İzmirli Dario belleklerde yaşıyor!

Dario Moreno’nun yaşam öyküsü yakın dostu Erkan Özerman’ın kaleminden kitaplaştı. Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan İzmirli Dario, ilginç sanat anı ve anekdotlarıyla dolu. Kitapta, İzmir’de yetişmiş, vatani görevini Türk ordusunda yapmış, sanat yaşamına Türkiye’de başlamış ve başarıya ulaştıktan sonra Avrupa’ya giderek dünyada popüler olmuş Moreno’nun, sıkıntılı çocukluk döneminden, yeteneklerinin keşfedilmesine ve başarıyı ülke dışında yakalamasına kadar olan yol hikâyesi anlatılıyor.

19 Kasım 2021 Cuma, 00:01
Abone Ol google-news

İLK KARŞILAŞMAMIZ...

- Dario Moreno ile ne zaman tanıştınız?

1960’lardaki radyo-müzik programlarının en ünlüsü Ankara Radyosu’nda yayınlanan Eyfel’den Müzik isimli Fransız şarkılarından meydana gelen bir programdı. Bu programımı sekiz yıl aralıksız sürdürdüm. Her fırsatta da Dario’yu anlatıp, şarkılarını yayınladım.

1962’de çok ünlü bir sanatçı olarak Ankara’ya dönüşü ve bir hayır cemiyeti için Kızılay Büyük Sinema’da yapacağı konser için kendisini Bulvar Palas Oteli’nde ziyaret edip, röportaj yaptım. Bu ilk karşılaşmada çok ilginç olaylar oldu. Bunu ayrıntılarıyla kitapta anlattım.

- Çocukluğuyla ilgili yaşadıklarını size nasıl anlatmıştı?

Çocukluğuyla ilgili, yani yetimhane olayını bana kendisi hiç anlatmadı. Yıllar sonra İzmir’e dünya çapında bir sanatçı olarak dönüp konser verdiğinde ziyarete gelen bir hanımefendinin çok kibarca onu üzmeden anlatmaya çalıştığı olayla öğrendim.

“Sevgili Dario ister maddi yardım yap, istersen yetimhane için bir konser ver, bunun en iyisini zaten sen bilirsin” deyince çocukluğunun o zor günlerinin yetimhanede geçtiğini anladım.

Ve hanımefendi ile bir görüşme yaptığımda her şeyi detayıyla o anlattı. Romanımda bu açıklamalara yer verdim.

GAR GAZİNOSU’NDAN DÜNYAYA AÇILDI!

- Ankara’da gazino şarkıcılığı ile mesleğe başladığını biliyoruz. Peki birden dünyaya açılması nasıl oldu?

Ankara Gar Gazinosu’ndaki bir yıllık çalışmasından önce Akhisar Orduevi’ndeki deneyiminden sonra İzmir’de kısa bir süre bile olsa sevilen bir profesyonel bir şarkıcı olarak ilgi çekiyor.

Ankara Gar Gazinosu ikinci bir etap ve sanatçıların çalışmak ve kendilerini göstermek bir müzikholdür. Müzeyyen Senar ile orada karşılaşması da yaşamında bir dönüm noktası oluyor.

Daha sonra İstanbul Taksim Belediye Gazinosu, Fritz Kerten gibi çok önemli bir müzik adamının orkestrasının şarkıcısı olması, derken Yunanistan (kısa bir süre), sonra da ver elini Fransa...

SİNEMA KARİYERİ

- Şarkıcılığın yanı sıra sinema sanatına geçişi hakkında neler söylenebilir?

Dario’nun en büyük şanslarından biri sinema dünyasında Henri-Georges Clouzot’un Dehşet Yolcuları (Le Salaire de le peur) filminde rol almasıdır. Fransız sinemasının bu çok önemli yönetmeninin bir çok filminde ona rol vermesi “Clouzot’un kadrosundaki devamlı oyuncu” denmesine sebep oldu.

Bu filmde Yves Montand ile oynayıp Cannes Film Festivali’nde Fransa’yı temsil eden bir film ve gişede hasılat rekorları kırması sonunda sanatçıya müzik dışında çok önemli bir kariyer de kazandırdı.

Dario’nun çok çalışkan bir şarkıcı oluşu plaklarından belli oluyor. Sahnelerin şen ve neşeli, ritmik bir dansçısını gören seyirci, sinemada tam aksi olan bir karakter. Hatta kötü adam rollerinde başarıyla oynadığı filmler eleştirmenler tarafından her zaman gündeme getirilmiştir.

ORHAN VELİ İLE İLGİNÇ TANIŞMA!

- Orhan Veli Kanık ile tanışması çok ilginç. Anlatır mısınız?

Ankara’da çok az otelin olduğu bir dönem... Kapı kapı dolaşıp kendine yatacak bir oda arayan Dairo Moreno’ya bir otelin resepsiyonisti hiç boş odası olmadığını fakat çift yataklı bir oda olduğunu, orada da bir devlet memurunun geceleri kaldığını söylüyor.

Bu garip olay Orhan Veli ve Dario Moreno’nun birbirlerini tanımadan aynı odayı paylaştıkları hikâyesini ortaya çıkarıyor. Devamı da kitapta…

- Ünlü şarkıcının daima “Ben Türk’üm!” dediğini biliyoruz. Bu tutku nereden geliyor?

İzmir’de doğmuş, askerliğini, Türkiye’de yapmış, meslek yaşamına yine Türkiye’de başlamış, hiçbir zaman ne kadar ünlü olursa olsun pasaportunu değiştirmemiş, ikinci bir vatandaşlığı kabul etmemiş böyle bir kişinin “Ben Türk’üm” demesinden daha güzel ne olabilir.

‘EN VERİMLİ DÖNEMİNDE YİTİRDİK’

- Son olarak trajik vefatı ve sonra olanları bir de sizden dinleyelim.

Söylentilerin çoğunluğuna karşın tek bir gerçek vardır: Yeşilköy Havaalanı’nda uçağı kaçırınca görevlilerle yaptığı münakaşada yüksek tansiyonu ve şeker hastası oluşundan beyin kanaması geçirip, maalesef yaşama veda etmiştir.

Bu konuda gerek Türkiye’de gerek dünyanın her yerinde sanırım birkaç düzine hikâye okudum. Ama hiçbiri gerçek değil.

Şeker hastası olduğu için 10 kilo vererek, kendini bir parça dengeye koymuştu. Ne var ki iki yıl boyunca oynamayı beklediği Don Kişot müzikalindeki “Panço” rolü için tekrar o zararlı kiloları almıştı.

Kırk yedi yaşında çok genç, en verimli döneminde bir anda dünyadan koptu gitti. Ama sesi kaldı, hâlâ dinlenilen ve sevilen bir şarkıcı olarak yaşıyor.

Onun bu meslekteki misyonu dünyadaki ünlü şarkıları Türkçe olarak sevenlerine dinletmek, bizim şarkılarımızı da Fransızca olarak okuyup önce Frankofon ülkelere sonra da dünyaya dinleterek tanıtımını yapmıştır. Bu müzik ekolünün ülkemizdeki ilk temsilcisidir.