Yazarımız Cüneyt Arcayürek'in ölümünün 3 yıldönümü: ‘Yaşasaydı hapisteydi'

Yazarımız Cüneyt Arcayürek, ölümünün üçüncü yılında anıldı.

23 Haziran 2018 Cumartesi, 21:48
Abone Ol google-news

Gazetemiz yazarı Cüneyt Arcayürek, aramızdan ayrılışının üçüncü yılında Gölbaşı Mezarlığı’ndaki gömütü başında anıldı. Anma törenine meslektaşları, sevenleri birçok kişi katıldı.

3 Haziran 2015’te Ankara’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Arcayürek, Türkiye’nin tek parti döneminden 2015’e kadar olan siyasi tarihin en yakın tanıklarından biriydi.

Cüneyt Arcayürek’in vefatının üçüncü yılında, her yıl olduğu gibi yine heyecanlandığını ve sevenleriyle beraber olduğu için çok mutlu olduğunu ifade eden eşi Esin Arcayürek, “Çok çalışkan, çok bilgili, çok iyi bir gazeteciydi. 55 yıl birlikte olduk. Onun için hâlâ birlikte gibiyim. Mutlu olduğum ve gururlandığım başarılı eşim, inşallah olduğu yerde huzur içindedir. Umarım herkes onun fikirlerini yürütür ve devam ettirir. Türkiye’miz de çok güzel, iyi bir yolda ilerler” dedi.

‘Kuşaklara örnek oldu’

Gazetemizin imtiyaz sahibi Orhan Erinç de duygularını şöyle ifade etti: “Kendisini izleyen kuşakların örnek aldığı, kendisinin de gazeteciliği bir yaşam biçimi olarak kabul eden ustalarımızdan biri olarak saygı ve sevgi ile andığımız bir büyüğümüzdür. Belirttiğim gibi yaşamının büyük bir bölümü gazeteci olarak geçti. Özellikle okura olan sorumluluk duygusu haberin gerçekçi, doğru olması konusundaki olağanüstü titizliği, hep kendisini tanıyan ve birlikte çalışma olanağını bulan gazeteciler tarafından kabul edilmiş bir ustamızdır. Demokrat Parti döneminde hapis yatan Cüneyt Ağabey, yaşıyor olsaydı kendilerini Demokrat Partinin ardılı sayan AKP döneminde de hapse girme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı. Oysa Cüneyt Ağabey örnek aldığımız gazeteciler, bizlere gazeteciliğin her koşulda yapılması gerektiğini öğrettiler ve aklımıza kazdılar. O açıdan kendisine şükran borçlu olduğumuz ustalarımızdan biri. Cumhuriyete önemli katkılarda bulunan gazeteci Cüneyt Arcayürek’i bugün ölüm yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle andık.”

‘Muhabirliği hiç bırakmadı’

Gazetemizin Okur Temsilcisi Güray Öz, Arcayürek’in gazetede çalışan herkese muhabir olmanın ne kadar önemli olduğunu anlattığını belirterek, “Aramızdan ayrılmasaydı tahmin ediyorum hakkında açılmış büyük bir davanın da sanığı olacaktı. Belki bizim gibi içeride yatmayacaktı yaşına hürmeten. O anın acısını çekecekti ve bizim için uğraşacaktı. Bizi dışarıya çıkarmak için uğraşacaktı. O muhabirdi ve muhabirliği hiçbir zaman bırakmadı” diye konuştu.

‘Menfaatını düşünmezdi’

İsmet İnönü’nün kızı ve gazeteci Metin Toker’in eşi Özden Toker de gazeteciliğin büyük bir heyecan ve sorumluluk gerektiren bir meslek olduğunu ve Arcayürek’in de en güzel örneklerden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Metin’in tabiri ile gazetecilik, adam gibi yapılırsa dünyanın en güzel mesleği. Kendisine düşen şeyi doğru yapmak. Kimseye haksızlık yapmadan doğruları bulmak, araştırmak ve onları paylaşabilmek. Sözüne güvenilir bir gazeteci olmak ve hakikaten o heyecanı duymak lazım. Her şeyi göze almak, kendi menfaatını hiç düşünmeden doğruları arayıp bulmak ve onları savunmak büyük bir çaba, sorumluluk işi ve Cüneyt de en güzel örneklerinden biriydi.”

‘Gazeteciliğin kaderi’

CHP’li Gülsün Bilgehan ise Metin Toker ve Arcayürek için “Babamın en yakın arkadaşlarındandılar. Gazetecilerin Türkiye’deki kaderini paylaşan iki gazeteciydiler. Umarım gazetecilerin makus talihi yarın ya da en yakın zamanda değişir. Ve Türkiye bunu hak ediyor gerçekten. İyi ki Türkiye’de hala cesur ve dürüst gazeteciler var. Eğer demokrasi biraz olsun varsa ve seçimler yapılabiliyorsa bütün engellemelere rağmen dürüst ve cesur gazeteciler sayesinde oluyor” ifadelerini kullandı.

'Mücadeleyi öğretti’

Törene Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin de katıldı. Bilgin şöyle konuştu: “Günün birinde eğer yakın siyasi tarihimizi izlemek, öğrenmek, araştırmak isteyen bir sosyal bilimci onun kütüphanedeki kitaplarından birine uzanacak ve oradan bilgi edinecek. Yani Cüneyt Arcayürek kitapları ve ders kitabı olarak okutulan kitapları kaldıkça Cüneyt abi gerçek ölümü bence tatmayacak. Biz ondan dik durmayı, eğilmemeyi, mücadele etmeyi ve doğruların peşinde olmanın insan erdemine en yakışan şey olduğunu öğrendik. En büyük önemli özelliği mesleğe muhabir olarak başladı ve hep muhabir kaldı, hep haberin pesinde oldu. Hepimiz aslında yönetici olmak, belirli noktalara yükselmek isteriz. Ama oralara geldiğimizde görürüz ki en güzel en tatlı olan tarafı işin muhabirlikmiş o bizden daha akıllı olduğu için ölünceye kadar hep muhabir olarak kaldı.”