"Tunceli'de güvenlik güçlerine yardım ettim"

Şile'de yapılan kazılarla ilgili dava dosyasının tutuklu sanıklarından Hüseyin Yanç, duruşmada yaptığı savunmada, 1995 yılında terör örgütü PKK'dan kaçıp, Tunceli'de güvenlik güçlerine teslim olduğunu söyledi.

22 Haziran 2012 Cuma, 09:10
Abone Ol google-news

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 68'i tutuklu 273 sanıklı davanın 193. duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de aralarında bulunduğu 55 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili ve Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Alparslan Arslan ve Sedat Peker'in de aralarında bulunduğu 13 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Şile'de yapılan kazılarla ilgili dava dosyasının tutuklu sanıklarından Hüseyin Yanç, duruşmada yaptığı savunmada, 1995 yılında terör örgütü PKK'dan kaçıp, Tunceli'de güvenlik güçlerine teslim olduğunu söyledi.

Yanç, ''Güvenlik kuvvetlerine yardımcı oldum'' diyerek, şöyle devam etti:
''Cezaevinden 4 gün izinli çıkarılarak, Tunceli bölgesinde arazide yer göstermesi yaptım. 2004 yılında da 'Pişmanlık Yasası'ndan faydalanarak, 9 yıl yattıktan sonra tahliye oldum. Hemen askere alındım. Bölgeyi iyi bildiğim için Tunceli'de askerliğimi yaptım. Tunceli jandarma özel harekat birimde görevlendirildim. Boş kaldığımda, iddianamede 'BÖF' olarak belirtilen bölücü örgüt faaliyetleriyle ilgili birim ile aşırı sağ faaliyetlerle ilgili birime giderek, yardımcı oldum. Fotoğraf teşhisi, telefon konuşması, telsiz konuşması çözümlerini yapıp, komutanlara bilgi veriyordum.''

İddianamede ''BÖF'' olarak belirtilen birimin, JİTEM'e bağlı olduğu iddialarını reddeden Yanç, JİTEM'e çalıştığı iddialarını da kabul etmedi.

Yanç, 2005 yılında İstanbul'a geldikten sonra Ambarlı Limanı'nda çalışmaya başladığını, sanıklardan Okan İşgör'ün şirketine girdiğini, bir süre sonra işleri bozulan İşgör'e lokanta açması için kredi çektiğini, ancak borcunu ödemediği için İşgör ile aralarının bozulduğunu anlattı.

Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmatlara ilişkin davanın tutuklu sanıklarından emekli Binbaşı Levent Bektaş'ı bir kere telefonla arayarak, hatır amacıyla araya girip İşgör'den parasını istemesini söylediğini ifade eden Yanç, telefonunda kayıtlı olan numaralarının da özel harekatta görevliyken tanıştığı arkadaşlarına ait olduğunu savundu.

''Ergenekon'' soruşturmasında adının geçmesinin ardından tüm çevresini ve işini kaybettiğini belirten Yanç, ''Son çareyi Cumhurbaşkanı'na mektup yazmakla buldum. Yazılan haberler, aileme ait çıkan fotoğraflar beni terör örgütünün hedefi haline getirmişti. Çocuklarımın fotoğraflarını ve ailemle ilgili bilgileri, iddianameye kattılar. 17 yıldır zaten terör mağduruyum. Bunların hepsini mektupta yazdım ve bana cevap geldi. Bunun üzerine de Büyükçekmece İş ve İşçi Bulma Kurumu'na yönlendirilerek işe girdim. Dava açılana kadar çalıştım. 11 aydır tutukluyum. Tahliyemi istiyorum'' diyerek sözlerini tamamladı.
Yanç, çocuğuna ait bir fotoğrafı da mahkeme heyetine başkanlık yapan hakim Hüsnü Çalmuk'a gösterdi.
 

''Ergenekon sanıklarında anlayamadığım bir şey var''

Davanın tutuklu sanığı Ulaş Özel, ''Ergenekon sanıklarında anlayamadığım bir şey var. Hep inkar. Yasa dışı bir şey yapmamışlar ki niye korkuyorlar? Gel burada anlat. İnkar etseler de ortaya çıkabileceğini düşünmüyorlar'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan Özel, TİKKO terör örgütünün askeri sorumlusu olarak Tunceli bölgesinde faaliyet gösterirken 1999 yılında, güvenlik güçlerine teslim olduğunu söyledi.

Özel, örgütün, 2 kalaşnikof, G-3 piyade tüfeği, tabancalar ve mermilerden oluşan mühimmatını da teslim ettiğini ifade ederek, Etkin Pişmanlık Yasası'ndan yararlandığını anlattı.

Tunceli jandarma özel harekat taburunda çalıştığını, 4,5 yıl Tunceli ve İstanbul'da çeşitli istihbarat faaliyetlerinde bulunarak operasyonlara katıldığını dile getiren Özel, yaptığı hizmetlerden dolayı da takdir belgeleri aldığını kaydetti.

Özel, jandarma istihbarat müdürlüklerinde ve özel harekat grup komutanlıklarında çalıştığını, ''JİTEM'ci'' diye suçlandığını belirterek, ''JİTEM suç ise benim çalıştığım yerler, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü adı altında aynı binalarda devam ediyor. JİTEM ise de ben terör faaliyeti dışında ne yapmışım ki? Yasa dışı adam mı öldürmüşüm?'' diye konuştu.

''Ergenekon sanıklarında anlayamadığım bir şey var'' diyen Özel, şöyle devam etti:
''Hep inkar. Yasa dışı bir şey yapmamışlar ki niye korkuyorlar. Gel burada anlat. İnkar etseler de ortaya çıkabileceğini düşünmüyorlar.''

Özel, terör örgütünden sonra devlete sığındığını dile getirerek, ''Devlete çalıştık, iş bitti. Öldürmüşüz, vurmuşuz, kırmışız... Meslek yok, iş yok, güç yok... Devletin gizli işlerini biliyorsun, istihbarat yapıyorsun. Sonra rehabilite yok, kimlik yok, ortada bıraktılar'' dedi.

''Mühimmatı, üvey babam ihbar etti''

Özel, kendisine ait olduğu iddia edilen silah ve mühimmatın 2 yıl üvey babasının evinde kaldığını anlatarak, ''Bu silahlar annemin evindeydi. Üvey babam biliyordu. Annemle problem yaşamasının ardından üvey babam, eylem yapacağım şeklinde polise ihbar yaptı. Amacı beni cezaevine atıp hayvanların parasını yemekti. Polis bana TİKKO üyesi olarak operasyon yaptı'' ifadelerini kullandı.

Bu malzemelerin çalıntı olduğu iddialarının doğru olmadığını savunan Özel, ''Hadi 2-3 tanesini çalayım. 6 tane el bombasını ne yapacağım. Mafya, suç örgütü bağlantım yok. Bombaları çalıp ne amaçla kullanacaktım'' diye sordu.

Gözü kapalı halde bir silahı söküp takabileceğini belirten ÖZel, hakkındaki kalaşnikof kullanmayı bilmediği şeklideki beyanların doğru olmadığını ileri sürdü.

Özel, sanıklar Hüseyin Yanç ve Okan İşgör'ün kendisine yönelik beyanlarının doğru olmadığını savundu.

İşgör ve Yanç'ın daha önce jandarma istihbaratında çalıştıklarını kabul etmediklerini ifade eden Özel, ancak şimdiki beyanlarında bunu söylediklerini anlattı.

Özel, jandarmaya hizmet ettiği dönemde, Jandarma Genel Komutanlığı'nın 3 kurmay başkanıyla çalıştığını da öne sürdü.