Yıllar sonra o salonda

Sinema sanatını var eden Charlie Chaplin’den, moda dünyasını sarsan Coco Chanel’e kadar pek çok ünlü isim sıkça Beau Rivage’da konaklamış.

23 Temmuz 2019 Salı, 11:39
Abone Ol google-news

Kısa bir takdimin ardından oteldeki Türk heyetinin başkanı, Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet İnönü yerinden kalktı, görkemli salonun ortasındaki masaya doğru yürüdü, masanın tam ortasında durdu. Elini cebine götürüp ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisine bu an için özel olarak gönderdiği altın kalemi çıkardı. Hafifçe eğilerek önündeki belgeleri imzalamaya başladı. İsmet İnönü, 24 Temmuz 1923 Salı günü, Türkiye’nin bağımsızlık ve özgürlük belgesi Lozan Barış Antlaşması’nı imzalarken saatler 15.09’u gösteriyordu. 

O andan 96 yıl sonra, yine bir öğleden sonra o tarihi anlara tanıklık eden Lozan’daki Beau Rivage Oteli’nin giriş kapısının önündeyiz. Karşımızda uzanan duvarın ortasında görkemli, bembeyaz bir heykel var. İki kolunda iki çocuk taşıyan bir kadının betimlendiği heykelin barışı simgelediğini öğreniyoruz. Heykelin iki yanına iki ağaç dikilmiş. Sağdaki ağacın arkasında küçük, metal bir levha gözümüze ilişiyor. Üzerinde yazanların anlamı bizler için çok büyük: “24 Temmuz 1923 tarihinde, Lozan Beau-Rivage Oteli’nde, Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Sırbistan-Hırvatistan- Slovenya üçlüsü Türklerle anlaşma imzalamıştır.”

TARİH KOKUYOR

Otelden içeri adım attığımız an bir müzeye girmiş gibi hissetmeye başlıyoruz. Baktığımız her yerde Lozan Antlaşması’na, İnönü başkanlığındaki heyete dair izler arıyoruz ama nafile... Bir otel görevlisi yanımıza geliyor ve bizi girişin sağ tarafındaki uzun ve bir o kadar da görkemli koridora sokuyor. Yaklaşık 20 metre sonra “o ana” dair ilk izleri görüyoruz. Kesintilerle birlikte 8 ay boyunca süren görüşmelere ilişkin fotoğraflar, karikatürler, gazete kupürleri asılmış duvara. Önlerine antika bir konsol, konsolun üzerine ise ayçiçekleri yerleştirilmiş. Bu tarihi belgelerin tam karşısında ise anlaşmanın imzalandığı Sandoz Salonu’nun iki kanatlı kapısı var. Otel görevlisi iterek kapıyı açıyor. Salonun her duvarı, her köşesi tarih kokuyor.

Duvar ve tavan süslemeleri, sütunları, tam ortadaki avize, duvardaki devasa ayna nefes kesici. Salonda sadece bir kenara katlanarak konulmuş sandalyeler var. Çünkü salon boş durmadığı günlerde çeşitli özel günlere, konferanslara, yemeklere ev sahipliği yapıyor.

Lozan Antlaşması’nın imzalandığı üstü kırmızı çuha kaplı masa ise Ankara’da. 2008 yılında Türkiye’yi ziyaret eden İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin tarafından iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmasının 80. yıldönümü nedeniyle Türkiye’ye hediye edimiş. Bugün Birinci Meclis’te sergileniyor.

Beau Rivage Oteli, 1861 yılında saray olarak inşa edilmeye başlanmış. 1908’e kadar iki ek binayla büyütülmüş. Bahçeleriyle birlikte dört hektarlık alana yayılıyor. Leman Gölü ya da dağ manzaralı 169 odası var. Avrupa’nın en iyi otellerinden biri. 5 yıldızlı bu lüks otelde bir gece konaklamanın bedeli ise yaklaşık 3 bin 500 lira.

Tarihi boyunca Avrupa’nın soylu ailelerini, devlet adamlarını, dünyanın en çok tanınan isimlerini konuk etmiş. Rus İmparatorluğu’nun son çarı, Romanov hanedanının hüküm süren son üyesi 2. Nikolay, ailesiyle birlikte tatillerini burada geçirirmiş.

Lozan’da herkese göre bir şey var

Otelin pek bilinmeyen bir özelliği ise bahçesinde küçük bir hayvan mezarlığı barındırıyor olması. Otelde konaklayan soyluların, ünlülerin ölen kedi ve köpekleri buraya gömülüyormuş. İlk kez 160 yıl önce, en son 30 yıl önce bir hayvan gömülmüş. Coco Chanel’in bir köpeği de burada yatıyormuş.

Lozan ile Türkiye arasındaki diğer bağlantı ise tarihi Orient Express (Doğu Ekspresi). Tren Paris’ten kalktıktan sonra önce Lozan’a uğrar, buradan da Milano, Venedik, Belgrad ve Sofya’yı geçerek İstanbul’a ulaşırmış. 1919’dan 1962 yılına kadar Orient Express’in önemli duraklarından biri olmuş Lozan. Günümüzde artık havayoluyla da ulaşabiliyorsunuz ama eğer özel jetiniz yoksa bir saat uzaklıktaki Cenevre Havaalanı’na inmek zorundasınız. Zira Lozan’daki küçük havaalanı sadece özel jetlere hizmet veriyor.

Nüfusu yaklaşık 250 bin olan Lozan, İsviçre’nin dördüncü büyük şehri. Ülkeyi oluşturan 26 kantondan biri olan Vaud’un başkenti. Avrupa’nın tam ortasında yer alıyor. Trenle Paris’e 3.5 saat, Milano’ya 3 saat uzaklıkta. Bu nedenle çok sayıda uluslararası kuruluşun merkezine, toplantıya, konferansa ev sahipliği yapıyor, kongreler şehri olarak biliniyor.

Tam bir yokuş ve merdiven kenti olan Lozan’ın hemen her yerinden Leman Gölü’nü görmek mümkün. Yokuş ve merdivenler ilk bakışta korkutucu gelebilir ama 250 bin nüfuslu kentte 3 tane metro hattı, otobüs ve tren seferleri var. Göl üzerinde yolcu taşıyan tekneler de mevcut.

KUMAR GÖLÜN ÖTE YAKASINDA

İsviçre’nin en büyük katedrali olan Lozan Katedrali, ülkenin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Olimpiyat Müzesi (Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin merkezi Lozan’da), tamamen ahşaptan yapılmış Sauvabelin Kulesi, şehrin tarihi merkezi Palud Meydanı, Rumine Sarayı belli başlı turistik noktaların arasında.

Ayrıca Leman Gölü’nün kıyısında ve Montbenon Casinosu’nda vakit geçirebilirsiniz. Yalnız Montbenon Casinosu’nun adı sizi yanıltmasın. Burada hiç kumar oynanmamış. Aslında bir kültür merkezi. Rehberimiz, kumar oynamak isteyenlere ceplerine Avro doldurup gölün Fransa tarafındaki Evian’a geçmelerini öneriyor. “Yalnız giderken dönüş biletinizi almayı unutmayın. Ne olur ne olmaz...” diye de ekliyor. Dünyanın dört bir yanından 25 bin öğrencisi olan Lozan Üniversitesi’nde bir dönem öğrenim görmenin bedeli 550 frank. Bu durum, “Biz ülkemize vergi veriyoruz, yine de yabancılarla aynı ücreti ödüyoruz” diyen İsviçreli öğrencilerin biraz tepkisini çekiyormuş. İsviçre’de üniversite öğrencileri üç gün okula, iki gün ise staja gidiyor. Büyük bölümü dört yıl boyunca staj yaptıkları işyerlerinde mezun olduktan da çalışmaya devam ediyormuş. Birkaç yıl öncesine kadar ülkede sıfır olan işsizlik, yüzde üçe kadar tırmanmış.

Bankacılık denince akla ilk gelen ülkelerden biri olan İsviçre’de 1800 kişiye bir banka düşüyormuş. Bir İsviçre Frank’ı, Avro’dan biraz ucuz, dolardan biraz pahalı. Fransa-İsviçre sınırı Leman Gölü’nün ortasından geçiyor. Fransa tarafından Leman Gölü’nü geçerek Lozan’a ulaşmak 45 dakika sürüyor. Mesafe kısa olduğu için çok sayıda Fransız, maaşların daha yüksek olduğu İsviçre tarafında iş bulmuş, işe gidip gelmek için ülke değiştiriyormuş.

Her yanı 5 yıldızlı otellerle dolu olan Lozan’da bir de dünyaca ünlü otelcilik okulu var. Burada okumanın bedeli biraz daha yüksek, yıllık 30 bin frankı buluyor. Mezunları ise dünyanın bütün lüks otelleri tarafından anında kapılıyor.