Dün, bugün: Kaddafi’nin ‘Yeşil Kitabı’ ve hançeri

04 Temmuz 2017 Salı

1974 Barış Harekâtı sonrası: Ecevit bir “Karaoğlan”, günün kahramanı. Milli Görüşçü Erbakan da öyle.
Prof. Yüksel Ülken’e Başbakan Ecevit’ten bir mesaj geliyor: acaba İktisat Fakültesi Mezunlar Derneği Yeşil Kitap için bir toplantı yapabilir mi? Dernek Başkanı Ülken ile buluşuyoruz, ben de dernekle ilgiliyim. Ülken bana, “Ecevit’ten böyle bir mesaj var, yapabilir miyiz” diyor. Ben de “Aman Yüksel Hoca, derneğin pozisyonu belli, bizlerin durumu belli, bizi tefe koyarlar vallahi, Ecevit’i oyalamaktan başka çaremiz yok” diyorum ve karşı koyuyorum. Tamam, Kaddafi ABD’nin ambargosuna karşı bize gereken askeri malzemeleri vermiş, ona borcumuz var, onu seviyoruz. Ama bilim insanları olarak “Yeşil Kitap”ı akademik bir seminerde ele almak apayrı bir şey.
Olayın ayrıntılarını “Yolumun Kesiştiği Ünlüler”de anlattım. (*) Ve o Kaddafi önce, başta İtalya ve Fransa olmak üzere petrolün hatırı için ABD ve İngiltere tarafından bile destekleniyor. Sonra da “Arap Baharı” ile birlikte ABD tarafından, dünya kamuoyunun gözleri önünde linç ettiriliyor.
Ve “hem kahraman, hem hain(!)” Kaddafi’nin hançeri 10 milyon dolara bizim pazarda satılıyor. Sezar’ı öldüren Brütüs’ün hançeri bulunsa, kim bilir kaça giderdi?
1974’te Ecevit haklıydı: Kaddafi emperyalizmin Türkiye’ye koyduğu ambargoyu delerek bize destek vermişti.
Son 5-6 yıl içinde Ankara olarak biz ne yaptık: Emperyalizmin “Arap Baharı!” operasyonunun bir parçası olduk: Bize 1974’te ambargo koyanlarla birlikte Kaddafi’nin linç edilmesi ve Libya’nın üçe bölünerek parçalanması için İzmir’i komuta merkezi yaptık. Üstelik başta, “NATO’nun Libya’da ne işi var” dememize rağmen!
Ve emperyalizm tarafından BOP uğruna linç edilen, bizim 1974’teki “kahramanımız” Kaddafi’nin hançeri, “pazarda kaç para ediyor” diye tartışıyoruz.
Acaba aynaya bakıp, “Kendi fiyatımızı da biçmemiz gerekmeyecek mi”?
Yeşil Kitap’tan Kaddafi’nin linç edilmesine giden yol aynı şekilde Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun da kaderini belirleyen bir süreçtir. Ankara-İstanbul yürüyüşü aynı zamanda, BOP’a ve emperyalizmin kumpaslarına karşı bir direnme hareketidir.
Büyük resim içindeki yeri çok önemlidir. Suriye’nin, Libya’nın, Kaddafi’lerin durumuna düşmek istemeyen, 80 milyonun içindeki “herkes”, Ankara-İstanbul hareketine omuz vermek zorundadır.

Dibeklihan’da, Yeşil Kitap’tan Köy Enstitülerine
Yeşil Kitap’lar yerine, Türkiye’nin çağdaş uygarlık değerlerine ve demokrasiye yönelmesini isteyen Atatürk Türkiye’si Köy Enstitülerini yaratmıştı. Bugün Ortadoğu’yu kana bulayan emperyalizm dün Köy Enstitülerine savaş açtı.
1-14 Temmuz’da Bodrum’daki Dibeklihan’da çok seçkin bir uzman kadrosu ile bu konu tartışılıyor. Üniversitelerin yapamadığını Dibeklihan yönetimi başardı.

(*) Erol Manisalı, “Yolumun Kesiştiği Ünlüler”, syf. 11, Kırmızı Kedi, 2017  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları