Voltaire’den ‘mikro mega’ öyküler!

Voltaire'in felsefi ironi ile bilimkurgu türünü birleştirdiği 1752 tarihli Micromégas, biri Sirius yıldızından diğeri Satürn gezegeninden iki devin evreni dolaşırken Dünya'ya rastlayışlarının öyküsüdür. İnsanlar ve gezegenin farklı yerlerinden gelen yaratıkların diyalogları ilginç oldukları kadar felsefi bir derinliğe de sahiptir.

20 Mayıs 2020 Çarşamba, 15:57
Abone Ol google-news

Bu seçkide yer alan diğer öykülerde, Voltaire, taraf tutmayan alaycı bir izleyici gibi olayları dışarıdan yönetir, sanki düş gördüğünü biliyormuş ve neşe ya da acıma duygusuyla düşlemeye devam etmeye razı oluyormuş gibi kendisini ihtiraslı çalkantılara bırakır. Voltaire, Fransız dilinde, belki de tüm dünyada yazılmış en iyi düzyazıya imzasını atmıştır.”

Jorge Luis Borges

İLK KISA BİLİMKURGU

İlk kez 1752 yılında yayımlanan “Micromegas”, bilimkurgu türünün en erken örneklerinden. “Micromegas”ın Türkçedeki geçmişi ise 1945 yılında Bütün Kitabevi tarafından yapılan baskıya kadar uzanıyor.

Voltaire seçkisinde ünlü “Micromegas” öyküsünün yanı sıra “Memnon ya da İnsanın Bilgeliği”, “Avunan İki Kişi”, “Scarmentado’nun Seyahatlerinin Öyküsü”, “Akla Kara ve Babil Prensesi” öyküleri de yer alıyor.
Voltaire’in “Zadig”, “L’ingenu”, “Kırk Ekülük Adam” ve ülkemizde de en çok bilinen yapıtı “Candide”de olduğu gibi “Micromegas”ta da hikâye, kahramanın yolculuğu ve bu yolculuk esnasında yaşadığı serüvenleri etrafında işlenir.


FELSEFİ İRONİ İLE BİLİMKURGU BİREŞİMİ

François Marie Arouet Voltaire'in felsefi ironi ile bilimkurgu türünü birleştirdiği Micromégas, biri Sirius yıldızından diğeri Satürn gezegeninden iki devin evreni dolaşırken Dünya'ya rastlayışlarının öyküsüdür.

Yolculukları boyunca binlerce yıl yaşayan ve yüzlerce duyuya sahip pek çok yaratıkla karşılaşan Micromégas ve arkadaşı Dünya'ya gelir ve insanların bu kadar küçük olup da bilinç taşıyabilmelerine hayret ederler. Minicik dünyalıların evrende kendilerinin ne kadar önemli olduklarına dair şişirilmiş fikirlerine ve abartılmış gururlarına tanık olur.

İnsanlar ve gezegenin farklı yerlerinden gelen yaratıkların diyalogları ilginç oldukları kadar felsefi bir derinliğe de sahiptir.


FARKLI FİKİRLER VE TOPLUMLAR
Gulliver’in seyahatlerinden ilhamını alan bu model sayesinde yazar, farklı fikirler ve toplumlar üzerinde düşüncelerini kurgulama olanağını bulur. Başkahramanların kendilerini keşfetme süreçleri bu seyahatlerle somutlaştırılmıştır. Gittikleri yerlere yabancı olan kahramanlar, karşılaştıklarına objektif bir bakış getirirler ve saflıklarıyla kötülükler karşısında sendelerler.

Voltaire’in felsefi hikâye ve romanlarının genel karakteri olan ağırlaşmadan süren akıcı diyaloglar ve mizahi atmosfer “Micromegas’ta da sürer ve yazarın yaratıcı zekâsıyla iğneleyici üslubundan beslenerek ilgiyi canlı tutar. Kısa ve öz anlatımını masallar ve öğretici üslûbuyla kurar.


MICROMEGAS İLE VOLTAIRE BENZERLİĞİ

Erken yaşlarda parlak zekâsıyla dikkatleri çeken, yazdığı bir kitapla başına iş açan, ruhunu ve kafasını geliştirmek için gezegenden gezegene dolaşmaya başlayan öykünün kahramanı Micromegas ile sakınımsız eleştirileri yüzünden hapis ve sürgün cezaları alıp birçok ülkede bulunmuş Voltaire’in kişiliği arasında paralellikler kurulabilir.

Kahramanın isminde de barındırdığı tezat (micromega), evrendeki varlıkların büyüklükleri, anlayışlar ve temalarda sürer.

Dünyalı filozoflarla Micromegas’ın yaptığı diyalog aracılığıyla Voltaire; evrensel görecelik, din, madde, ruh, zekâ ve savaşla ilgili düşüncelerine yer verir. Savaşın saçmalığını ironik bir dille anlatır.

Candide”de “kahramanca bir kasaplık” olarak anılan savaş Micromegas’ta “bir avuç toprağın Sultan denilen bir adamın mı yoksa bilmem neden Çar denilen bir adamın mı olacağından ibaret” bir konu olarak ele alınır ve Voltaire; “...yediklerini hazmetmeye çalışırken oturdukları yerden milyonlarca insanın katledilmesi emrini veren, sonra da büyük bir ciddiyetle Tanrı’ya şükreden barbarlar...” diye bahsettiği yönetici sınıfı da eleştirir.


GÜLLERİN ALTINDA BOĞACAKSINIZ BENİ!’

Aydınlanma yazarlarından olan ve “Söylediklerinize katılmıyorum, fakat onu söyleyebilme hakkınızı ölümüne savunurum, “ sözüyle de tarihe geçmiş Voltaire renkli kişiliğiyle şiir, oyun, tarih, felsefe ve bilimi de kapsayan geniş bir yelpazede ürün verdi.

Bilimle yakından ilgilendi fakat yeri geldiğinde bilim adamlarına ince eleştirilerde bulunmaktan geri kalmadı. Tarihle ilgilendi ve sarayla dalgalı ilişkileri sırasında bir süre saray tarihçisi olarak çalıştı. Oyunları ve romanları ona başarı getirdi.

Avukat olan babasının izinden giderek başladığı hukuk eğitimini 17 yaşında terk eden yazar ömrü boyunca her ürettiğiyle özgürlüğü yüceltmiş, ifade özgürlüğünü desteklemiş, savaşa karşı çıkmış, dinle ilgili dogmaları, sözde edebi başarıları, Fransız siyasal rejimini ve asilleri eleştirmişti.

Gerçek adı François Marie Arouet olan Voltaire’in eserleri kendisine ün ve paranın yanı sıra bela da getirdi fakat hayatının sonuna kadar eleştirel bakışından ve sivri dilinden hiçbir şey yitirmedi.

1778 yılında, İrene adlı tragedyasının patırtılı galasından kısa bir süre sonra, Paris’te, seksen dört yaşında öldü.

Beşinci perde sona erdiğinde Voltaire’in bulunduğu loca ona defne dalından yapılmış bir çelenk sunan çok sayıda hayranıyla doldu. Voltaire onlara şu sözlerle teşekkür etti: ‘Vous voulez donc m’étouffer sous des roses!’ (Güllerin altında boğacaksınız beni!)