Umut Oran'dan adaylık açıklaması: İsyan bayrağını açarım

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığının hata olduğunu belirterek, "AKP'li seçmen grubuna hoş görüneceği varsayılan bir adayı desteklemem. Genel Başkan cumhurbaşkanlığı sürecinde böyle bir şey yaparsa, işte o zaman ben isyan bayrağını açarım ve örgütüme giderim. Örgütüm de isterse kalkar kendim aday olurum.

20 Ocak 2018 Cumartesi, 09:46
Abone Ol google-news

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı olan Umut Oran Sözcü'den Nil Soysal'a konuştu.

Oran, CHP Genel Başkanlığı için adaylık sorusuna şu yanıtı verdi:

İl Kongrelerimizi yeni tamamladık. Şu anda yeni seçilen kurultay delegelerimizde bir liderlik değişimi iradesi görmüyorum. Üstelik CHP'de “Genel Başkanlığa aday olunmaz, aday gösterilir.” Yani delegeler, il-ilçe örgütleri, parti emekçileri bir araya gelir ve hak ettiğini düşündükleri birini adaylaştırırlar. Bu anlamda Genel Başkan adaylığıma ancak örgütüm karar verebilir. Ama ben her zaman olduğu gibi partimin bir neferi olarak “Mustafa Kemal'in Askeri” ruhuyla partim ve örgütüm için çalışıyorum; fikirlerimi, önerilerimi partili arkadaşlarımla ortaya koyuyorum. Bir üye olarak üstüme düşen görevleri yerine getiriyorum. Önümüzdeki 3 seçimde de partim için ölümüne çalışmaya adayım.

"EKMELEDDİN İHSANOĞLU BİR HATAYDI"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayına ilişkin konuşan Oran, "Burada esas mesele; adayımızın kim olacağından öte adayın nasıl belirleneceğidir? Biz 16 Nisan'da neye karşı geldik: Tek adamlığa… Tek karar vericiliğe, tek seçiciliğe… Yüzde 50'nin üzerinde bir mutabakat sağladık. Peki, o zaman biz CHP olarak bu rejime, bu anlayışa karşıysak, neden parti içinde tek karar vericiyi, tek seçiciyi kabul ediyoruz? O tek karar verici hata yaparsa ne olacak? Nitekim Ekmeleddin İhsanoğlu bir hataydı. Tek adamlığa karşıysak, “CHP'de de tek adam karar vermesin” dememiz lazım. Ben bu konudaki fikrimi açık açık söylüyorum. Diyorum ki: Cumhurbaşkanı adayımızın belirlenmesini katılımcı, çoğulcu, kolektif bir akılla yapalım. Örneğin iki turlu yapalım. Kriter koyalım. İsteyen aday olsun. 1 milyon 260 bin üyemiz var, gidelim anlatalım, ilk turda örgüt oylasın en yüksek oyu alan 4-5 kişiyi belirlesin. İkinci turda bu isimleri halk oylasın. İnanın 10 milyon kişi gelir ve oy kullanır. Orada kazanan kişi de zaten direkt cumhurbaşkanı olur." dedi.

"AKP'LİLERE HOŞ GÖRÜNECEK BİR ADAYI DESTEKLEMEM"

Oran, "Peki siz de aday olur musunuz?" sorusuna ise şu cevabı verdi:

Kemal Bey, cumhurbaşkanı adayını kimseye sormadan “Ben belirleyeceğim, tek başıma ben atayacağım” derse; bu durumu tıpış tıpış, kuzu kuzu kabul edemem! Cumhurbaşkanlığı temsili bir makam değil bir defa. Cumhurbaşkanlığı öyle bir makam ki; siz devletin anahtarını teslim ediyorsunuz. Benim partimin adayı da, benim ideolojime sahip çıkacak bir aday olmalı. Daha önce partiden istifa eden, gidip geri gelen ya da hiçbir fedakarlık yapmamış, hiçbir bedel ödememiş, ya da AKP'li seçmen grubuna hoş görüneceği varsayılan bir adayı desteklemem. Genel Başkan cumhurbaşkanlığı sürecinde böyle bir şey yaparsa, işte o zaman ben isyan bayrağını açarım ve örgütüme giderim. Örgütüm de isterse kalkar kendim aday olurum. Bu kadar kritik bir süreçte tarihi bir hatanın parçası olmam.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun seçilmesi sonrası yaşananlara ilişkin değerlendirmede bulunan Oran şöyle konuştu:

İstanbul kongresinin en önemli sonucu şu oldu: Cumartesi gece yarısı, sabaha karşı kongre bitti. Pazar günü, yani bir tatil günü Cumhuriyet Savcılığı jet hızıyla soruşturma açtı. Bu çok yanlış ve çok çirkin bir şey… Bu, meselenin siyasi boyutunu ve iktidarın yargıyı bir sopa gibi nasıl kullandığını ortaya koyuyor. İkincisi ve daha önemlisi; bu soruşturmanın nedeni il başkanının geçmişte AKP Genel Başkanı'nı eleştirmiş olması. AKP Genel Başkanı eleştiriden muaf değil. Evet TCK'nın 299. maddesi cumhurbaşkanına hakareti düzenliyor. Fakat 16 Nisan referandumu ile cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdi ve AKP'nin Genel Başkanı oldu. Artık tarafsız ve partiler üstü bir cumhurbaşkanı yok. Şunu da vurgulamak lazım; Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanlığı döneminde, ağır eleştiriye, hakarete rağmen kendisi hiçbir vatandaştan şikayetçi olmamış. Ama AKP Genel Başkanı sadece 2016 yılında kendisine hakaretten 6 bine yakın vatandaşa suç duyurusunda bulunmuş! Bunları kamuoyu değerlendirmeli.