Bisikletle kazanılmış özgürlük! Feridun Andaç’ın yazısı...

Marc Augé, Bisiklet Mucizesi’nde şunları söylüyordu: “Bisiklete binme bağımsızlığını kazandığım günden beri dünyam inanılmaz şekilde büyümüştü.” (*) Bisiklet öyledir, bedeninizin sırlarını gösterir size.

20 Eylül 2021 Pazartesi, 00:02
Abone Ol google-news

UÇARILIK

Kendi olma maceram ilkin bisikletle başladı diyebilirim. O ilk pedalı çevirmenin nasıl bir özgürlük olduğunu beyaz bisikletime her binişimde hissedecektim. Yollarda boşluğa ve rüzgâra meydan okuyordum. Araçlar, insanlar çok da umursadığım değildi.

Geçtiğim caddeler sakindi, yollar kalabalık değildi. Gidona abanarak yol alırken bedenimin ve ayaklarımın çevikliği beni adeta akrobat kılıyordu... Bisikletin üzerinde eğilip bükülmem, arada bir çın çın öten zilini çalmam beni iyice uçarı kılıyordu.

Bisiklet deyince aklıma ilk gelen de bu. Karşılığı ise özgür ve bağımsız olmak. Ayaklarımın gücü, ellerimin mahareti ve bedenimin esnekliği...

Zaman zaman bisiklete döndüğüm olur. Aynı çevikliği gösteremem ama aynı arzu ve istekle pedal çevirdiğimi söyleyebilirim.

Eskiden daha cesurdum. Şimdi ise ürkek. Bunun nedeni ise trafikte, yollarda yaşadığım kargaşadır, kuralsızlıktır. Geniş yollardansa dar yolları, hatta patikaları seçiyorum artık pedal çevirmek için.

SİZİ ÖZGÜR KILAN NE?

Marc Augé, Bisiklet Mucizesi’nde şunları söylüyordu: “Bisiklete binme bağımsızlığını kazandığım günden beri dünyam inanılmaz şekilde büyümüştü.” (*)

Bisiklet öyledir, bedeninizin sırlarını gösterir size. Eylem halinde olmanız her uzvunuzu uyarılmış kılar. Kendi ayak ve kol gücünüzle gitmek başka bir güven ve arzu verir size. Hızla açılır, adeta kanatlanırsınız. Kendi rüzgârınızın ritmindesinizdir artık.

Bisiklete binmek / sürmek dengedir de, ama bir o kadar da cesarettir. Gidona yerleştiğiniz, ilk pedalı çevirdiğinizde artık düşmeyi bırakmalısınız. Eğer “ne zaman düşeceğim”e aklınızı takarsanız seke seke giden bir kaza benzersiniz. Ki, bu da hiç iyi bir görüntüyü yansıtmaz. Bisiklete yamanmış bir kaz!

Evet, öğrenmeyi nasıl öğrenmeniz gerektiğini öğrettiği gibi; gücünüzü / güçsüzlüğünüzü de gösterir. Kuşkusuz bisiklete binmek çeviklik ister. Hele yola koyulmuşsanız. Etrafınızdan araçlar akıyor, insanlar geçiyorlarsa...

Bisiklet aynı zamanda sizi zorluklarla, engebelerle de karşılaştırır. Yüksünürseniz, yılgınlığa kapılırsanız; ya da korkarsanız bir daha pedal çeviremez duruma gelirsiniz.

Bırakın pedal sizi alt etsin. Israrla çevirmeyi deneyin. Bisiklete binmek yorgunluğu, terlemeyi de göze almaktır. Bisiklet, zamandır bence. Ve de hızdır. Dahası süratle karşılaşmaktır. Sizi adımlarınızın önüne geçirebilen güçtür de.

YAŞASIN BİSİKLETLE KEŞFEDİLEN DÜNYA!

“... bisiklete binmek zamanı idare etmeyi öğrenmektir; hem günün ya da etabın kısa zamanını hem de biriken yılların uzun zamanını.” Böyle diyordu Augé, gene kitabında.

Eğer benim gibi bisiklete binmeye uzunca süre ara verdiyseniz; karşınıza çıkan bir bisiklete öyle hemen kendinizi bırakamazsınız.

Bisiklete binmek süreklilik isteyen bir uğraştır benim gözümde. Bazıları “hobi” gibi bakar, ama öyle düşünenlerden de değilimdir...

Bana sonsuzluk duygusu verdiği için hâlâ bisiklet yanlısıyım, fırsat yarattıkça binmeyi de severim... Ama bir çatana gibi kendimi de ulu orta bırakamam seyrüsefere. Kentlerimiz ne yazık ki bisiklete bizi ürkek kılıyor.

Gene de başlangıç yapıp da pedal çevirenleri gördükçe kendimi sevinmekten alamıyorum. Yaşasın bisiklet, yaşasın özgürlük! Yaşasın bisikletle keşfedilen dünya... Bisiklet sürüyor olmanın keyfini çıkaranlara selam olsun.

Bisiklet sürmek benim için bir oyundur aynı zamanda. Yola çıkmak, yolda olmak, rüzgârını yaratmaktır. Evet, bazen haylazlıktır; çocukça bir tutkudur; ama insana / kendini anlatabilen sizinle devinen, eyleme geçen, hareketlenen en güzel araçtır bence.

Üstelik iyi bir yol arkadaşıdır, kendi farkındalığınıza da bir adımdır aslında. Yaşam seyrinizi çoğaltandır bisikletçi olmak. Ve aynı zamanda ekolojik bir kent, “Yavaş Şehir”i hayal etmektir.

(*) Bisiklet Mucizesi, Marc Augé, Çev. İnci Uysal, Hil Yay., 80 s., 2021.