Türk Papa!

Akademisyen Bekir Zakir Çoban Hıristiyanlık tarihinin en ilginç Papa’larından birini, Türkiye’de dokuz yıl yaşayan (1935-1944) Papa John XXIII asıl adıyla Angelo Giuseppe Roncalli’yi derinlemesine araştırmış. Türkiye’de yaşadığı süre içerisinde sağlam dostluklar kurmuş, dönemin Monsignor Roncalli’si hoşgörülü, insancıl, paylaşımcı yönüyle tanınıyor.

26 Mayıs 2020 Salı, 14:14
Abone Ol google-news

25 Kasım 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesinin haberi şöyledir:

“Papalık töresinin Türkiye ve Yunanistan delegeliğine Bulgaristan’daki delege Monsignor Roncalli tayin olunmuştur.” (s. 110)

Akademisyen Bekir Zakir Çoban Hıristiyanlık tarihinin en ilginç Papa’larından birini derinlemesine araştırmış ve ortaya bizi de ilgilendiren bazı sonuçlar çıkmış.

Türkiye’de dokuz yıl yaşayan (1935-1944) Papa John XXIII (Angelo Giuseppe Roncalli), bu süre içerisinde sağlam dostluklar kurmuştur.

A. G. Roncalli kişilik olarak sevecen, genel kültürü yüksek, iyi eğitimli biridir. Hoşgörülü, insancıl, paylaşımcı yönü hayli gelişmiştir. Türkiye’de yaşadığı dönemde birçok önemli kişiyle yakın dostluklar kurmuştur.

Kitaptan öğrendiğimize göre, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın hapisten çıkarılmasına gizlice yardım ettiği söylenmektedir.

SAVAŞLAR, DARBELER VE BUNALIMLAR

Roncalli (1881-1963) İtalya’nın Bergamo yakınlarındaki Sotto il Monte köyünde dünyaya gelmiştir. Çiftçilik yapan yoksul bir ailenin çocuğudur. “Yemek masasında hiç ekmek görmedik, hep mısır lapası vardı.” (s. 28)

Roncalli, yaşadığı dönem itibariyle, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını, İspanya ve Portekiz iç savaşlarını, Türkiye ve Yunanistan’daki askeri darbeleri, Avrupa’da yaşanılan bunalımları yakından görmüş biridir. Bunlarla birlikte kendi ülkesi olan İtalya’daki karmaşık siyasi olaylara, ekonomik sorunlara da tanık olmuştur.

5 OCAK 1935’TE İSTANBUL’A ATANDI

5 Ocak 1935’te İstanbul’a Papa’nın özel temsilcisi olarak atanır. Buraya gelmesiyle birlikte İslamiyet’le ilgili hoşgörüsü daha da derinleşir. Daha ilk gün kendisini İstanbul Valisi Muhiddin Üstündağ davet eder.

İstanbul’da Şişli’de Ölçek Sokak’ta (daha sonra bu sokağa ismi verilecektir) ikâmet etmeye başlar.

Türkiye ile Vatikan arasında henüz diplomatik ilişkiler olmasa da Roncalli’nin iyi niyetli yaklaşımı, görgüsü, kibarlığı karşısında Türk yetkililer de aynı şekilde yakınlık gösterirler.

BİLGE BİR DİN ADAMI

Burada önemli kişilerle dostluklar kurar: Tevfik Rüştü Aras, Şükrü Saraçoğlu, Nebil Batı, Şükrü Kaya, Remzi Oğuz Arık, Numan Menemencioğlu gibi isimlerle sürekli irtibat halindedir. Bir gün, Numan Menemencioğlu’nun daveti üzerine, Adnan Saygun’un bestelediği “Yunus Emre Oratoryosu”nu izler ve şu sözleri söyler: “Bu eserin güzelliğini bir Müslüman kadar bir Katolik de neden anlamasın?” (s. 121)

Roncalli bir din adamı olduğu kadar bir bilgedir aslında.

Türkiye’deki ayinlerinde bazı Türkçe sözler söyler. Kendisine Katolik cemaati tarafından itiraz edildiğinde söylediği şu sözler her din için geçerli değil midir? “İncil bir milletin veya dilin tekelinde değildir, fosilleşmiş bir şey değildir, geleceğe bakalım…” (s. 119)

TÜRKLERİ SEVDİ, HİTLER’DEN NEFRET ETTİ!

Bu farklı din adamı Türkiye’de kaldığı sürece Yalova, Gemlik, Bursa, İznik, Mudanya ve Bergama’yı ziyaret eder. Her yerde kendisine büyük bir ilgi ve saygı gösterilir. Böyle sıcak gelişmeler ve yakınlaşmalar karşısında, “Türkleri seviyorum” der. (s. 124) Aynı Roncalli yazdığı günlüklerinde Hitler’den nefret etmektedir. “Tanrı’nın ve Kilisenin düşmanı.” (s. 128)

İnsanlık tarihinde din adına yapılan savaşlarda milyonlarca insan ölmüştür. Tanrı adına kılıçlar çekilmiş, silahlar patlatılmıştır. Ancak Roncalli aynı görüşte değildir. “Kötülük mü? Hangi kötülük? Kötülük biziz. Olan kötülüklerden biz sorumluyuz.” (s. 134) Bu sözler bir bilgelik ışığı değil midir?

Roncalli görev yaptığı dönemde Türkiye’den son derece memnun ayrılır. Anılarında sürekli olarak Türklerden söz eder, buradaki dostlarıyla irtibatını hiçbir zaman kesmez. Üstelik Türkiye söz konusu dönemde hayli ağır bir buhran yaşamaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı baskılar, ülkenin tamamına yayılan açlık ve işsizlik, Trakya’da Nihal Atsız tarafından başlatılan bir kampanya sonucunda azınlıklara yapılan saldırılar…

TÜRKİYE’DE GÖREVİ BİTTİKTEN SONRA PAPA OLDU

Roncalli böyle bir dönemde gelmesine karşın kendisini sevdirmiş bir din adamıdır. Türkiye görevi bittiğinde, 28 Ekim 1958’de seçilerek papa olur. Papalık görevinde de kendisinin çok sayıda seveni vardır. Ancak onun bu hoşgörülü tutumu karşısında özellikle Katoliklerin ve şahin politikacıların nefreti de kayıtlarda yer almıştır. 3 Haziran 1963’te vefat eder.  

Kitabın her sayfası Roncalli’nin yaşamını tanıttığı kadar, Avrupa’nın içinde olduğu siyasi ve ekonomik krizlere de ayna tutuyor. Roncalli’nin kişiliğinde Avrupa’nın yakın tarihini, yine onun kişiliğinde Türkiye’deki bazı siyasi olayları da görüyoruz. Kitap bu açıdan hayli doyurucu bilgiler içeriyor.

Bir örnek verelim. Nazilerden kaçan Yahudileri korumuş ve Filistin’e gitmeleri için yardım etmiştir. Yıllar sonra Reisman şöyle diyecektir: “Türkiye’nin geçiş izni vermesiyle kurtulan Yahudilerin öyküsü, Monsenyör Angelo Roncalli’den söz etmeden geçiştirilemez.” (s. 136)  

BELGELERE DAYALI BİR KAYNAK

Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban belli ki bu kitap üzerine epeyce çalışmış, önemli bilgilere ve belgelere ulaşmış. Bunları kitabın içinde uygun yerlerde konumlandırmış. Roncalli’ye ve/veya yakın döneme ilgi duyanların elden bırakamayacakları kadar kapsamlı, tamamı gerçek belgelere dayalı bir kitap yazmış.

Ayrıca B. Zakir Çoban akademik kimliğini öne çıkartarak, kitabı yazarken sadece belgelere dayalı bir çalışma yapmış. Hiçbir sayfasında önyargılı tek bir tümce bile göremezsiniz.

Böylesine farklı bir din adamını anlatmak, hele onun dönemini tarafsız bir gözle irdelemek hiç de kolay değildir. B. Z. Çoban böyle bir zorluğun üstesinden gelmiş. Dipnotlar, fotoğraflar, geniş bir kaynakça ile tamamı gerçeklere dayalı bir kitap, Türk Papa.

Türk Papa - Papa John XXIII (Angelo Giuseppe Roncalli) / Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban / Destek Yayınları  / 344 s.