"Yeni anayasa şiddete ivme kazandırdı"

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenlerin aksine şiddete ivme kazandırdığını söyleyerek, anayasa değişikliği sonrasındaki kadın ölümlerine dikkat çekti.

29 Eylül 2011 Perşembe, 12:52
Abone Ol google-news

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ile CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, TBMM'de ortak basın toplantısı düzenlediler. Bilgehan, TBMM Başkanlığı'na verdiği Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi hakkında basın toplantısında bilgi verdi.


"Utanç duyuyorum"

Son günlerde terörün kadınları hedef aldığını belirten Bilgehan, "Kadın milletvekilleri olarak şehit cenazelerine gitmek gerçekten bizi çok üzüyor ne yazık ki bir kadın milletvekili olarak şehit cenazelerine gitmekten o ailelerin karşısında mahcup duruma düşmekten utanç duyuyorum. Kadın milletvekillerinin görevi o cenazelere katılmak değil o cenazeleri engellemek" dedi.


" Her gün bir ya da birden çok kadının öldürüldüğünü görüyoruz"

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan'da, yapılan anayasa değişikliğini hatırlatarak, "Anayasa referandumu sonrası gördük ki, bugünkü uygulamalarla Türkiye'de demokratik hukuk devleti tanımı bir aşınmaya uğradı. Anayasa'nın 2. maddesi aslında bugün itibarıyla yapılan uygulamalarla Deniz Feneri uygulamalarını görüyorsunuz, yargıçlar üzerindeki baskıları görüyorsunuz, bugün iktidarın işaret etmediği kararı veren bir savcı ya da yargıcın nasıl gözdağı ile korkutulmaya çalışıldığını görüyoruz" dedi.

"Kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenler anayasa değişikliği ile bunu söyleyenler kadına yönelik şiddete ivme kazandırdılar" diyen Tarhan, "Anayasa değişikliği sonrasında her gün ülkemizde bir ya da birden çok kadının öldürüldüğünü ya da vücut bütünlüğüne ağır müdahalelerle karşılaştığını görüyoruz" dedi.
 

Başbakan'ı eleştirdi

Kadınların görünmez olunmaya zorlandığına işaret eden Tarhan, kadınlara en az 3 çocuk nasihat edildiğini ve ikinci sınıf statü atfeden emirlerle eve kapatılıp üretimden ve yaşamdan kopartıldığını söyledi. Tarhan, Türkiye'nin kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyleyen bir Başbakan tarafından yönetildiğini savundu.
 

"Onursuzluk sayarım"

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, AKP'nin kapatılması davası sırasında, ABD'nin Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey'e bilgi verdiği iddialarının hatırlatılmasına da Tarhan, "Amerikan Büyükelçisi ile konuştuğunu doğruladı. Bununla ilgili bir yalanlaması olmadı en azından. Hukukçu olmasa dahi yasalar gereği yargıç olan birinin elindeki bir dosyaya ilişkin olarak Amerikan büyükelçisine bilgi vermesini onursuzluk sayarım, kendisi de onursuzluk saymış zaten" dedi.

 

BDP'lilerin kararı

"BDP'li milletvekilleri Meclis'e gelecek nasıl değerlendiriyorsunuz, bugün Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilecekler" sorusuna da Tarhan, "Parlamento her konunun çözüm platformu olduğunu biliyoruz. Görüşmeleri hakkında da bilgim yok" dedi.
 

Teklif ne getiriyor?

Bilgehan'ın TBMM Başkanlığı'na verdiği Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifin gerekçesinde, sözleşmenin kadına karşı şiddetin nedenleri, şiddetten korunma amaçlı olarak alınacak yasal ve diğer önlemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı, mağdurların ve çocukların hukuki, tıbbi, psikolojik, ekonomik olarak korunmaları, eğitilmeleri, güçlendirilmeleri için bütün tedbirleri almanın devletin görevi olduğunun açıkça kabul edilmesinin öngörüldüğü ifade edildi.
 

Devlet yardım yapacak

Teklifin gerekçesinde, sözleşmenin devletin mağdurlara maddi yardım yapması, gerektiğinde tazminat ödemesi konularının da yaptırım olarak yer aldığı belirtildi.

Sözleşmenin, kadınları şiddete karşı korumak ve kadınları güçlendirmek için bir dizi önlem öngördüğü ve bu önlemleri almanın devlete ait bir yükümlülük olduğunu hemen her maddesinde ifade edildiği kaydedildi.
 

Evlilik bağı olmayanları da kapsıyor

Sözleşme kadına karşı şiddet ile ev içi şiddeti ayrı ayrı tanımlarken, uygulanan fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddetin; mağdur faille aynı evi paylaşmasa da, evlilik bağı bulunmasa da, eski ve şimdiki eşler, fiili birliktelikler arasında meydana gelen, kadınlara cinsiyetleri nedeniyle uygulanan her türlü şiddeti kapsıyor ve 18 yaş altı kız çocuklarını da kapsam içinde alıyor.

Kadınlara yönelik şiddet türleri arasında, cinsel şiddet ve tecavüz ve cinsel taciz yanında, "musallat" olma, zorla evlendirme, kadın sünneti, zorla çocuk düşürtme, zorla kısırlaştırma ya da bunlara teşebbüs etme gibi davranışlar da bulunuyor. Sözleşme, kadınlara yönelik şiddet davranışlarını sözde "namus" gerekçesi ile mazur göstermeyi de yasaklıyor.
 

Devlete yükümlülük

Mağdurların ve çocukların korunması ve tekrar birey olarak hayata kazandırılması için, devlete bir yükümlülük veriliyor. Failler için de cezalandırılmalarının yanında, eğitim ve tedavi programları öngörülüyor.