Benden ne olur? Benden en iyi ben olur!

Kendin olmak, gözlerinin içi gülerken fayda sağlamak, iddialı bir romantik komedi, bir yandan sorguluyor, bir yandan hoşça vakit geçirtiyor, Türk filmlerini özleyenlere.

14 Ocak 2022 Cuma, 04:00
Benden ne olur? Benden en iyi ben olur!
Abone Ol google-news

Çocukken kız çocuklarına fincan takımı, erkeğe ise kuvvet sembolü içeren oyuncaklar verilir ki toplum içinde yerlerini bulsunlar. Kadın birey, toplumun dogmaları içinde kendini bulabilme savaşında hele ki “kendi ve doğal” biriyse sıradanlar arasında zaten kaynamaya ve zarar görmeye doğuştan meyillidir. İlk çağlarda beliren avcı toplum kültürünün, erkek getirir, kadın evde çocuk bakar ve yemek pişirir zihniyeti çoktan çözüldü. Hele hele “Benden ne olur?” filmindeki Sertap (Hazal Kaya) karakteri gibi güçlü kadın profilinde kendi hesabını kendi vermek isteyen kadını, hayat bazen aşkla, bazen iyiliği ile sarsar ve acıtır. Savrula savrula dönen hayatlarımızda karşımıza çıkanlar ders niteliğinde gelir ve bizi, yeniden biz yapar.

İyi bir eğitim alıp kendi ülkesinde ayakta kalmaya çalışan genç kadın, gerçekten ünlü birini severse ve sevildiğini sandığı noktada araya popüler tüketim kültürü girerse neler olur? Fatih Aksoy ve beraberinde, Kerem Çatay ile Jinnie Choi yapımcılığı üstlenmiş.

“Sevişmeden uyumayalım” gibi aşina olduğumuz, içimizi ısıtan şarkı yumakları gibi yer yer, Sezen Aksu ve diğer sevilen eserler ile bezenmiş sahnelerden; “Kendimiz olalım, el ele, olaysız çıkmayalım” gibi dillere düşecek, yeni eserler de karşımıza çıkarıyor.

Aslı Kızmaz’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve Amerikan romantik komedileri ile yarışacak hatta bizi, bize anlattığı için daha da iyi iş çıkmış olan  “Benden ne olur?”da, Hazal Kaya, Onur Tuna, Tarık Pabuççuoğlu, Enis Arıkan, Elçin Afacan, Nur Fettahoğlu, Cem Belevi, Selin Şekerci ile yönetmen Murat Şenöy, izlenecek bir film kotarmış.

Malum sahne insanları alkış ile beslenir, göz önünde olmak ve hangi konumda olursa olsun, iyi olandan, pozitif olandan yararlanır. İşte burada sevdiğimiz gerçek sevdiğimiz mi, yoksa beslendiğimiz mi? Sorusu çıkıyor. Mucize aşk, sevgi, nereye evrilir ama “İlişkine sahip çıkacak kadar gücün yoksa o topa girmeyeceksin!” der, kadın. Dolayısıyla birçok soruya yanıtları sahne içine ustaca saklamış, yönetmen. Defalarca aşk uğruna affedilen, seveni ne zaman anlar? Sevilmekten kaçanlara da kılavuz bir film ve sosyolojik bakımdan da sorgulatacak sahneleri ile iki saatlik Türk yapımı film vizyonda gişe yapacak mı? Kim bilir, hava kar havasına dönüşürken iyi gelmez mi? Kesinlikle, ilaç gibi gelir!