Vitrindekiler...

Vitrindekiler'de düşün trafiği sürüyor. Her alandan yetkin kitaplarla yepyeni bir seçki daha...

18 Mayıs 2021 Salı, 00:06
Abone Ol google-news

 

Türkiye’de Beden Eğitiminin Öncü Kızları / Niyazi Altunya / Cumhuriyet Kitapları / 493 s.

Türkiye’de Beden Eğitiminin Öncü Kızları’nda, bugün gerekli olan şeylerden biri de kadınlarımızın her alanda yükselmelerini sağlamak olduğunu vurguluyor Niyazi Altunya. Kadın ve erkeklerin, bilim ve kültürü aramak, nerede bulabileceklerse oraya gitmek ve onunla donanmak zorunda olduklarının altını çiziyor ardından. Tevfik Fikret’in “Elbet sefil olursa kadın, alçalır insanlık!” sözünü anımsatan Altunya; İslam ve Türk tarihi incelenirse, orada bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla sınırlanmış sandığımız şeyler olmadığını belirtiyor kapsamlı incelemesinde.

Almanya Mektupları / Halit Ziya Uşaklıgil / Yapı Kredi Yay. / 480 s.

Halit Ziya’nın 1915’te Peşte, Viyana, Münih, Nürnberg, Leipzig, Berlin, Hamburg, Hannover, Frankfurt, Heidelberg, Bremen gibi kentlerde 84 gün süren yolculuğu boyunca günlük gibi yazdığı kırk mektuptan oluşuyor Almanya Mektupları. Tanîn gazetesindeki yayımı 59 sayı süren mektuplar Halit Ziya’nın izlenimlerinden, gözlem ve incelemelerinden çıkardığı sonuçlarla, duygu ve düşünceleriyle dolu. Çöküş, dağılış ve savaş döneminde seçkin bir Osmanlı aydınının Avrupa’daki modern yaşamdan nasıl etkilendiğini gösteren ve Özgür İldeş’in çeviri yazısıyla ilk kez kitap olarak yayımlanan Almanya Mektupları’nda, yazarın dili ve yazım biçimi korunmuş. Gezilen yerlerin o zamanki fotoğraflarıyla, kapsamlı sözlüğüyle, kişi ve yer adları dizinleriyle Halit Ziya külliyatının önemli bir eksiği tamamlanıyor.

Erdoğan-Trump: Öfke Krizi - Güç Gösterisi / Yılmaz Polat / Telgrafhane Yay. / 224 s.

Türkiye-ABD ilişkileri, hiçbir iktidar döneminde hem Türkiye hem de ABD’de Trump-Erdoğan kişisel ilişkileri kadar konuşulmadı. Trump-Erdoğan arasında “övgü, öfke, tehdit, hayranlık ve hayal kırıklığı” arasında geçen dört yıl, garip bir ilişkiler yumağı olarak değerlendirilmeli. Yılmaz Polat, yakın dönem Türkiye ABD ilişkilerinin zaman zaman neden kopma noktasına geldiğini Trump ve Erdoğan arasındaki ikili ilişkiler üzerinden incelediği kitabında, çarpıcı olayların gerçek hikâyesini bilinmeyen yönleriyle gözler önüne seriyor. Amerikan siyasal tarihinin en ilginç kesitlerinden biri olan bu döneme yakından bakarak, bilimsel araştırmalar için de bir referans eser sunuyor.

Sakarya: Türk Bitti Demeden Bitmez - Cephede Milli Mücadele Serisi / Selim Erdoğan / Kronik Kitap / 464 s.

Bağımsızlık destanımız Milli Mücadele’nin düzenli ordu safhasında, cephedeki iki yılı ele alan serinin bu ilk kitabında, bir milletin son ocağını savunmak için doğru liderin etrafında birleşmesi ve verdiği ölüm kalım savaşı anlatılıyor. Milli Mücadele’nin düzenli ordu döneminin başındaki 1921 yılı muharebelerinin (1. ve 2. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ve Sakarya Meydan Muharebesi) tamamı dokuz ay gibi kısa bir sürede, henüz güç terazisi Yunanlar lehine iken gerçekleşmiştir. Aradaki kuvvet farkına rağmen Türk Ordusunun Yunanları geri püskürtebilmesinin en önemli sırrı kısıtlı olanakları en doğru şekilde kullanması olmuştur. Bunun için muharebeler süresince sadece tümen ve alayların değil, taburların, hatta bazen bölüklerin bile yerleri değiştirilmiş, nerede açılan bir gedik varsa oraya tüm kuvvetler sevk edilmiştir. Bu bağlamda Selim Erdoğan’ın, içerdiği muharebe atlası ve özel fotoğraflarıyla Milli Mücadele dönemini yeniden aydınlatan çalışmasının temel amaçlarından birisi de, Sakarya Meydan Muharebesi’nin coğrafyasını anlaşılır şekilde ortaya koymak, muharebenin tarihi ile bütünleştirmek.

İyi Dilekler Ülkesi / Hamdi Koç / Can Yay. / 400 s.

“... Aslında adının bir önemi yok, ona Can deyin yeter. Kötü biri olduğu da söylenemez. Ancak terbiyesizlikten, adaletsizlikten pek hoşlanmıyor. İnsanların hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğine inanıyor. Yeri geldiğinde de üzerine düşeni yapıyor. Tam da o dönemde Hergün gazetesinden Cemal Dik, birbirinden bağımsız bir dizi cinayete dikkat çekmeye başlıyor. Ve yavaş yavaş arada bağlantılar kuruluyor.” Başkarakterinin geçmişi ve ailesi üzerinden Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananların anlatıldığı İyi Dilekler Ülkesi, Hamdi Koç’un, karakterin iç dünyasındaki karmaşanın psikolojik, tarihsel hatta varoluşsal nedenlerini ortaya serdiği sıra dışı, çarpıcı bir roman.

Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi / Ayşe Nükhet Adıyeke, Nuri Adıyeke / Türkiye İş Bankası Kültür Yay. / 416 s.

Girit kültürü kendine özgüdür. İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır. Orta Çağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklenmiştir. Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı. Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu. Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit tarihi çalışmalarının son ürünü Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi’nde, bu derin tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılarıyla inceleniyor. Yazarların Girit kadı sicillerini de kapsayan geniş bir arşiv, yazma ve belge taramasının sonucu olan çalışma, akıcı bir anlatıyla sunuluyor.

Galata - İstanbul’un 700 Yıllık Kara Kutusu / Turan Akıncı / Remzi Kitabevi / 416 s.

İstanbul’un kadim semtlerinden Galata, Bizans İmparatoru tarafından 1267’de Cenevizlilere tahsis edildi. Galata’nın özel konumu İstanbul’un fethinden sonra da devam etti. Fatih Sultan Mehmet, fethin ertesi günü 1 Haziran 1453’te, bir ahitname ile Galata’nın özerkliğini tanıdı. “Magnifica Comunita di Pera” adlı bu oluşum 350 yıl devam etti. Çeşitli dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bölge, ticaret ve finans dünyasının da merkezi oldu. Fetihten 400 yıl sonra Osmanlı yönetiminin borçlanma ihtiyacı duymasıyla Galata bankerleri devreye girdi. Borçlanmalar Galata Dersaadet Tahvil Borsası üzerinden yapıldı. Bu durum Osmanlı devletinin 1875’te borçlarını ödeyemeyip iflasına kadar sürdü. Turan Akıncı kitabında, ticari ilişkilerin yanı sıra Galata’daki tarihsel yapıları, kültürel yaşamı ve Levantenlerin toplumsal konumunu belgeleriyle gün ışığına çıkarıyor.

Sinema Yazıları / Memet Baydur / Kırmızı Kedi Yay. / 208 s.

1999-2000 akademik yılında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda verdiği derslerin notlarından oluşan kitabında Baydur, sinema tarihini zengin bir yaklaşımla ele alıyor. 11. yüzyıldaki gökbilimcilerin icatlarından Lumière Kardeşler’in ilk gösterilerine, oradan günümüze çektiği çizgide sinemanın bütün bir hikâyesini anlatıyor. Orson Welles’ten Charlie Chaplin’e, Hitchcock’tan Renoir’a, Bergman’dan Kurosawa’ya tüm ustalara, Hollywood’dan Bollywood’a, Fransız, İtalyan, İngiliz ve Doğu Avrupa sinemasından Sovyet sinemasına, çizgi filmden bilimkurguya, tüm duraklara uğruyor. Sinemanın arkeolojisini yaparak açtığı kapıyı, sinemanın önemi, güzelliği ve tehlikesinin altını çizerek kapatıyor.

Bıldırcın Karı - Dağ Günlükleri / Paolo Cognetti / Çev.: Yelda Yürlek / Kafka Kitap / 136 s.

Şehirdeki yaşam iyiden iyiye bunaltıcı gelince İtalyan Alpleri’ne kaçmaya karar veren Paolo, on yıllık bir aranın ardından döndüğü dağ evi sayesinde yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur. Hiçliğin ortasında edinilen dostlar, yabani yaşam, durmaksızın yağan kar ve yalnızlığın kesif sessizliği... Bıldırcın Karı, Cognetti’nin lirik anlatımıyla doğanın gücünü, sürekli sorgulayan bir aklın gerekliliğini ve insan ruhunun direncini kısacık bir kitapta anıtlaştırıyor. Tıpkı ona ismini veren kar türü gibi, birkaç saat sürse de olanca gücüyle bastırıp mevsimi değiştirmeye yetiyor.

“Biz Her Şeyiz” - Diyanet’in İşleri / Burcu Karakaş / İletişim Yay. / 262 s.

Diyanetin geçmişten bugüne uzanan varlığını merceğe alan gazeteci Burcu Karakaş, AKP döneminde güçlenen bu kurumun bütçesini, personel ağını, aile ve çocuk ve gençlikle ilgili projelerini, kendi medya araçlarıyla ilettiği mesajlarını, toplumsal cinsiyet ve kadın konularında takındığı tavrı, iktidarla sıkı ilişkileriyle yakından inceliyor, birebir görüşmeler yürüttüğü saha çalışmalarıyla verilerini destekliyor. Diyanet’in dününü, bugününü, amaçlarını, bu yolda aldığı desteğin yanı sıra toplumdaki yansımasını da tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Şizofreni Üzerine / Esmé Weijun Wang / Çev.: Sevim İrem / Bilgi Yay. / 222 s.

Wang, Şizofreni Üzerine’de kendi deneyimlerinden yola çıkarak şizofreniye ilişkin kapsamlı bir araştırma sunuyor. Dürüst ve çarpıcı anlatımıyla, merak eden herkese bu gizemli dünyanın kapılarını açıyor. Her bir deneme, şizofreniyle yaşayan bir kadının canlı bir portresini çiziyor. Hem bilimsel hem de şiirsel sesiyle Wang, travma sonrası stres bozukluğu ve Lyme hastalığının yanı sıra kendisine konulan yeni tanıyı, okuru büyüleyen, aydınlatan bir incelik ve açıksözlülükle inceliyor.

Aşk Her Zaman / Sabit Kemal Bayındıran / Klaros Yay. / 194 s.

Sözlükler ideolojiyi, “Kişilerin ve kurumların davranışlarına yön veren, siyasi, hukuki, ahlaki, düşünsel, estetiksel felsefi görüş ve düşüncelerin sistematik bütünü” olarak tanımlıyor. Tanımın yaşamın her alanını kapsadığı açık. Oturup kalkmamızdan yiyip içmemize, giyimimizden konuşmamıza kadar hayatımızın her ayrıntısında ideolojimizin etkisindeyiz. Peki, aşk bu ideolojinin dışında mı? Elbette değil! Aşk, ahlakî, cinsel, estetik, hukukî siyasî vb. tüm görüşlerimizden etkilenir. Yaşamı aşktan ayıramayacağımıza göre yaşamımıza yön veren ideolojimiz, aşkımızı da belirler. Şiir aşkı varsa gönlünüzde, bu sevdaya tutulanların aşka nasıl baktıkları bu kitapta!

İnsan Olmak Derin Mesele - Fotoğraf Şiirleri / A. Kadir Paksoy / İzan Yay. / 61 s.

İnsan Olmak Derin Mesele, A. Kadir Paksoy’un on altıncı şiir kitabı. 2 Temmuz 1993 Sivas katliamının kurbanlarından, 15 Ekim 2015 Ankara Garı katliamının kurbanlarına; yalancı “Arap Baharı”na kanıp Avrupa’ya sığınmaya giderken Akdeniz’de boğulan binlerce çocuktan biri olan Aylan Kurdi’den Sakarya’da patileri ve kuyruğu kesilmiş bir halde bulunan ve kurtarılamayan bir yavru köpeğe kadar, insan olanı insanlığından utandıran fotoğrafların şiirleri... Hepsinin ortak paydası insan olmak / insanlık.