Yarım kalan hayal Cumhuriyet köyleri

Köykent’i yaşama geçiren isimlerden Şafak Başa, Cumhuriyet’e konuştu.

30 Ekim 2018 Salı, 23:21
Abone Ol google-news

Mesudiye kaymakamlığı görevini yürütürken dönemin başbakanı Bülent Ecevit tarafından örnek bir Köykent projesinin hazırlanması ve uygulanmasıyla görevlendirilen Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü Şafak Başa, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ideali, Bülent Ecevit’n hayali olan Köykent projesinin neden yarım kaldığını, proje tam anlamıyla hayata geçse Türkiye’de nelerin değişebileceğini anlattı.

Projenin temel amacının insanların doğduğu yerde doymasını sağlamak olduğunu belirten Şafak Başa’ya göre projeyi yeniden yaşama geçirmek mümkün. Uzun yıllar boyunca kaymakam ve mülkiye müfettişi olarak çalışan, Çin ve ABD’de yerel yönetimler konusunda akademik çalışmalar yapan, bu konuda yayımlanmış kitapları, doktora tezi bulunan Şafak Başa’nın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

-Köykent projesiyle nasıl tanıştınız?

Köykent projesiyle Ordu’nun Mesudiye ilçesinde tanıştım. Eski başbakanlardan rahmetli Bülent Ecevit’in talimatıyla bu projenin hazırlanması ve uygulanmasında görevlendirildim. Mesudiye Köykent projesi 2000 ve 2002 yılları arasında benim kaymakamlığım döneminde Mesudiye’nin 9 köyünde uygulandı.

Köyler canlandı

-Neden Mesudiye? Özel bir nedeni var mı?

Mesudiye Ordu’nun özel ve farklı bir ilçesi. Kaderine terk edilmiş, göç vermiş bir ilçe. Ormanları, meraları, tarım alanları kaderine terk edilmiş. Bu ilçenin yetiştirdiği insanlar, “Memleketimize nasıl katkı yaparız” düşüncesiyle, ortaya bir yerel demokrasi deneyimi olan Mesudiye Kurultayları’nı çıkarıyor. Bu organizasyon sayesinde Mesudiye öne çıkıyor. Proje uygulandıktan sonra insanlar daha uzun süre orada kalmaya başladı. Köylerimizde ciddi bir canlanma görüldü. Yaşam şartları düzeldi. Proje üç önemli saç ayağı üzerinden yürüdü. Altyapı hzimetleri, yol, içme suyu, kanalizasyon, temel haberleşme imkânları sağlandı. Ciddi manada vatandaşların hayatı kolaylaştı. Bir merkez köye sağlık ocağı, ilköğretim okulu, köy konakları, çocuk parkları gibi üstyapı hizmetleri götürüldü.
Son olarak da kırsal kalkınmaya yönelik, ekonomik olarak insanları destekleyecek projeler geliştirildi. Başbakan özellikle kooperatifleşme üzerinde çok duruyordu. Bu köyleri bir kooperatif çatısı altında bir araya getirmek çok önemli. Biz de onu yaptık.
9 köyün üye olduğu tarımsal kalkınma kooperatifi aracılığıyla bir takım ekonomik faaliyetler yapılıyordu.

Tekrar alternatif olabilir

-Bu proje uygulanabilir mi? Türkiye’nin her yeri eşit şekilde kalkınabilir mi?

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen eğer tekrar seçilirse şehrin kırsal bölümünde bu projeyi uygulamak istediğini dile getirdi. Kendisine Köykent Projesi’ni yazan, çizen ve pilot olarak uygulayan biri olarak her türlü desteği sağlayabileceğimi söyledim. Türkiye’de büyükşehirler yaygınlaşıyor şu anda. 30 büyükşehir belediyesi var. Büyükşehirlerde kırsal alan sahipsiz kaldı. Her ne kadar bir gecede mahalle statüsüne sokulsalar da kırsal alanların sorunları ve göç devam ediyor. Köy tüzel kişilikleri de kaldırıldı, arazileri belediyelere geçti. Bazı belediyeler o arazileri satıyor. Kırsal alanda hala bir köy sosyolojisi egemen. Büyükşehir Yasası’yla beraber köy sosyolojisi üzerine bir kent hukuku uygulanmaya başladı. Bunun yarattığı sıkıntılar var. Herhangi bir kırsal mahallede uygulanan büyükşehir statüsüyle lüks bir ilçede uygulanan statü aynı. Bu nedenle ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu da tarım ve hayvancılığın gerilemesine sebep oluyor.
Büyükşehir belediyleri, tam manasıyla mahalle olamamış, şehirleşememiş ama büyükşehire dahil olduğu için köy tüzel kişilikleri kalkmış olan mahallelerimize Köykent projeleri aracılığıyla önemli yatırımlar yapabilirler. Ben Köykent projesinin tekrar bir alternatif olabileceğini düşünüyorum”.  Bizim bu projeyi uyguladığımız 9 köyün halkı “Eskiden komşuyduk, Köykent’le kardeş olduk” dediler.  

-Bu proje şehre göçü engeller mi?

Tek başına göçü engellemez ama en azından köylerin daha da boşalmasını durdurur. Köyde kalanları teşvik eder, şehre göçenlerin bir kısmının geri dönmesini sağlar. İnsanlar kentlerde yaşamaktan mutsuz. Doğdukları yerde doymak istiyorlar. Köykent projesi, köyüne dönmek için fırsat arayan insanlara alternatif bir yaşam sunabilir.

Yazık edildi bu projeye ama geç değil. Yeni Büyükşehir Yasası’yla buna artık Köykent diyemeyebiliriz ama Cumhuriyetimizin 95. yılını kutladığımız bugünlerde Atatürk’ün ideali olan Cumhuriyet Köyü olarak hayata geçirebiliriz. Kırsal alanlarda hâlâ ciddi bir nüfus yaşıyor. Bir süre sonra kırsalda tarım, hayvancılık, ormancılık yapacak insan bulamayacağız. Bunların Cumhuriyet Köyü projesiyle desteklenmesi gerekiyor.

Ecevit bize projeyi anlatırken köylülerin ekonomik manada bir araya gelerek birlikte hareket etmesini, bir güç olmasını önemsiyordu. Ama malesef Türkiye’de kooperatifçiliği yeterince önemsemedik. Kooperatifçilik Türkiye’de içi boşaltılmış ve kötüye kullanılmış bir kavram haline geldi.  CHP’li büyükşehir belediyeleri Atatürk’ün bu idealini, Bülent Ecevit’in idealini uygulayabilir. Sosyal demokrat belediyelerin kalıcılığı ve benimsenme oranı artar.

Her yer ranta açıldı

-Biraz da Büyükşehir Yasası’nı konuşalım. Ne getiriyor bu yasa? Daha doğrusu ne götürüyor?

Büyükşehir ile bütünşehir arasında bir fark yok. Türkiye’deki bütün tarım, orman, mera alanları tamamen büyükşehir statüsünü girdi. Eğer niyetiniz burayı korumaksa sorun yok ama buraları ranta açmaksa büyük tehlike var. Bu yasayla tarım alanları ve meralar imara açık hale geliyor. Buralar korumasız kalıyor. Ranta açarak belki oy desteğinizi artırırsın ama gelinen noktada, kirlenen dereler, yapılaşan tarım arazileri ve ciddi çevre sorunları ortaya çıkıyor. Bütünşehir esasen bugünkü iktidarın mantığına uygun çünkü  iktidar bugüne kadar rantı artırarak ve paylaştırarak iktidarını devam ettirdi. Bütünşehir yasası hizmet noktasında bir takım artılar sağlasa bile istenen her yerin ranta açılması tehlikesini de getiriyor.  Büyükşehir yasasıyla birlikte yerel yönetimlerdeki yerellik probleminin daha da arttığını görüyoruz. Çünkü ölçek çok büyüyor ve ölçek büyüdükçe yerellik azalıyor. Halkın yönetime katılması nostalji halinde kalıyor. Yerelleşme yaratalım derken yerelde merkezileşme sağlandı. Yerel demokrasiyi güçlendirmek için ilçe belediyelerinin mutlak suretle güçlendirilmesi gerek. Kırsal mahallelere tekrar tüzel kişilik verilebilir.

Oyumuzu kullanalım

-Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bir yerel seçim arifesindeyiz. Burada Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ olarak bir başarı hikâyesi yazdık. Diğer büyükşehirlere örnek olacak çalışmalar yaptık. Merkezi hükümetin yapması gereken hizmetleri bile belediye olarak yaptık. Lütfen vatandaşlarımız iyi düşünsün. Sosyal demokrat belediyelerin sayısını artıralım ki yaşam alanlarımız daralmasın. Çünkü bugün insanların en çok yaşamaktan hoşnutluk duyduğu yerler sosyal demokrat belediyeler. Çünkü sosyal demokrat  belediyelerin olduğu yerlerde özgürlük, dayanışma, kardeşlik üst seviyede. Oyumuzu kullanalım, sosyal demokrat belediyeleri destekeleyelim. .

Köylünün gücünü birleştirmek

-Köykent nedir?

Köykent yaklaşımı büyük önder Atatürk’ün ideal Cumhuriyet Köyü projesine dayanıyor. Fikir babası Mustafa Kemal Atatürk. 1932 yılında hazırlanan 1. Sanayi Planı’nda, köylerin kentleştirilmesini öngören kapsamlı bir kırsal kalkınma projesi hazırlanıyor. Proje birçok çağdaş hizmetin köylünün ayağına götürülmesini öngörüyor. Ancak o yıllarda uygulanamıyor, bir ideal olarak kalıyor. 1969 yılında ilk defa CHP’nin seçim bildirgesine giriyor. O dönemde kurulan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından bu proje geliştirilmeye çalışılıyor. En güzel tanımı CHP’nin 1973 yılında hazırladığı seçim bildirgesinde görebiliyoruz. Köykent, sadece kamu hizmetlerini, kırsal alanlara daha düşük maliyette, daha yeterli ölçüde ve daha çabuk götürmenin bir aracı olarak değil, köylüden başlayacak kalkınmanın temeli olarak görülüyor. Topyekûn kalkınmanın, kırsal kalkınmanın bir temel aracı olarak görülüyor. Asıl amaç köylünün gücünü birleştirmek, kırsal ekonomiyi canlandırmak. Yani insanın doğduğu yerde doyması hedefleniyor.

Seçim bildirgesine giriyor ama o yıllarda da uygulanamıyor. Köykent ideali yarım kalıyor ve Ecevit’in son koalisyon hükümeti döneminde tekrar gündeme geliyor.

Ecevit’in amacı projeyi pilot olarak başlatmak, Dünya Bankası’na götürmek ve alınacak destekle tüm ülkede uygulanabilir hale getirmek. Nitekim proje uygulandıktan sonra Dünya Bankası heyeti geldi, projeyi inceledi, başarılı ve uygulanabilir buldu. “Mesudiye’nin köylerini gezdiğimizde hayran kaldık” dediler ve Dünya Bankası hükümete bu projeyle ilgili ciddi bir kredi imkânı sağladı. Malesef 2002 yılındaki kriz ve hükümetin düşmesi sonucu Köykent projesi yine yaygınlaşamadan bir rüya olarak kaldı. Alınan kredi de iptal edildi ve bir daha da gündeme gelmedi.

Ergene’yi belediyeler kirletmiyor

-Şu an TESKi’nin başındasınız. Ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Büyükşehirleri büyük şehir yapan idareler su ve kanalizasyon idareleridir. Bunlar sadece su ve kanalizasyon işlerini yapmak üzere kurulmuş, kendi tüzel kişilikleri, bütçesi, yönetim organları, gelirleri, çalışma usulleri olan idareler. Bu idareler gelirlerinin büyük kısmını yatırıma harcayabiliyor. Bu idareler kurulmadan önce toplanan para başka yerlere harcanıyordu.

Örneğin TESKİ de bu başarı hikâyelerinden biri. 3.5 yıldır TESKİ’nin başındayım. Kurulduğumuz günden beri 2 bin 500 kilometrelik altyapı çalışmasını tamamladık. Bin kilometrenin üstünde içme suyu, 1300 kilometrenin üstünde atık su ve 150 kilometre yağmur suyu altyapısını tamamladık. Yatırım hacmimiz 780 milyon lirayı buldu. Tekirdağ, içme suyu kalitesi olarak en iyi iller arasında. Kanalizasyona erişim oranı yüzde 92’yi geçti. TESKİ kurulduğunda atık su arıtma tesisi yoktu veya çok yetersizdi. Bugün bütün ilçelerde arıtma yapabiliyoruz. Tekirdağ’da mavi bayraklı sahillerimiz arttı. Denizlerimiz temizleniyor. Yerli uskumru 30 yıl sonra geri döndü. Bu çevre, gelecek ve Marmara adına bir sevinç, bir umut. Ergene Nehri’ne büyük ölçüde atık su bırakmıyoruz. Ergene kirleniyor ama artık Ergene’yi belediyeler kirletmiyor. Kimin kirlettiği aranıyorsa her gün çevre suçu işleyen sanayi tesislerine bakılmalı.