Yunan alfabesi ve koronavirüs

Türkçede “Fransız kalmak” deyiminin İngilizce’deki karşılığı “It’s all Greek to me”, yani “Bana hepsi Yunanca” şeklindedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu deyimi unutmuş olmalı ki Yunan alfabesine yeni bir kullanım alanı yarattı.

06 Haziran 2021 Pazar, 02:00
Yunan alfabesi ve koronavirüs
Abone Ol google-news

Türkçede “Fransız kalmak” deyiminin İngilizce’deki karşılığı “It’s all Greek to me”, yani “Bana hepsi Yunanca” şeklindedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu deyimi unutmuş olmalı ki Yunan alfabesine yeni bir kullanım alanı yarattı. Şimdi “konuyla ne ilgisi var” diyeceksiniz ki haklısınız. Ancak DSÖ, Covid-19’a yol açan koronavirüs varyantlarının, Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılmasını önerdi. Yeni isim uygulamasıyla, varyantların ilk kez ortaya çıktığı yerlerle anılmasının önüne geçerek söz konusu ülkelere karşı oluşabilecek önyargılara ve damgalamaya engel olunması da hedefleniyor. 

IRKÇILIK VE DAMGALANMA

Virüslerin yol açtıkları hastalıkların yer adlarıyla anılması aslında uzun zamandır süregelen bir uygulama. Örneğin, Ebola virüsü hastalığı (EVD) veya Ebola kanamalı ateşine (EHF) yol açan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görülen salgındaki Ebola virüsüne, 1976 yılında Ebola Nehri yakınında bir köyde ortaya çıkması nedeniyle bu ad verilmişti.

Al Jazeera web sitesinde 21 Mayıs’ta yer alan bir habere göre eski ABD Başkanı Donald Trump’ın koronavirüs salgını süresince “Çin virüsü”,  “Wuhan virüsü”ve “Kung Flu” gibi ifadeler kullanmış olmasının Asyalılara karşı ırkçılığı körüklediği gerekçesiyle Çin Amerikan Sivil Haklar Koalisyonu (CACRC) tarafından dava açılmıştı. DSÖ, 3 Mart 2020’de yaptığı sosyal medya paylaşımında, koronavirüsden söz ederken, “Çin virüsü”, “Asyalı virüsü” gibi ifadelerin kullanılmaması konusunda çağrıda bulunmuştu. Söz konusu paylaşımda, “Hastalığa yer veya etnik köken eklemeyin, bu bir ‘Vuhan virüsü, Çin Virüsü veya Asya virüsü’ değildir. Hastalığın resmi adı, damgalanmayı önlemek için özellikle seçildi” ifadelerine yer verilmişti.

DSÖ koronavirüs teknik heyeti lideri Maria Van Kerkhove ise Twitter üzerinden 31 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, koronavirüs varyantlarına yeni isimler verileceğini duyurdu. Kerkhove, bunların artık Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılacağını, bu uygulamayla virüsün kamuoyunda ve basında daha kolay ele alınmasını amaçladıklarını belirtti. Ancak Kerkhove, yeni sınıflandırmanın var olan bilimsel adların yerine geçmeyeceğini ve koronavirüsle ilgili araştırmalarda, harfler ve sayılar içeren adların kullanımının devam edeceğini de söyledi. Ayrıca “Hiçbir ülke, varyantların tespit edilmesi ve bildirilmesi nedeniyle damgalanmamalı” vurgusu da yaptı. Bilim insanları ve DSÖ, daha kolay yayılan, insanları daha fazla hasta eden veya aşıların etkili olmadığı koronavirüsün diğer yeni genetik tiplerini de yakından incelemeyi sürdürüyor.

Euronews’ta 1 Haziran’da yayımlanan bir habere göre koronavirüs varyantlarına isim bulunması çalışmalarında görev alan bakteriyolog Mark Pallen, Yunan tanrılarının ve klasik hale gelmiş isimlerin de gündeme geldiğini belirtti. Ancak bu isimlerin çoğunun ya bir şirket ya da marka adı olarak kullanıldığının ya da çok aykırı geldiğinin altını çizen Pallen’in, son olarak Yunan alfabesinde karar kılındığını söylediği aktarıldı.

Varlığı Eylül 2020’de ilk defa alınan örneklerle belgelenen ve İngiltere varyantı olarak bilinen B.1.1.7, Alpha; Aralık 2020’de görülen ve Güney Afrika varyantı olarak adlandırılan B.1.351, Beta; Kasım 2020’de görülen P.1 Brezilya varyantı Gamma ve Ekim 2020’de varlığı kaydedilen ve B.1.617.2 olarak bilinen Hindistan varyantı, Delta adlarıyla anılacak. DSÖ, varlığı belgelenen diğer varyantlara da Epsilon, Zeta, Eta, Theta, Iota ve Kappa adlarını verdi. 24 harfi olan Yunan alfabesindeki harfler tükendiğinde DSÖ’nün yeni varyantlara ne ad vereceği ise merak konusu...

[email protected]