminim. Bu kadar işinin arasında, bunları bir kenara bırakıp gelip Fenerbahçe başkanı olması bile bence kendisi için büyük fedakarlıktır. Geldi oldu 2 yıl uğraşı verdi. Takımı şampiyon olamadı. Bu sene inanılmaz transferler yaptı. 18 oyuncu aldı 2 de şimdi geldi 20 oldu. Bir de genç bir çocuk aldı. 21 futbolcu transfer yaptı. Şu anda 2 puan farkla lider Beşiktaş’ın arkasında 2’nci sırada. 2’nci yarı 21 hafta çok seri maçlar izleyeceğiz. Çok heyecanlı bir yarış olacak. Çünkü uzun zamandan beri Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş arka arkaya sıralanan bir lig ortası görmedik. Puan olarak da çok yakınlar arkadan da Trabzon geliyor. Eğer puan kayıplarına uğramazlarsa onlarda yakın zamanda 4’üncü sıraya çıkabilir. Biz çalşırken Aziz Bey’in tutuklama döneminde ben başkan vekilliğinden başkanlık görevini götürürken en büyük destekçim Ali Koç’tu. Ben de geldim Federasyon başkanı oldum. Hangi kararı alırsam alayım bir taraf memnun olurken bir tarafın memnun olmadığını konuşmamın başında belirtmiştim. Bu kararların da bir çoğunda Fenerbahçe tarafı memnun olmadı. İtirazlar oldu, saygı çerçevesinde tartışmalar oldu. Bir de benim bir lafımla yanlış anlaşılmadan dolayı sanki beni sen böyle bir yanlış yaptın diye ki orada üçüncü şahıslar devreye girmiş olabilir. Sayın ali Koç’u başka yöne çekmiş olabilirler. Benim Fenerbahçeliliğimi benim o konulardaki 3 Temmuz’daki tutumumu tartışmalı hale getirmek hiçbir zaman onların görevi değildi. Benim ne olduğum verdiğim mücadele belliydi. Madden ve manen. O dönem hayatımdaki en zor dönemdi. Buna rağmen ısrarla benim üzerime bu konuda gelmesi beni rahatsız etti. Beni disiplin kuruluna verdi 17 sene madden ve manen hizmet ettiğim bir kulübün disiplin kuruluna hesap vermem olmazdı. Tek birşey bana düşerdi. Disiplin kurulu yazısı bana geldiği an 15 dakika içerisinde istifamı yazdım ve kendisine yolladım. Üzüldüm tabi ama hiçbir zaman kulüp üyesi olup olmamak insanın hal ve hareketinde herhangi bir değişikliğe neden olmaz. O gün öyle icap etmiştir ben o kararımı aldım uyguladım. Ben disiplin kuruluna gidip hesap vermem. Herkes de biliyordu. Olay orada bitmiştir. O Fenerbahçe Başkanı’dır. Ben TFF Başkanı’yım. Her zaman telefonumu ne zaman ararsa açarım. Doğru  karar neyse onu da kendisine bildiririm. Toplantılarda bütün kulüpler biliyor. Gelir kendi fikrini söyler uygun fikrine evet olmayanın da yanlış olduğunu kendisine ifade ederim. Ama birbirimize olan saygımızdan hiçbirşey değişmemiştir."
"MÜMKÜN
"TFF’nin maç planlayıcı arkadaşları var. Kendilerine buradan federasyon adına teşekkür ediyorum. Bu işi çok iyi planlıyorlar. Her takımın maçtan sonra 3 gün ara vermesi bu sınırın aşılmaması bunlara dikkat ederek maç planlamalarını gayet başarılı yapıyorlar. Bazı maçlarda böyle problemler olabiliyor. Saatler ve günleri tahin ederken Türkiye Kupası oluyor, bir taraftan da yayıncı kuruluşun onayını almak zorundayız. Çünkü o maç saati yayın saati yayıncı kuruluşun gelirleri açısından önemli. Yani fenerbahçe’nin saat 16’da maç yapması hafta içinde çok doğru olmaz. Miili maç araları oluyor, Türkiye Kupası oluyor ancak böyle ayarlayabiliyoruz. Önümüzdeki hafta Hatay-Fenerbahçe’nin maçının 16’da olmasının da muhakkak bir sebebi vardır. Bir hafta evvel Erzurum maçı vardı Ali Koç çıktı saat bize fark etmez dedi, ondan sonraki hafta biliyorsunuz, Sivas maçı vardı çıktılar oynadılar, güzel maç da oldu. Özellikle ocak ve şubat ayları bu bölgelerin sıkıntılı zamanları. Biz bunlara mümkün olduğunca dikkat ediyoruz."
"