Yalnızlık ekseninde dönen öyküler

Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı’ndaki (Notos Kitap) öyküler, modern dünyanın açmazlarında yalnızlaşan, bu yalnızlıkla birlikte dış dünyaya yabancılaşan bireylerin öyküleri. Kitapta, ironi, mizah ve hüznün iç içe geçtiği, izlenimci anlatıma sahip toplam yirmi altı öykü bulunuyor.

27 Ekim 2021 Çarşamba, 00:01
Abone Ol google-news

BİLDİĞİMİZ DÜNYALAR!

Charles Taylor, Modernliğin Sıkıntıları’nda dünyanın büyüsünün çözülüp dağıldığından söz eder. Ona göre, “modern dünyanın en büyük kazanımı” gibi gözüken “bireycilik” anlayışı, beraberinde, bireye, “önemli bir şeyleri kaybettiği kaygısını” da getirir. Yani insanlar artık kendilerini büyük bir düzenin parçası olarak hissedemezler.

Son dönem yaşanan siyasi olaylar ve küresel salgınla da, kapitalist düzenin boğazını sıktığı birey daha yoğun varoluş kaygılarıyla karşı karşıya gelmeye başladı. Uygarlığımız ‘gelişirken’ çağdaş kültürün ve toplum yapısının değişimini, bireyin kayıp ya da çöküş duygusuyla deneyimlediklerini, yabancılaşma ekseninde yalnızlaşmayı ele alan metinler çoğalmaya başladı.

Çiyil Kurtuluş’un Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı’ndaki öyküleri de modern dünya açmazlarında yalnızlaşan, bu yalnızlıkla birlikte dış dünyaya yabancılaşan bireylerin öykülerini karşımıza çıkarıyor.

Kitapta ironi, mizah ve hüznün iç içe geçtiği, çoğu izlenimci anlatıma sahip toplam yirmi altı öykü yer alıyor. Bildiğimiz dünyaların hikâyeleri hepsi de. Günlük yaşamda karşılaştığımız kişiler -ya komşumuz ya bir dostumuz ya da iş arkadaşımız-...

“Emoji Amor”, en etkileyici öykülerden. Yalnız bir kadının internette tanıştığı bir erkekle buluşmaya gidişini anlatıyor. Bireysel emeklilik uzmanı Semra Hanım’ın yalnızlığı, bu yalnızlığın verdiği itkiyle sosyal medyada arayış, Cenk’le tanışması ve uzaktan uzağa büyüyen bir ilişki... Yazarın hınzır dili katmanlı öyküsünün akışında yer yer gülümsetiyor. İç monologlar da karakterin derinleşmesi açısından çok değerli.

“Hışırtı” öyküsünde ise karanlık bir orman yolundan sevgilisinin evine gitmeye çalışan bir kadının takip edildiğini fark ettiği o korku dolu anları anlatıyor. Öykünün kadınların birbirinden güç alması, eril otoriteye karşı çıkıp kendi evine dönmesi bir metafor olarak da dikkat çekici.

GÜÇLÜ SESİ OLAN GENÇ BİR ÖYKÜCÜ

Uğurlu sayısını arayan bir kadının öyküsünde ise karakterin dünyası başarılı bir şekilde verilmiş. Öykülerin ritmi, sözcük seçimleri, anlatıcının dili, karakterle uyumu, Kurtuluş’un dil üzerine de düşünen bir yazar olduğunu gösteriyor. Karakter bakış açısıyla yazılan çoğu öyküde şimdiki zamanın içinde sıkışıp kalan bireyin yansımasını sunuluyor.

Öykülerde görünen yüzüyle anne kız çatışmalarının, olgun, yalnız kadınların ruhsal dönüşümünün, evlilik içerisinde gittikçe suskunlaşan çiftlerin kopuşlarından söz etmek olanaklı. Ama bunların da ötesinde, bireyin kendine ve çevresine karşı yalnızlaşması ve modernliğin getirdiği başkalaşımla her şeye yabancılaşması söz konusu.

Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı’nda, Charles Taylor’ın sözünü ettiği dünyanın büyüsünün çözüldükten sonra bize kalan o suskunluk anları anlatılır. Derin yalnızlıkların içinde solan bireyin yabancılaşması yeşerir. Bana göre kitabın ismi de bu yalnızlığı barındırır.

Çiyil Kurtuluş, öyküleriyle edebiyatımızda yeni bir kapı aralayan, güçlü bir sesi olan genç bir öykücü.