Yerel üretimin kıymeti arttı

Ülkelerin korumacılık politikalarını sıkılaştıran pandemi, yerel üretimin de önemin artırdı. TÜRKTOB Başkanı Savaş Akcan: Devlet, tarımı kurtarıp kurtarmayacağına karar vermeli.

23 Mayıs 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

Koronavirüs salgını dış ticareti engelleyince, iç pazardaki üretimle kendine yetmenin önemi bir kez daha ortaya çıktı.

Çiftçiyi üretime küstüren hasat zamanı ithalat politikaları da yeniden sorgulamaya açıldı. Girdi maliyetlerindeki artışı durduramayan hükümet, iç pazarda artan fiyatların sorumlusu çiftçiymiş gibi ithalat sopasına başvuruyordu. Ancak Covid-19 ile dünya genelinde artan korumacılık politikaları hem ihracat hem ithalatta dengeleri değiştirebileceği yönünde sinyaller veriyor.

Örneğin, Türkiye’nin önemli sebze-meyve pazarlarından Rusya, sebze üretimi için sera oluşturma çalışmalarına hız vererek, serada domates ve salatalık üretimini geçen yıla göre yüzde 20 artırdı.

Türk sebze üreticilerinin bu duruma hazırlıklı olması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor. Türkiye ise Adana’da karpuz hasadı başlamışken İran’dan karpuz ithal etti.

VAAT VAR, SONUÇ YOK

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Savaş Akcan, “Pandemi, ulusallaşmanın ve önce kendine yetmenin önemini ortaya koydu. Ya dünya genelinde korumacılık politikaları artar da o ülkeler satmazsa ne olacak? İçeride yanlış tarım politikalarıyla üretime küstürülmüş çiftçilerle işimiz daha da zorlaşır” diye konuştu.

TÜRKTOB, tohum, fide, meyve fidancılığı ve süs bitkileri ana başlığında 7 sektörü temsil eden bir birlik. Halihazırda var olan sıkıntılara bir de pandemi eklenince sorunlar katmerlendi. Her bir alt sektör için yapılması gereken ayrı ayrı adımlar var ancak genel anlamıyla Türkiye tarımının desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyor Akcan. Teşviklere ilişkin yapılan söylemlerin havada kalmasına da tepkili.

Tarımın “siyaset üstü” bir mesele olduğunun altını çizerek şunları söylüyor: “Devlet, çiftçiye alım garantisi vererek üretimi desteklemeli. “Üretmekten korkmayın, arkanızdayız” denilmeli ama icraat da olmalı.

Örneğin tarım ürünlerinde alım garantisi olacağı duyuruldu ama ne kadarlık bir alım yapılacağı belirtilmedi. Yani vaat var, sonuç yok. Televizyona çıkıp “tarıma şu kadar destek verdik” demek siyaseten güzel manevralar ama çiftçiye bir fayda sağlamıyor. Bakanlık sahaya inip, bilgi almalı.

Devletin tarımı kurtarıp kurtarmayacağına karar vermesi lazım. Fakat şu an böyle bir eğilim göremiyorum.”

100 BİN İŞSİZ TEHLİKESİ

TÜRKTOB Başkanı Savaş Akcan ile yalnızca tarımın kronik sorunlarını değil, Covid-19’un yarattığı somut zararları da konuştuk. 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma yasağından dolayı bu yıl ekilecek fidelerde yüzde 35 oranında sipariş iptalleri yaşandığını anlatan Akcan, “Domates, biber, patlıcan, kavun ve karpuz fidelerinin ikinci sevkıyatında iptaller yaşanmıştı. Ancak buradan doğan açık İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya belediyeleri tarafından karşılandı” dedi.

Salgın sürecinde en büyük sıkıntının ise süs bitkileri sektöründe yaşandığını anlatan Akcan, sektörün en ivmeli olacağı dönemde baş gösteren salgının işleri bozduğunu, yüzde 70’lik kayıp yaşadıklarını söyledi. Haziran ayı da durgun geçer, üretim başlayamazsa 250 bin kişinin 100 bininin işsiz kalabileceğini aktardı.

YERLİ TOHUM ÇAĞRISI

Akcan’ın aktardığına göre, yerli sermayeli şirketlerin yurtiçi gen kaynaklarından ıslah edip geliştirdikleri milli tohumlar, Türkiye’nin tahıl ihtiyacının yüzde 70’ini, baklagillerin yüzde 97’sini karşılayabiliyor.

Ancak hem sermeyeleri yabancı şirketlere göre daha zayıf olduğu hem de pazarlamaya daha az bütçe ayırabildikleri için tanıtımda güçlük çekiyorlar. “Çiftçilerimizden en önemli talebimiz, milli çeşitlerimizi kullanmalarıdır” diyen Akcan, “Tohumculuk sektörü daha çok genç. Desteklenmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.