Olaylar Ve Görüşler

MEB’e ‘paralel’ mi geliyor?

29 Haziran 2016 Çarşamba

Türkiye Maarif Vakfı Kanunu, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu vakıf ile adeta “paralel” bir Milli Eğitim Bakanlığı oluşturulması hedeflenmektedir.

Siyasal iktidar son iki hafta içinde toplumun geleceği için tehlike oluşturabilecek derecede takdire açık hükümler taşıyan yasa tasarılarını TBMM’ye gönderdi. Bunlar; şirketlere kayyım tayini ve kayyımların yetkilerinin genişletilmesi ile ilgili maddeler, Danıştay ve Yargıtay üyelerinin kanun emri ile görevlerinden ayrılmalarına ilişkin kanun ve Maarif Vakfı’nın kurulmasına ilişkin kanundur.
Her üç düzenlemenin Gülen Cemaati’ne bağlı kişi ve kuruluşların tasfiyesine yönelik olduğu iddialarına rağmen, hukuk dışı uygulamalara yol açabilecek takdiri hükümlerin varlığının toplumda endişe yarattığını, yaşam güvenliğini, mülkiyet hakkını tehdit ettiğini, mutlaka geri çekilmesi gerektiğini söylemeliyim. Bu yüzden de toplumların geleceğini, çocuklarımıza verilen eğitimin niteliği ve kalitesinin belirleyeceği gerçeğinden yola çıkarak öncelikle TBMM’de kabul edilen Maarif Vakfı Kanunu hakkında değerlendirme yapmayı uygun gördük.
MEB’in yetkileri veriliyor
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetkilerine sahip, yöneticilerini siyasal iktidarın tayin edeceği, devletin mali kaynaklarından büyük ölçüde yararlanan böyle bir vakfa neden gerek duyulduğunu anlamak mümkün değildir. Bakanlığın görev ve yetkisinde olan hemen her konunun aynı zamanda vakfın yetkisine verilmiş olduğu görülmektedir. Her kademedeki eğitim öğretim kurumu ve sayısız dini vakıf ve dernek dindar ve kindar nesiller yetiştirmek için uğraşırken, kanun yoluyla yeni bir vakfın büyük imtiyazlarla kurulması bu konudaki endişelerimizi arttırmıştır.
Vakfın yetkileri ne olacak?
Maarif Vakfı yurtiçinde ve yurtdışında okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede eğitimin ihtiyaç duyduğu okul ve yurt benzeri tesisler açmak, bu tesisleri satın almak, devralmak, öğrencilere burs ve ayni destekler sağlamak, eğitmenlik, danışmanlık gibi görevleri üstlenecek kadroları yetiştirmek, Bakanlığın uygun gördüğü eğitim programlarını geliştirmek, üretmek gibi faaliyetlerde bulunmak gibi yetkilere sahip olacaktır.
Mantıkdışı
Bu kurumlarda görev alacak eğitmenleri yetiştirmek dahil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetkisinde olan eğitim kurumu açma ve eğitimle ilgili her türlü eylem ve işlemde bulunma yetkisini, doğrudan siyasal iktidara bağımlı, idari ve mali bakımdan devlet denetimine tabi olmayan olağanüstü yollarla kurulan bir özel tüzelkişiye verilmesinin arkasındaki nedenleri mantık yolu ile açıklamak mümkün değildir.
Devlete ait bu yetkileri kullanacak vakfın siyasal iktidarın güdümünde çalışan ve devlet denetimine tabi olmayan organlar yoluyla yönetileceği anlaşılmaktadır. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca atanan yedi daimi üye ile çeşitli bakanlıklardan ve YÖK’ten atanan beş üye karar organı olarak mütevelli heyetini oluşturur. Mütevelli heyet üyeleri 72 yaşını dolduruncaya kadar görev yaparlar. Bu heyet, vakıf senedinde gerekli değişiklikleri yapmaya, eğitimin kalitesi ve niteliği ile ilgili kararlar almaya, icra organı olan yönetim kurulunu seçmeye ve görevden almaya, birimlerin alacağı ücretleri, harcırahları, yollukları belirleme dahil her konuda yetkilidir.
1 milyon TL aktarılacak
Vakfa, MEB bütçesinden 1 milyon TL aktarılacak ayrıca Bakanlar Kurulu Kararı ile genel bütçeden ve ilgili kamu kurumlarından aktarılan tutarlar diğer bağışlar arasında yer alacaktır. Kaynakların kullanımı ile ilgili denetim yetkisi sadece vakfın denetim kuruluna aittir. Maliye Bakanlığı’nın, Sayıştay’ın veya devlete ait bir kurumun denetim yetkisi yoktur.
Anayasaya aykırı olarak özel bir tüzelkişiye olağanüstü imtiyazlarla yetki devrini içeren bu kanunun her zamanki gibi AKP milletvekillerinin parmak hesabı çoğunluğuyla gece vakti Meclis4ten geçmesi mümkün olmuştur. Devletin mali kaynaklarından yararlanarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütün görev ve yetkilerini olağanüstü imtiyazlarla kullanan, denetime de tabi olmayan böyle bir vakfın kurulması anayasaya aykırıdır. İptali gerekir.

Prof. Dr. AYSEL ÇELİKEL
ÇYDD Genel Başkanı


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları