Gülengül Altınsay

Fırça ve ayna

13 Haziran 2019 Perşembe

En sevdiğim söylemlerden biridir; kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma. Ne zaman “ulusal gurur”umuzun incindiğine dair mağduriyet kampanyası başlasa aklıma 2005’teki o meşhur Türkiye-İsviçre maçı gelir nedense... İstanbul’da, havalimanından Kadıköy’e kadar İsviçre kafilesine çektirilen eziyet, maç bitimindeki İsviçreli futbolculara yapılan saldırılar, sonra da o kıvırma çabaları benim içime hiç sinmemişti. O maçta galip gelebilmek için rakip futbolcuları sözlü ve fiziki baskı altına alma girişimleri bize bol bol ceza olarak dönmüştü anımsarsanız. Acı olan o günden bugüne İsviçrelilere yaptıklarımızdan hiç gocunmamamızdı. Hâlâ “başarıya giden her yol mubahtır” anlayışının takdir görmesiydi. Baksanıza aradan yıllar geçti ama o maçın özeleştirisi yapılmadığı gibi, bir iki istisna dışında her önemli milli maçta rakibin milli marşı yuhalanıyor, ıslıklanıyor. Nasıl olsa FIFA, UEFA anlamaz diye en galiz küfürler, linç içerikli tezahüratlar gırla gidiyor. Üstelik bunlar yetkililerce kabul görüyor, kimse tarafından kınanmıyor.

İçimiz dışımız bir
Aslında bu konularda çok tutarlıyız. İçimiz dışımız bir. Kendi aramızdaki maçlarda da rakip antrenörlerin üzerine yürümeler, hakemlere bağırıp çağırmalar, tribünleri kışkırtmalar... Bunlar görebildiklerimiz. Ayrıca kulüp yöneticilerinin özellikle kritik maçlar öncesinde kamuoyunu baskı altına almak için oynadıkları oyunların da bayağı bir etkili olduğuna tanık oluyoruz ne yazık ki.

Ayna tutan fırça
Biz bunları yaşarken bir de ne görelim, İzlanda’ya giden millilerimiz havalimanında saatlerce bekletiliyor, sonra o malum fırça, önce tuvalet fırçası sandığımız sonra bulaşık fırçası olduğu anlaşılan “fırça olayı” yaşanıyor. Tarihin cilvesine bakın ki, İsviçre maçının başrol oyuncusu Emre bu kez ırkçı bir saldırıya uğruyor, mikrofon yerine kendisine fırça uzatılıyor. Olayın son derece çocukça bir davranış, sosyal medya sosyopatlığının bir ürünü olduğu ortada.
Ama o fırça bir bakıma bizim toplumsal düşünce yapımıza tutulan bir ayna oluyor aynı zamanda. Olayın sonrasında o fırçalı şahıs aranıyor taranıyor ve bulunuyor. Türkiye Milli Takımı forması giyip “En büyük Türkiye” diyor kameraların karşısında. Bu da bir başka komedi. Bize özgü nedamet getirtme. Ardından bu kendi halinde sıradan adam sosyal medyada hiç ummadığı üne kavuşuveriyor. Bir sünnet olmadığı kalıyor.

Kendimize de bakalım
Bir de İzlandalı yetkililer tarafından havalimanında 3 saat bekletilme olayı var. Tabii hoş bir durum değil. Hoş değil de, gösterilen reaksiyona bakın. Meğer herkes böyle bir olayı bekliyormuş. Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak herkes şiddetli protesto demeçleri veriyorlar. Sıradan vatandaşlar sosyal medyayı inletiyor. Olay neredeyse İzlanda ile aramızda siyasi bir krize dönüşüyor. Sanırsınız İzlanda, Türkiye’ye savaş açmış, toprağımıza girmiş. Sanki bir yetkili geçecek diye yollarda saatlerce bekletilmeyen, mahkemeye çıkmak için aylarını, hatta yıllarını hapiste geçirmeyen bir toplumuz... O kadar olay oluyor ülkede, o kadar mağduriyet yaşanıyor hiçbirine vermediğimiz tepkiyi mikrofon yerine fırça uzatan yabancıya gösterdik. Çok sevdiğimiz mağduriyet psikolojisine sarılmamız bir tür kendi yaptıklarımızı bilinç altında haklı çıkarma çabası olmasın sakın.  


Yazarın Son Yazıları

Yerli, milli ve yabancılı 10 Ağustos 2020
Başakşehir dersleri 23 Temmuz 2020
Teşvik nedir bilmeyenler 17 Temmuz 2020
Rus ruleti 10 Temmuz 2020
Eski virüs: Transfer 2 Temmuz 2020
Burak’la kolay 27 Haziran 2020
Ağlayan çocuklar 26 Haziran 2020
İcraat zamanı 19 Haziran 2020
Yoklar varlar 14 Haziran 2020
Yeni anormal 23 Mayıs 2020
Risk çok büyük 14 Mayıs 2020
Girdik bir yola 7 Mayıs 2020
Para, para, para 27 Nisan 2020
Normale dönmeyelim biz 11 Nisan 2020