Türkiye'nin AKP'li ile geçirdiği son 24 yıllık ekonomi sürecinde klasik kamu yatırımları yerine Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ve Yap-İşlet-Devret (YİD) modellerine dayalı bir yapı inşa edildi. Otoyol, köprü, havalimanı ve şehir hastaneleri gibi büyük projelerin ana yüklenicileri olan kamuoyunda 5'li çete olarak da ifade edilen beş büyük holding, devlet tarafından sağlanan vergi muafiyetleri, teşvikler ve Hazine garantileriyle büyüdü.
128 KEZ VERGİ MUAFİYETİ
TBMM kayıtları, Ticaret Bakanlığı verileri ve Sayıştay raporlarına göre, söz konusu holdinglere 2010-2020 yılları arasında 128 kez Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi (VRHİB) verildi. Bu kapsamda Kolin İnşaat 36, Cengiz İnşaat 30, Makyol 24, Kalyon 19 ve Limak 19 kez istisnadan yararlandı.
İhracatı ve döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemek amacıyla uygulanan VRHİB sistemi, uygulamada büyük altyapı projelerinde maliyetleri düşüren ve belirli şirketlere avantaj sağlayan bir mekanizmaya dönüştü. Bu dağılımın kamu ihalelerinde rekabet koşullarını bozduğu ve kaynakların belli şirketlerde yoğunlaşmasına yol açtığı değerlendiriliyor.
VERGİ CEZALARINDA YÜZDE 98,8'LİK İNDİRİM
Vergi Usul Kanunu kapsamındaki uzlaşma mekanizması da sermayeye tanınan ayrıcalıklar arasında öne çıkıyor. 2010 yılında yapılan bir uzlaşma kapsamında, toplam 615,9 milyon TL'lik vergi cezasının 7 milyon TL'ye indirildiği ve yaklaşık yüzde 98,8 oranında silindiği kayıtlara geçti.
138 MİLYAR DOLARLIK KÖİ YÜKÜ
Kamu-Özel İşbirliği modeliyle hayata geçirilen büyük projelerin toplam yatırım maliyeti 138 milyar doları aştı. Ancak dövize endeksli garanti ödemeleri nedeniyle bu projelerin Hazine'ye maliyeti çok daha yüksek seviyelere ulaştı.
Osmangazi Köprüsü'nün yaklaşık 1,5 milyar dolarlık maliyetine karşılık toplam ödeme yükünün 10 milyar dolara ulaştığı belirtilirken, 1915 Çanakkale Köprüsü için verilen araç geçiş garantilerinin gerçekleşmemesi nedeniyle bütçeden milyarlarca lira ödeme yapıldı. Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi projelerde de garanti ödemeleri ve kur farkları kamu maliyesine ağır yük oluşturdu.
"200 MİLYAR DOLAR" NASIL HESAPLANDI?
TBMM gündemine taşınan 200 milyar dolarlık rakam, doğrudan silinen vergi borcunu değil, kamu ihaleleri, hazine garantileri, vergi muafiyetleri ve teşviklerin toplam büyüklüğünü ifade ediyor. Söz konusu rakam, yaklaşık 204 milyar dolarlık proje hacmi, dövize endeksli garanti ödemeleri ve vergi istisnalarının toplam etkisini yansıtıyor. Bu durum, kamu gelirlerinin tahsil edilmemesi yoluyla dolaylı bir kaynak transferi anlamına geliyor.
SİLİNEN BORÇLARLA YAPILABİLECEKLER
Sermayeye aktarılan bu devasa kaynakların alternatif kullanım alanları, Türkiye’nin eğitim ve sağlık altyapısında yaratabileceği dönüşümün boyutlarını gözler önüne seriyor. Sermaye gruplarına sağlanan muafiyetler ve offshore hesaplara aktarılan kârlar devletin kasasında kalsaydı; güncel kurla yaklaşık 9 trilyon 116 milyar 760 milyon TL’ye ulaşan bu kaynakla kamu yararına inşa edilebilecek yapılar şu şekilde:
| Yatırım Kalemi | Yaklaşık Birim Maliyet (Güncel) | Yapılabilecek Toplam Adet |
| 24 Derslikli Devlet Okulu | 103,1 Milyon TL | 88.379 |
| 1000 Yataklı Şehir Hastanesi (İnşaat) | 9 Milyar TL | 1.012 |
| 1000 Kişilik KYK Öğrenci Yurdu | 719,5 Milyon TL | 12.670 |
| Çam ve Sakura Şehir Hastanesi | 67,4 Milyar TL | 136 |
| Osmangazi Köprüsü (Yapım) | 66,140 Milyar TL | 137 |
| Marmaray Projesi | 196,640 Milyar TL | 46 |
| 6 Şubat Depremleri toplam maddi hasar | 2,547 Trilyon TL | 3 |
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve resmi kaynaklara göre 23 bin 453 yurttaşın hayatını kaybettiği, 30 bin 762 yurttaşın yaralandığı depremlerle ilgili Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından oluşan maddi hasar ile ilgili araştırma yapıldı.
Araştırmada, tüm illerde ortaya çıkan konut hasarının 57 milyar dolar olarak hesaplandığı ifade edilmişti.
Sermayeye yönelik vergi aflarının büyüklüğünün Kahramanmaraş merkezli depremlerin ekonomik maliyetinin yaklaşık 3,5 katına ulaştığı ortaya çıktı.
VERGİ YÜKÜ EMEKÇİDE
2026 yılı bütçe hedeflerine göre gelir vergisi tahsilatının 3 trilyon 558 milyar TL, ÖTV gelirlerinin 2 trilyon 549 milyar TL, kurumlar vergisinin ise 1 trilyon 740 milyar TL olması öngörülüyor. Bu veriler, dolaylı vergilerin toplam içindeki payının yüksek olduğunu ve vergi yükünün büyük ölçüde tüketici ve çalışan kesim üzerinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Yeniden değerleme oranının yüzde 25,49 olarak belirlenmesiyle motorlu taşıtlar vergisi gibi kalemlerde artış yaşanırken, icra dosyası sayısının 25 milyona yaklaştığı kaydedildi.
AKP iktidarının 2002-2026 döneminde uyguladığı ekonomik model, kamu kaynaklarının kullanımı, vergi politikaları ve gelir dağılımı açısından yoğun eleştirilere maruz kalıyor.

