Murat Akan: ‘Laiklik yaşatır!’

Fransa ve Türkiye üzerine yapılan karşılaştırmalı çalışmalar genelde katı antiklerik laiklik ile ılımlı liberal laiklik arasındaki karşıtlığı vurgular. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Akan’ın Laiklik Siyaseti / Fransa ve Türkiye’de Din, Çeşitlilik ve Kurumsal Değişim (Bilgi Yayınları / 430 s.) isimli çalışması, iki uçlu bir yaklaşımın laikliğin siyasi inşasının temel sorununu göz ardı ettiğini gösteriyor: Devlet sivil dini.

29 Ekim 2021 Cuma, 00:03
Abone Ol google-news

Fransa ve Türkiye üzerine yapılan karşılaştırmalı çalışmalar genelde katı antiklerik laiklik ile ılımlı liberal laiklik arasındaki karşıtlığı vurgular.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Akan’ın Laiklik Siyaseti / Fransa ve Türkiye’de Din, Çeşitlilik ve Kurumsal Değişim (Bilgi Yayınları / 430 s.) isimli çalışması, iki uçlu bir yaklaşımın laikliğin siyasi inşasının temel sorununu göz ardı ettiğini gösteriyor: Devlet sivil dini.

“Kemalist laikliğin “katı” olduğu, din karşıtı olduğu, siyasal İslam tarafına bükülen akademik anlatıların da bir parçası; çünkü Kemalist laiklik “katı” olarak tespit edildiğinde siyasal İslamı aklamak daha kolay oluyor.” diyen Akan, bir tarihçinin titiz bilgisi ile bir sosyoloğun teorik ustalığını bir araya getiriyor.

“KEMALİST LAİKLİK ‘SERT’TEN ÇOK ‘KISITLI’ BİR LAİKLİK!”

- Laiklik Siyaseti’ni okuduğumuzda, hem Türkiye hem de Fransa’da toplumun büyük bölümünce laiklik ilkesini koruduğu varsayılan kesimlerin (Türkiye’de bu, kurumsallaşmış Kemalist Laiklik oluyor), kısıtlı bir laiklik anlayışına sahip olduğu, bu yüzden de laiklik karşıtı hareketlerin kurumsal düzlemde yolunu açtığını görüyoruz.

Sizce Türkiye’de bu kurumsal kayganlığı engellemek ve daha sağlam bir laiklik anlayışını kurumsallaştırmak olanaklı mı?

Olanaklı. Kitabın belgelediği sonuçlardan bir tanesi siyasetin bir kapanma değil, bir açılma olduğu ve geleceğin açık olduğu.

Evet, tüm Kemalist laikleri bir saymadan, Kemalist laikliğin yöntemlerindeki şiddete (askeri darbeler, Tek Parti Dönemi) değil de, ortaya koyduğu kurumların içeriğine odaklandığımızda, bu içeriğin “sert”den çok “kısıtlı” bir laiklik olduğunu uzun bir evrak tarama sürecinden sonra Fransa ile de karşılaştırarak öne sürüyorum.

CHP olsun, asker olsun veya kurum değişim süreçlerinde rol almış ve kendilerini Kemalist laiklik içinde tanımlayan siyasi partiler harici elitler olsun, tüm bu siyasi aktörlerin; bir yandan orta öğretim ve üniversitede başörtüsüne karşı çıkıp, bir yandan da Diyanet ile veya İmam-Hatipler ve okullarda din kültürü dersleri üzerinden dini, özellikle sola karşı, toplumun çimentosu olarak kullandıklarını 1940’lardan 1982’ye kadar detaylandırarak gözler önüne seriyorum.

Türkiye’nin çok sesli toplumunun temsil edildiği bir parlamenter sistem, kendi kısıtlılığını masaya yatıracak kadar öz eleştiriye açılmış bir Kemalist laiklik, Türkiye’yi refleksif bir cumhuriyetçiliğe götürebilir.

Kitap, hem Fransa hem de Türkiye’de söz konusu kurumsal kayganlığın önüne nasıl geçileceğine dair ipuçları barındırıyor; ayrıca çok kaba eskizini çizdiğim bu siyasi taban, bu kayganlığın önünü kesmenin birçok başka kurumsal yolunu da üretme kapasitesine sahip olacaktır.

“LAİKLİK YAŞATIR! ARTIK BERABER YAŞAYABİLMEK İSTİYORUZ!”

- Muhafazakâr kesimde CHP’nin ve darbeci askerlerin din karşıtı bir anlayışa sahip olduğu görüşü yaygın.

Siz binlerce belge, Meclis tutanağı ve mahkeme kararını inceleyerek dini bir araç olarak kullanan Türkiye’deki devlet-sivil dinciliği yaklaşımının CHP, DP ve askerler tarafından nasıl el ele büyütüldüğünü gözler önüne seriyorsunuz.

Yalnızca Kemalistler için değil muhafazakâr kesim açısından da Laiklik Siyaseti ezber bozan bir kitap. Kitabınızla ilgili aldığınız ilk tepkiler nasıl?

Olumlu. Bu da Türk toplumunun laiklik veya hepimizi ilgilendiren herhangi bir başka konuda ideolojik kamplar ötesinde düşünme ve konuşma özlemi olduğunu gösteriyor.

Artık beraber yaşayabilmek istiyoruz. Kitap dikkatle okunursa hangi laikliğin bizi nasıl beraber yaşatacağını görmek olanaklı.

Tam resmi görmek için, öncelikle toplumsal olarak beraber düşünme ve konuşmanın parçası olması gereken ve ne yazık ki şu an halen hapis yatanların serbest bırakılması gerekir; çünkü laikliğin tam resmi ancak hep beraber çizilebilir. Laiklik bir beraber yaşama prensibi ve kurumsal pratiğidir.

Değindiğiniz, Muhafazakâr kesimde CHP’nin ve darbecilerin din karşıtı gösterilmesi konusu, pek önemli bir mesele.

Bu, akademik tartışmalarda da böyle. Kemalist laikliğin “katı” olduğu, din karşıtı olduğu, siyasal İslam tarafına bükülen akademik anlatıların da bir parçası; çünkü Kemalist laiklik “katı” olarak tespit edildiğinde siyasal İslamı aklamak daha kolay oluyor.

Yani, kitabın belge üzerine belge sunarak ve Fransa ile karşılaştırarak yaptığı “Kemalist laiklik ‘kısıtlı’ laikliktir” tespiti, hem Kemalist laiklerin hem de siyasal İslamcıların algısını sorguluyor.