Heybeliada öyküleri…

Evler, Aşklar, Göçler - Heybeliada Öyküleri (Adalı Yayınları) Heybeli’nin yitik evlerini üzerine Nalan Barbarosoğlu’nun lokomotifliğinde Kiltablet’in gönüllü yazarları tarafından yazılan yetkin öykülerle dile getiriyor. Önsözünü Ayşe Sarısayın’ın yazdığı, çizimlerini Akillas Millas’ın yaptığı, geliri Heybeliada Kütüphanesini Koruma Derneği’ne bağışlanan çalışma, “gönüllü unutkanlıkları” gönüllü anımsamalara dönüştürmeyi amaçlıyor.

11 Ocak 2022 Salı, 00:01
Abone Ol google-news

EVLERİN BÜYÜSÜ

Bir takvimle başladı her şey… Halki’nin heybesinde saklı, çoğu yitip giden evlerin kar beyaz sayfalardaki izdüşümüyle… İnce siyah çizgilerle adeta birbirini ören, bizi çözün diye sessizce seslenen… Takvimin çizeri Akillas Millas’ın aklına emeğine sağlık; bu güzellikleri korumuş, tarihin sayfalarına bırakıvermiş usulca, narin…

Resimli taslak gibi düşünebilirsiniz takvimi. Yazar bir yönetmen için biçilmiş kaftan, evler yapraklardan fırlamış göz kırpıyor yapıyor. “Önce filmi görür sonra öyküyü yazarım!” diyen hocamız, dostumuz Nalan Barbarosoğlu kaçırmamış elbette, takvimdeki filmi yakalamış.

2018 başlarında olağan cumartesi toplantılarımızdan birinde hikâyeyi önümüze seriverdi. “Kiltablet olarak bu evlere öykü yazacağız arkadaşlar!” dedi. İyi de nasıl? Koca bir soru işaretiydi benim için… Takvim elden ele dolaştı, aylar paylaşıldı hemen.

Evlerin büyüsü sardı, çarptı beni adeta, ilk görüşte aşk gibiydi. İyi bir metin okumuşcasına heyecanlandım. Barbarosoğlu önderliğinde ilk başlarda Kalemsanat adıyla öykü çalışmalarına başlamış (2013), sonra Kiltablet’e (2016) dönüşerek tema bazlı aylık öykü fanzini çıkarmaya soyunmuş amatör bir grubun amatör bir üyesiyim sadece.

KİLTABLET ÖYKÜLERİ...

Bu ise farklı! Başkaları adına başkalarına söz etmek… Millas’ın ete kemiğe büründürdüğü evleri dile getirmek… “Gönüllü unutkanlıkları” gönüllü anımsamalara dönüştürmek… Sorumluluk yüklüyor omuzlara...

Gerçi daha önce Kiltablet çocuk öykü fanzini çerçevesinde birkaç 23 Nisan’dır, Hayvanlar Dile Geldi, Ağaçlar Dile Geldi, Balıklar Dile Geldi temalı öyküler yazıp Her Çocuk Bir Tohum Projesi kapsamında Anadolu ağırlıklı okullarla paylaştık.

Dile getirme konusunda biraz deneyim kazansam da Heybeli’nin yitik evleri söz konusu olunca duraladım doğrusu. Hocamız Adalı Korkut Bey imdada yetişti. Takvimde yer alan evlere uygun düzenlediği rotayla bizleri gezdirdi, bildiklerini aktardı.

MAMMİ EVLERİ...

Şansıma bana düşen Mammi Evleri’yle ilgili çocukluk anısını paylaşınca, yaşasın dedim, izni üzere öykümde yer verdim.

Gezip gördükçe takvimin büyüsü uçup gitti! Hüzün çöktü yüreklerimize. Takvimde ete kemiğe bürünse de çoğu ev yitip gitmişti. Bilmiyor muyduk, biliyorduk elbette ama görmek, beş duyunla yaşamak çok farklıydı. Biz de evlerin gerçeğinin peşine düştük. Kâh yakaladık, kâh kurguladık, derleyip toparladık elimize aldık.

Sıra yayınevi arayışına gelince tıkandık. Bu süreçte evimin hikâyesi üç kez değişti. İlk tanıştığımda “yıkılmadım ayaktayım” modundaydı… Son sahipleri Gençtürk Ailesi ikinci sınıf tarihi eser olduğu için Anıtlar Kurulu’ndan bir türlü gelmeyen restorasyon iznini bekliyordu, öyküm de öyle gelişti.

Yayınevi arayışı sürerken izin çıktı, metin ona göre yenilendi. Yayınevi bulunana dek restorasyon bitmişti, haydii öykü yine değişti.

Şükür ki tam yerine rastgeldi, yollarımız Adalı Yayınları ile kesişti. Çok anlamlı ve değerli bir buluşma oldu Kiltablet adına. Ayşe Sarısayın önsözümüzü yazdı. Serenad Demirhan’la birlikte ince dokunuşlarla editörlüğümüzü yaptılar, kapağımızla uğraştılar.

YARALARA MERHEM OLMAYA ÇALIŞTIK!

Millas’ın çizimleri olmazsa olmazımızdı, can-ı yürekten “olur”u verdi. Adalı Yayınları, Halim Bulutoğlu da baskımızı tamamlayınca, müteşekkiriz kendilerine. Her Göz Bir Yangın Yeri isimli Biber Gazı Öyküleri’nden sonra bu ikinci kitabımızdı.

İçlere dert olan yaralara merhem olmaya çalıştık. Çok satsın istiyoruz. Gelirini bağışladığımız Heybeliada Kütüphanesini Koruma Derneği’ne de bir nebze merhem olabilelim diye, edebiyatseverlerin işbirliğiyle… Zira, Kiltablet felsefemiz gibi; “Öykülerde yaşar hayat ve edebiyat... Öykülerle!”