'Zalim geçici, sanat kalıcı'

Türkiye’de özellikle ‘Çıplak Maymun’ adlı kitabıyla tanınan Desmond Morris, ‘Sanatsal Maymun’da sanatın 3 milyon yılını inceliyor. Morris, insanların sanatsal yaratıcılığının bastırılamayacağını söylüyor.

03 Kasım 2013 Pazar, 09:11
Abone Ol google-news

Kitaplarıyla Türkiye’de de büyük ilgi uyandıran zoolog, sosyo-biyolog, ressam, yazar ve etnolog Desmond Morris’in 2008 ve 2009’da Türkiye’de İnkılap Yayınları’ndan piyasaya çıkan “İnsanat Bahçesi” ve “Çıplak Maymun” başlıklı kitaplarının ardından İngiltere’de kısa bir süre once yayımlanan “The Artistic Ape: Three Million Years of Art” (Sanatsal Maymun: Sanatın Üç Milyon Yılı) tüm dünyada ilgi uyandırdı.

Çok sayıda illüstrasyon da içeren 320 sayfalık kitap Morris’in araştırmacı gözünden sanatın evrimini okuyucularla buluşturuyor. Morris’le yeni kitabını ve Türkiye’deki baskıları konuştuk.

 

Sanat ve hayvanlar

1928 doğumlu Desmond Morris günümüzün en üretken ve en araştırmacı bilim ve sanat insanlarından biri. Televizyon ve film konusunda olan üretkenliğini başlangıçta Granada TV için yazmış ve sunmuş olduğu 500 bölümlük “Zoo Time” (Hayvanat Bahçesi Vakti) programıyla ve BBC2 için hazırlayıp sunduğu 100 bölümlük “Life in the Animal World” (Hayvanlar Âleminde Yaşam) programı gibi çeşitli programlarla yıllarca devam ettirmiş olmasının yanı sıra çok sayıda kitaba ve sergiye de imza atmış, kitapları çok sayıda dile çevirilmiş.

Morris, gençliğinde ressam olmak istediğini ama resimlerini satamayınca bir başka tutkusu olan hayvan davranışlarını araştırmaya yöneldiğini söylüyor. Zoologluğu seçmesine karşın resim yapmayı hiç bırakmamış. Daha sonra “hayvanları TV’ye taşımış.” Ardından“insan hayvanı”nı incelemeye başlamış, bu konuda kitaplar yazmış. “O yüzden” diyor, “çalışmalarım iki tutkuma indirgenebilir: Sanat ve hayvanlar.”

Şimdilerde, 85 yaşında resimlerini koleksiyonculara satabiliyor ve hayvanlar üstüne yazmayı sürdürüyor.

 

‘Çıplak Maymun’un devamı

Morris’in yeni kitabı “Sanatsal Maymun” hem hayvanlar hem de insanlardaki sanatsal çaba ve üretimi tüm yönleriyle işliyor. Peki, acaba bu yeni kitabı, “Çıplak Maymun”un bir devamı olarak algılamak doğru mu?

Morris pür dikkat cevap veriyor, “Evet, ‘Çıplak Maymun’da diğer hayvanlarla paylaştığımız ortak davranışları incelemiştim, ‘Sanatsal Maymun’da ise diğer hayvanlarla olan farklılıklarımızın en heyecan verici yönlerinden birini ele alıyorum. 1950’lerde şempanzelerin resim yapmasını incelemiş ve ‘Sanatın Biyolojisi’ başlıklı bir kitap kaleme almıştım. Yarım yüzyıl sonra yayımladığım ‘Sanatsal Maymun’ ise ‘sanat’ dediğimiz bu garip insan eylemine tarafsız olarak bakmamı sağladı.”

 

Kültürel miras

Kitabında Göbekli Tepe ve Çatalhöyük’ten de söz eden Morris’e Türkiye’yle ilgili bir soru yöneltiyorum: “Kültürel mirasın korunması konusunda özellikle Türkiye’deki arkeolojik alanlar göz önünde bulundurulduğunda pek çok sosyal, çevresel ve tarihi endişe söz konusu. Bildiğiniz gibi Ilısu Barajı projesinin bitirilmesiyle Hasankeyf’in sular altında kalması söz konusu. Dünyanın diğer kültürel miras alanlarında da benzer endişeler söz konusu…”

Kısa ve öz bir yanıt veriyor Morris: “Mimari açıdan baktığımızda, binlerce yıldır eski sanat üzerine yeni sanat inşa etmekteyiz ve çoğunluğun bu konuya sıcak baktığı gerçeğiyle yüzleşmeliyiz. Neyse ki birçok ülkede bu konularda antik mirasımızı inceleme fırsatını değerli bulan ve daha önce inşa edilmiş binalara hak ettikleri saygıyı gösterme çabasında bulunan meraklı insanlar var. Yeterli bakımla eskiyi yok etmeden yeniye sahip olmak mümkün. Bu konuda örnek olarak aklıma Mısır’daki antik tapınak Ebu Simbel geliyor.”

 

Sanatsal yaratıcılık

Gezi Parkı Direnişi konusuna değinirken çeşitli mekânlardaki merdivenlerin şehirliler tarafından gökkuşağı renklerine boyanmasından ve hükümetin buna karşı aldığı tutumdan söz ediyorum.

Sonra da “Sizce hükümetlerin, bürokrasinin ve dinin sanat ve sanatsal üretim konusunda nasıl bir etkisi var? İnsanlar tüm zorluklara karşın sanat üretmeye ve kendilerini ifade etmeye koşullanmış durumdalar mı?” diye soruyorum.

“İnsanlar yaşamlarında estetik bir çıkış yolunu hep bulacaklar. Bazen, din belirli sanat türlerini bastırdığında estetik ifade yeşerebilsin diye seçenekler bulunur. İslamiyetin sureti dışlamasıyla sanat bastırılmadı, yalnızca muazzam soyut tasarımların yaratılmasına yol verdi. Örneğin, kitabımda da yer alan İstanbul’daki Sultanahmet Camii’nin iç bezemeleri çok önemli bir sanat yapıtıdır.”

Morris, günümüzde sanatın hayatımızda çok daha fazla rolü olduğu ve insanın sanatsal yaratıcılığının bastırılamayacağı kanısında:

“Kitapta Sanatın Rolleri konusuna ayrılmış bir bölüm de var. Zalim hükümetler sanatsal ifade özgürlüğünü bastırmaya çalışabilirler ama sonunda hep başarısız olurlar. Zalimler er ya da geç mezarlarında çürürler ama insanın sanatsal yaratıcılığı hep devam eder.”